Dindarlarin tanrisi, solcularin putlari ve dogal hayatin normlari
Canlilar dünyasinda, insan olarak adlandirdigimiz topluluklar çesitlenerek, evrimleserek, düse kalka günümüze kadar ilkel yasam biçiminden modern yasama kadar çesitli evereleden geçerek geldi.
Bu süreçte kendi yarattiklari putlar ve tanrilarla kavgalar ederek tek tanrili dinlere kadar getirdiler.
Bu geçis kolay ve kavgasiz degildi elbet,Tek tanri ile kullari arasinda bir temsilcinin olma ihtiyacindan kaynakli peygamberlerin (elçinin) olmasi gerekiyordu ve günümüzün anayasasi dedigimiz hukuk normlari, tolumlarin birilkte beli ilkelerle yasamasinin saglanmasi gerekiyordu ve gerekiyor da.
Buna uymanin karsiligindan öbür dünyada cennet vaad ediliyordu, uymayanlarin da cehenmle cezalandirilacagini, bütün bunlara tanri karar verir deniliyordu ve diyorlar da.
Bu da günümüze kadar gelen kutsal kitaplarda yaziliydi ve hala yazili, binlerce yillik süreç içinden eklemeler ve degistirmelerle hala da günümüz dünyasina yön verebiliyor.
Tabii bütün bunlar kavgasiz olamiyordu, çagin gereklerine göre çözmeye kalkisiyorlardi.
Her çikis bir öncekine göre ileri adim olmakla birlikte eskisinden de tümüyle kopamiyorlardi, yani birbirilerini doguruyorladi diyebiliriz. Dini normlarin hayatinin her alanina mudahale etigini kabul etmiyen bireylerin, guruplarin ve toplumlarin mücadelesi sonucu, aydinlanma çagini yasayarak, tanri elçilerine ihtiyaç duymadan yasanabilirligi tolumlarina anlatabilenler, dinin felsefik ve ritul yönünde korudular. Toplumlarini bilgiye ve dogal yasama dayali inançli olma seçenegini sunarken, kimi topluluklarda henüz orta çag karanliginda bocalanarak gününü kurtarma derdinde olunca, zülüm, zorbalik ve barbarlikla dogal hayatin normlarinin önüne geçebileceginin çaresizligine kendilerini kaptirmis durumundalar.
Vicdanin insan içindeki tanri oldugunu unutan dindarlarin hüküm sürdügü diyarlardan sefaletin, acinin, haksizligin, adeletsizligin ve kendinden olmayanlara yapilan zülmün bir sebebinin olmasi lazim. Kanimca gelisen bilim ve teknigin karsisinda cennetin olabilme sansini kaybetmenin, itiraf edememe korkaliginin yan etkileri olsa gerek. Yoksa tanrinin yaratigina inandigi insana bu zülmü reva görmesi, gencecik suçsuz insanlari idam etmek, savunmasiz ve güçsüzlere saldirmak, sindirmek, yerinden yurdundan etmek tanri isi olmasa gerek, ama seytani oldugu kesin. Vicdani ceplerine ve uçkurlarina çalisanlar, ancak tanrisiz dindarlar olabilirler. Inancin safligi tanrinin yaratigi her seyi koruma gayretini gerektirir.
Solun temel ilkelerinden olan dogru bilgi, buna dayali dogal hayatin aksini insan ve doga eksenli yasanir kilmak, degisen çagin ekonomik iliskilerini baz alarak adilane olmasini saglamak, bireysel ve gurupsal hesaplarin genel toplumun çikarlarina uyarlamak, insan tanri iliskilerini bireysellestirmek, haksizliklara birlikte meydan vermemek varken, tanriyi insan seviyesine getirirken kendine tapinma veya birey kultlarina tapinarak, yargisizliklarla, haksizliklarla ve gurupçuluklarla topluma yön verebileceklerinin saskinligini hala anlamis degillerdir. Yoksa ayni gelenekten gelenlerin dört ayri parti kurmalarini, sol felsefeyi onlarca parçalara bölmelerini nasil anlatabiliriz.
Bütün bu olumsuzluklarin bir açiklamasi olmali diye düsünüyorum, yoksa bu kadar çarpiklik terslik bu toplumlara mahsus olamaz.
Dogal hayatin insanlara sagladigi bazi normal normlar vardir. Karnin doymasi, uykusunu alabilecek bir yataginin olmasi, sevisebilmesi, çalisip kendini geçindirebilecek kazancinin olmasi, koklamasi, tatmasi, dokunmasi, eglenmesi, gezmesi, okumasi, yazip çizmesi, düsünüp tartismasi, sarkilarini söylemesi, sahip olmasi gereken bir oyuncaginin olmasi, arkadasliklar kurmasi, inanmasi, sorgulamasi, karar verebilme hakkinin olmasi, ve kendi kendini yönetebilmesi, dahasi… kendisi olmasi lazim.
Bunlarin kisitlandigi, bastirildigi veya çesitli dogmalaradan kaynakli yasanilmadigi ve yasatilmadigi diyarlarin solcusu da , sagcisi da, dindari da, dinsizi de firsatçi ve acimasiz olur, seffaf ve adilane olma sansini yakalamalari zor olur. Bu olumsuzluklarin farkindan olan insanlar her kesimden de vardirlar, sorun bunlarin çogalamamasinda ama sonunda dogal yasam geçte olsa dogru haberi getirir, en önemlisi dogal yasamdan yana olabilmek.
Metin Can