Makale

DEMOKRAT OLMAK

“Hallerimizin pek de ‘olagan’ olmadigini biliyoruz galiba… Herkes Olaganüstü Hal’in yasal açiklamalarini yapiyor… Bilmek isteyenler için… Valla hayatimda o kadar çok ‘Sikiyönetim’, ‘Olaganüstü Hal’ yönetimi, o kadar çok darbe yönetimi yasadim ki… Bir tanesi bile gülerek hatirlayacagim bir hatira birakmadi bende… Bu ‘hal’in olabildigince kisa sürmesini, hukuk kurallari ve insan haklari kurallari içinde yürütülmesini umut ediyorum… Olmazsa ne mi olur… Bir deney daha yasamis oluruz… O kadar… ‘Haller’ olagan olmadiktan sonra, yönetimin adinin ne önemi var… Bekleyelim görelim…”

10 gün geçti bu satirlari yazdigimdan bu yana… Darbe tesebbüsüne hakli olarak karsi olmayi, darbe tesebbüsü karsisindaki dik durusuyla darbecilere karsi halki sokaklara döken Tayyip Erdogan’a bu konuda destek vermeyi, Tayyip Erdogan’in artik her dediginin, her önerisinin, her kararinin kutsanmasi olarak anlayanlarin yazdiklari, çizdikleri, konustuklariyla doldu bütün medya dünyasi… Anlasilan, bu durum daha da böyle sürecek…

Bu takim, bir de amorf bir “sol” kavramiyla savasmaya devam etmekte… Donkisotvari bile degil… Kimse bu “sol” her musibetin, her derdin, her olumsuzlugun sorumlusu… Hani neredeyse, “boynu vurula”yi hak eder durumda… Bu konuda çok yazdim… Hiç bir zaman da böyle kimi kastettigi belli olmayan bir “sol” üzerine bir sey yazmadim… Kim bu “sol” denilen ve her musibetin sorumlusu olan… Kendine “sosyaldemokrat” diyen CHP mi? Adinin basina “komünist” kelimesi ilave eden ve Kemalizm’den, milliyetçilige kadar her türlü “sola yabanci” ideolojiyi kendine rehber edinenler mi? Basi külahli, eli silahli, sehrin belli mahallelerinde “kovboyculuk oynayan” deFrimciler mi? Kürt hareketinin 40 yillik mücadelesi teslim edilen Kürkçüoglu’lar ve esbaskanlar mi? Kendilerine “akademisyenler” ya da “aydinlar” diyerek arada bir bildiri yayinlayanlar mi? Neredeyse 27 Mayis darbecileri bile ‘sol’ bunlara göre… Bu sorular uzar gider…

Türkiye’nin Marksist solunun, Komünistlerin ve sosyalistlerin tarihi tavirlarinin elestirisi ayri bir sey… Ben de bir çok yaziyla bu elestirilere katiliyorum… Ama, sanki yüzyila yakindir bu ülkeyi Marksistler, komünistler, sosyalistler yönetmis de, bütün musibetlerin sorumlusu onlarmis gibi bir tavir içinde bugün hakim tarafin amigolari… Anayasa’da yapilan küçücük degisiklikler için “yetmez ama evet” diyenler de bu sözünü ettigim “sol takim”in insanlari degil miydi… Aralarindan bazilari sonradan “pisman” olup, “kandirildik” dese bile, bu gerçek degismez ki…

Basarili bir darbe karsiti direnisten sonra, OHAL durumlarinda, her türlü “yeniden kuruculuk” imkanlari varken, yepyeni, köküne kadar demokratik, toplumun tümüne yakinini kucaklayacak olan bir anayasa çalismasi var da, buna karsi mi çikiyor bu ülkenin Marksist sol geleneginden gelenler… Buyurun… Hodri meydan… Her sey o kadar kolay ki… Yapin yepyeni bir anayasa… Özgür, demokratik, insancil, barisçi, dünyaya örnek olacak bir anayasa… Elinizi tutan mi var… Bakin o zaman devlete sarilan yiginlarin nasil çogalacagini göreceksiniz… Yapin bunu… Ondan sonra da “topçu kislasini” mi yapacaksiniz… Daha fazla cami mi yapacaksiniz… Yapin onlari da…

Tarihe en basarili siyasetçi geçmenin kosulu, simdiye kadar olmayan kadar çok demokrat olmaktan geçer… Her derdin, her musibetin tek “antibiyotigi” demokrasidir… Tabi simdi bu yazdiklarimi da, taze suya tirit “demokrasi” çigligi atanlarla karistirmazsiniz umarim… Karistirirsiniz… Bilirim… Ama umurumda degil…

————————————————

Marmara Yerel Haber-2 Agustos

Ural Ataser

Back to top button