Makale

Demokratik Siyesette Israr Etmeliyiz

Tarihin tekerrür ettigi, söylemi bir tekerlemeden baska bir sey degildir. Tarihte hiç bir sey ayni sekilde cereyan etmez. Her olayin kendine has özellikleri vardir. Her sey görelidir, ayni zamanda. Zaman geriye sarilamadigina göre, mekan ayni olsa da olay ayni olmaz.

Bilindigi gibi son 11 aydan beri yine siddet sarmalinin içindeyiz. Yine, patlamalar,silah sesleri, ölümler, toplumu saran kaygi ve hüzün.Yine yollarda barikatlar,ve uzun arama kuyruklari. Doksanli yillarda, Diyarbakir ile Van arasinda ondan fazla arama noktasi vardi.Van- Hakkari arasinda da dokuz yada 10 arama notasi vardi. Her aramada tek tek insanlarin kimlikleri sorgulandigi için bir arama bazen saatlerce sürerdi.Keyfi tutum ve davranislar da cabasi. Belli saatlerde, bazi yollarda seyahat yasagi olurdu. Gecenin karanliginda seyahate kapali pek çok yol vardi. Öyle ki bu durum insanlari canlarindan usandirirdi. Pek çok insan acil bir durum olmadan, buralarda kara yoluyla seyahat etmezdi.
2005 yilindan bu yana, terditli olarak arama noktalari kaldirildi. 2013 ten 2015’in ikinci yarisina kadar tüm arama noktalari kaldirilmisti.

Bu günlerde, yine güvenlik nedeniyle,arama noktalari kurulmaya baslandi. Bu durum eskinin aynisi degil tabi. Güvenlik görevlileri, geçmise göre daha nazik ve daha dikkatli davraniyorlar. Ama yine de seyahat özgürlügümüze tahdit gelmistir.

1985-2001 yillari arasinda meydana gelen köy bosaltmalari ve yayla yasagindan dolayi bölgede hayvancilik bitme noktasina, tarim da yapilamaz hale gelmisti. Bu durum beraberinde issizlige de tavan yaptirmisti. Zaten yoksul olan bölge, daha da yoksullasmaya baslamisti.

Iki binli yillarda siddettin ivme kaybetmesi ile, yaylalar serbest olmus, tarim ve hayvancilik yeniden canlanmaya baslamisti. Kismen yatirimlar da yapiliyordu. Siddet baslayinca yeniden yayla yasagi devreye girdi. Sermaye hizla bölgeden çekildi. Üretim biçakla kesilircesine, durdu. Bölge tamamen ekonomik krize girdi. Issizlik yeniden tavan yapiyor.

Bilindigi gibi medeniyet, insanin yerlesik hayata geçmesiyle basliyor. Insanlik en büyük gelisimini de baris dönemlerinde saglamistir. Savas ve siddet sadece öldürmekle kalmaz ayni zamanda yikicidir.Can ve mal güvenligi olmadigi gibi, özgürlükler de nefessiz kaliyor.

12 eylül darbesinden sonra ülkede tam bir dikta yönetimi vardi.Temel hak ve özgürlükler rafa kaldirilmisti. Ifade özgürlügü,düsünce ve örgütleme özgürlügü yoktu. Hukuk yoktu. Kaba güç, tüm sosyal ve siyasal yasami bloke etmisti. Yargisiz infaz,iskence, haksiz yakalama ve tutuklanmalar, yönetimin genel icraatiydi. Toplumun basina militarist bir balyoz inmisti. Ülkede tam bir zulüm egemen olmustu. Bu zulme karsi direnmek hem bir hakti hem de yüksek bir mesruiyet zeminine oturuyordu.
1999 da Türkiye’nin Avrupa Birligine tam üyelik basvurusundan sonra, yeni bir dönem basladi. Türkiye Avrupa müktesebatini peyder pey kabul etmege basladi. Özgürlükler alani genislemeye basladi. Fikir,düsünce ve örgütleme özgürlügü önündeki pek çok engel kaldirildi. Askeri vesayet kalkti. Bu gün pek çok legal Kürt partisi vardir. Verili kosullarda, ne siddete ihtiyaç kaldi,ne de siddetin mesruiyeti.Türkiye uluslar arasi sözlesmelerden dogan yükümlülüklerini yerine getirirse, hem demokrasi sorunu hem de Kürt sorunu çözüm bulacaktir.Bu nedenle legal demokratik zeminde yapilacak siyasal mücadele Kürt halki için de daha verimli ve elverisli sonuçlar yaratacaktir.

Hak-Par olarak biz, basindan beri siddettin, Kürt halkinin mesru taleplerine gölge düsürdügünü belirttik.Siddet zarar verici ve yanlis bir siyasi yöntemdir.Yanlista israr etmenin zarari da büyük oluyor. On binlerce genç insanimiz yasamini yitirdi. Binlerce köy ve mezramiz bosaldi.Milyonlarca insanimiz göç etti. Yüz binlerce insanimiz yillarini hapislerde, göz altinda geçirdi. Bunun telafisi yoktur.

Kürt sorunu ,ancak demokratik yollarla çözülebilir. Siddettin bir çözüm getirmedigini yaklasik 40 yillik pratikle anlamis olmamiz gerekiyor. Simdi sehirlerimizi de savas meydanina çevirmenin hiç bir manasi yoktur. Demokrasi,Insan Haklari ve Hukukun üstünlügü esas alinarak yol alabiliriz. Hak-Par tam da bunu gerçeklestirmeye çalisiyor.Aydinlik bir gelecek bizim de hakkimizdir. Bunun için demokratik siyasette israr etmeliyiz. 17.06.2016

Av.Abdulmenaf KIRAN
HAK-PAR Gnl.Bsk.Yrd.

Abdulmenaf Kiran

Back to top button