Demirtas’in cazibesi yeter mi?
Birkaç gündür memleketim Ayvalik’tayim. Malum, burasi CHP’nin kalelerinden biri. Tanidiklarimla konusuyorum. Aralarinda Izmir’den gelenler de var. Hemen hepsi bugüne kadar CHP’den baska bir partiye oy vermemis kimseler. Ancak ilginçtir çogu 7 Haziran’da HDP’ye oy vermeyi düsünüyor.
Niye? HDP’nin programini benimsedikleri için degil elbette. Söyle düsünüyorlar: HDP’nin baraji asmasi, AKP’nin Türk usulü baskanlik sistemi getirmesini önler. Güçlü bir sekilde meclise girmesi, HDP’yi bir ‘Türkiye partisi’ haline getirir; bir CHP’HDP iktidarina dahi yol açabilir. CHP’nin performansindan hayal kirikligi duyuyorlar; buna karsilik Selahattin Demirtas’i takdir ediyorlar. Büyük bir garez duyduklari AKP iktidarini ‘en iyi o silkeliyor ’ diyorlar.
Evet, 7 Haziran’da bütün ülkede CHP’den HDP’ye dogru hissedilir bir oy kaymasi yasanabilir. CHP’nin yaptirdigi, sonuçlari kulagima gelen bir yoklamaya göre HDP, CHP’den % 1,2, AKP’den % 2,5 oraninda oy çalacak. Belli ki, önce CHP Genel Baskan Yardimcisi ve Parti Sözcüsü Haluk Koç’un, ‘AKP ile HDP arasinda kapi önünde kavga, kapi arkasinda seçim isbirligi var. AKP-PKK çekismesi oluyormus algisi yaratilmaya çalisiliyor ’ demesi (4 Mart), ardindan Genel Baskan Kiliçdaroglu’nun ayni sekilde konusmasi (5 Mart) tesadüf degil. CHP’yi, HDP’ye kaybedilecek oylarin telasi sarmis olabilir.
Gelelim HDP’ye. Es genel baskan Selahattin Demirtas, haftalardir ‘Baraji asarak meclise girecegiz ve AKP’nin tek basina anayasa yapma tehlikesini biz bertaraf edecegiz!’ diyor. Peki HDP’liler baraji asip meclise gireceklerinden emin mi? Kürt çogunluklu bölgeden edindigim bilgiler söyle: Parti merkezine yakin HDP’lilere göre, bunu basarmak kendi ellerinde; ‘Istersek asariz ’ diyorlar. Onlara göre baraji asmak için sosyal demokrat egilimli CHP’lilerden, dindar-muhafazakar Kürtlere; sol’dan Hizmet Hareketi’ne yakin seçmenlere kadar genis bir yelpazeden oy almaya yönelik bir strateji izlenmesi gerekiyor. Bunun için de seçime bu kesimlerin benimseyebilecegi adaylarla girilmeli.
Ne var ki, ayni HDP’liler adaylarin kimin tarafindan belirleneceginden emin olmadiklari gibi Kürt siyasi hareketinin baraji asmayi isteyip istemedigi konusunda da kuskulu. Zira hareket içinde bu konuda üç farkli yaklasim oldugu görülmekte: 1) Demirtas ve HDP yönetimine göre, Kürt taleplerini elde etmenin en etkin yolu meclise girmekten ve siyasi mücadeleyi esas almaktan geçiyor. 2) Hareketin dogal lideri, Imrali’da hükümlü Abdullah Öcalan barajin altinda kalinmasini, böylelikle AKP’ye anayasayi mecliste ya da referandumla degistirme imkani verilmesini yegliyor. Bu sekilde Erdogan’in Kürtlere istediklerini verebilecek güce ulasacagini hesap ediyor. (Basbakan Yardimcisi Bülent Arinç’in Demirtas’i ‘Öcalan’i itibarsizlastirmaya çalismakla’ suçlamasinin, Erdogan’in ‘Bunlar iki maymunu oynuyor ’ demesinin, AKP sözcülerinin Demirtas’i çözüm sürecinin engeli ilan etmelerinin nedeni herhalde bu.) 3) Hareketin fiili lideri Kandil ise, meclis disinda kalinmasina, böylelikle Kürtlerin kendi bölge parlamentolarini kurmalarinin mesruiyet kazanmasina öncelik veriyor.
Evet, rejimin gelecegi Kürt siyasi hareketinin elinde. Ne var ki, yukaridaki varsayimlar dogru ise, sorulmasi gereken sorular sunlar: HDP, baraji geçmek için gereken çabayi gösterecek mi? Diyelim ki (gerekli çabayi göstermese dahi) baraji geçti; dizginler kendisinin mi, yoksa Imrali ya da Kandil’in elinde mi olacak? Dizginler kendi elinde olmayacaksa (ki buna inanmak için her türlü neden var) meclisteki HDP, iktidari elinde tutmak için herseyi göze alabilecek olan Erdogan ile bir al’vere girmez mi? Ya da Kiliçdaroglu ile Koç’un söyledikleri dogru çikar mi?
——————————————
Zaman-7 Mart
Sahin Alpay
