Cinayet isleme hakki
12 Eylül döneminde, basta Diyarbekir 5 No’lu, olmak üzere, Mamak, Metris, Elaziz, Erzurum gibi birçok askeri hapishanede devletin insanlik disi yaptirimlari sürerken, Donanma ve Sikiyönetim Komutanligi Gölcük Güllübahçe Askeri Cezaevi yönetiminin tutuklulara davranisi epey farkliydi, hatta insaniydi.
1983 yili sonlari olmaliydi. Bir gece kogusumuzdaki televizyonda bir kovboy filmi izlemistik. Filmde, bütün kovboy filmlerinde oldugu gibi serif yardimcisi olan bazi kötü adamlar, bir cinayet islemis ve cinayetlerini kasabaya yeni gelen bir yabancinin üzerine atip tutuklatmislardi. Serif, sanigin mahkemede yargilanmasi için eyalet merkezinden kasabaya bir hâkim gelmesini ve beklenmesini istiyordu. Serif yardimcilari ise, kasaba halkini da kiskirtip harekete geçirerek, suçlu bulduklari yabancinin hemen asilmasini istiyorlardi. Ayni zamanda hapishane bölümü de olan serifin ofisine girip adami ele geçirmeyi basaramayinca, yangin çikararak binayi bir kül yigini haline getirdiler.
Bunun üzerine harekete geçen serif, elebasi konumundakilerin hepsini tutuklayarak mahkeme edilmek üzere hâkim karsisina çikardi. Yargilama bitip de suçlari sabit görülenler hakkinda idam karari verilmek üzereyken, yakilarak öldürüldügü sanilan yabanci sürpriz bir sekilde ortaya çikinca, adamlara idam yerine öldürmeye tesebbüs suçundan ceza verildi.
Adam bir yolunu bulup hapisten kaçip canini kurtarmisti, ortaya çikmasaydi adamlar cinayet isledikleri için asilacaklardi. Ama bizim kogus arkadaslari adamin ortaya çikisina çok öfkelenmislerdi. Efendim, bu asagilik herifler asilip gebertilmeyi hak etmisken, ne gerek vardi ortaya çikip ben yasiyorum demeye? Biraksaydi bu pislikler asilip temizlenmis olacaklardi.
Arkadaslarima, bizim idam cezasina karsi oldugumuzu, yani kimsenin kimseyi asmaya hakki olmadigini, dolayisiyla bizim de kimseyi asmaya hakkimiz olmadigini falan anlatmaya çalismistim. Birkaç ay önce bir gece yarisi yanimizdan götürülüp asilan 4 genç arkadasimizdan söz etmis ve filmdeki adamlar ne kadar kötü olsalar da -ki gerçekten adamlar çok igrenç tiplerdi- asilmalari gerekmiyor mealinde bir seyler söylemistim.
Geçtigimiz hafta, 27 Eylül günü Almanya’nin Ingolstadt sehrinde yasayan Batman/Kozluklu bir Kürt genci, Türkiye Almanya iliskilerini, Tayyip Erdogan’in Almanya ziyaretini ve Abdullah Öcalan’in Imrali Cezaevi’ndeki kosullarini protesto etmek amaciyla, kendisini yakarak hayatina son verdi.
Bu eylemden bir ders veya örnek bir davranis olarak yararlanilabilir mi? Böylesi bir dehset eylemi, siyasi gerekçelerle hakli bir eylem biçimi olarak ifade edebilip kutsanabilir mi?
Cinayet kelimesinin manasi, TDK sözlügünde ‘adam öldürme, adam öldürme derecesinde agir suç’ olarak tarif edilmis. Adam denilmesini dogru bulmadigim için baska sözlüklere de baktim ve Wikipedia’nin, ‘bir kimsenin baska bir kimseyi bilerek öldürmesi eylemi’ olarak yaptigi tarif, bana daha mantikli geldi. Zaten yeni ceza kanununda da adam kelimesi terkedilerek, insan tercih edilmis.
Yukaridaki tariften yola çikarsak, bir insanin kendisini yakarak hayatina son vermesi de bir öldürme fiili olarak düsünülebilir mi? Daha önceleri de aynilari yasanmis olan bu intiharlar, bedenini yakarak kendisine karsi dayanilmaz bir iskenceyi de yasatmak suretiyle islenen birer cinayet sayilmaz mi?
Yine ayni günlerde, 26 Eylül 2018 tarihinde Bingöl merkeze bagli Dugernan köyünde 32 yasindaki Mahmut Bazencir kayboluyor. Çevrede aramalar yapan yakinlari, ancak 4 gün sonra Bazencir’in kursuna dizilmis cesedini bulabiliyorlar.
27 Eylül günü PKK’ya yakinligi ile bilinen bir yayin organinda, ‘HPG: Mahmut Bazencir adli kontra, Bingöl’e bagli Dugernan köyünde güçlerimiz tarafindan cezalandirilmistir’ açiklamasi yer aliyor.
Net bir ifadeyle cinayeti sahiplenen HPG’nin bu açiklamasinin ardindan 1 Ekim günü PKK bir açiklama daha yapiyor ve bu kez Mahmut Bazencir’in ‘yanlislikla’ öldürüldügü belirtilerek söyle deniyor:
’31 Agustos 2017 tarihinde Bingöl merkeze bagli Dügernan (Alincak) köyünde korucular ve gerillalarimiz arasinda çikan bir çatisma sonucunda Servan Siverek yoldasimizin sehit düstügünü, ayni olayda bir korucunun da öldürüldügünü ve bu olayda düsmanla isbirligi yaptigi düsünülen Mahmut Bazancir’in 27 Eylül 2018 tarihinde cezalandirildigini kamuoyuna duyurmustuk. Ancak geçen bir yillik süre zarfinda olay hakkinda yapilan inceleme ve sorusturma neticesinde bu eylemin güçlerimiz tarafindan yanlis bir anlasilma sonucu gerçeklestigi, Bazancir’in tesadüfen üst üste gelisen olaylar silsilesinden dolayi düsmanla isbirligi yaptiginin sanildigi, fakat yapilan sorusturma sonucunda Mahmut Bazancir’in yurtsever bir çevreden olup ajan olmadigi tespit edilmistir. Bu nedenle basta aile fertlerine, aile çevresine ve tüm halkimizdan özür diledigimizi belirtiyor, bassagligi diliyoruz.’
Hem kendinize cinayet isleme hakki taniyacaksiniz, hem de sanki yanlis bir adrese gidilmis gibi, yanlis bir bilgi açiklamis gibi, yanlislikla cinayet islediginizi açiklayip, utanmadan özür dileyip bassagligi dileyeceksiniz. Peki, bunun düzetilmesi mümkün mü, öldürdügünüz insanlar bir daha hayata dönebiliyor mu? Bazencir kaçinci yanlis cinayetinizin kurbani oldu?
Hiçbir kurumun veya kimsenin, suçu ne olursa olsun, bir insanin öldürülmesine karar verme hakki olamaz. Insan haklari savunuculari ve örgütleri, yillardir idamin bir ceza infazi olmadigini, aksine bir cinayet oldugu tekrar tekrar söyleyip kampanyalar düzenliyorlar. Bundan sadece devlet mi etkilenmeli, sizin bazi muafiyetleriniz mi var; bu çabalarin size dönük hiçbir etkisi söz konusu degil mi?
Peki, oturup kalkip insan haklari ihlallerinden söz edip, magdur olduklarini düsündükleri her durumda insan haklari savunucularini harekete geçirmeyi ve Avrupa Insan Haklari Mahkemesi’ne gitmeyi ihmal etmeyen bir örgüt, hangi hakla insanlari kursuna dizip hayatlarina son verme hakkina sahip olabiliyor?
Hiçbir kurumun ve insanin sizi idam etme, öldürme hakki olmadigina göre, neden sizin hosunuza gitmeyen, hatta yanlislikla hosunuza gitmedigini zannettiginiz insanlari yakalayip kursuna dizme hakkiniz olsun? Kendinizi özgürlük hareketi gibi bir sifatla adlandiracaksiniz, ama insanlardan sadece size karsi itaat ve suskunluk isteyeceksiniz. Kimse sizin yanlis kararlariniza ve cinayetlerinize karsi sessiz kalmaya mecbur degildir.
Gerçeklestirdiginiz binlerce iç infaz ve cinayetleriniz karsisinda, yaydiginiz korku ve tehditlerinizle insanlarin sessiz kalmalarini bir ölçüde basarabiliyorsunuz. Hatta bu türden cinayetlerinize sempatiyle bakan destekçiler de bulabiliyorsunuz. Ama unutulmamasi gereken bir husus daha var. Bu güne kadar Stalin ve Hitler gibi dünyanin en büyük katillerini örnek alarak cinayetler ve zorbaliklarla, ortaliga kana bulayarak itaatkâr bir toplum insa etmeyi denemeye kalkanlar çok oldu, ama bu sekilde özgür ve demokratik bir toplum insa edildigine kimse sahit olmadi.
———————————————————–
Kürdistan 24 ‘ 10 Eki 2018
Ümit Firat