Makale

Dis mihraklar

Murat BELGE

Bir yandan Tayyip Erdogan’in konusmalarinda, bir yandan da AKP adina konusmasina izin verilen baskalarinin söylemlerinde, ‘düsman’ kelimesinden ve kavramindan geçilmiyor. ‘Dis’ kelimesi çok yaygin. ‘Dis güçler’, ‘dis mihraklar’ her an gündemde; her seyin nihai ‘müsebbibi’ bu dis sifatiyla anilanlar oluyor. ‘Iç’ olup da can sikanlar eksik degil; ama onlar aslinda ipleri ellerinde tutamiyorlar. Onlar, ‘dis’ olanlarin oyuncagi ya da masasi. Kararlari ‘dis’ veriyor, ‘iç’ uyguluyor.
Bu kadar sik lafi edilmesine ragmen bu ‘dis düsmanlar’ hakkinda çok net bir bilgimiz ya da fikrimiz yok. Kimdir bunlar? ‘Dis düsman’ olmak disinda ayirt edilebilir bir kimlikleri var midir? ‘Faiz lobisi’ gibi sözler söylendiginde gene bu kimlik açiklanmis olmuyor. Bu ‘güçler’in somut sekli semaili hakkinda daha fazla bilgi edinemiyoruz. Tersine, ‘düsman’ daha da ‘esrarengiz’ bir hava (‘aura’) ediniyor: ‘Faiz’ kiliginda karsimiza çikiyor. Ama bir yandan da, ‘faiz kiligi’ diye bir sey yok.
Dolarin bir tuhaf serüveni var. Birileri (bunlar ‘uzman’ diye tanidigimiz birileri) ‘faizleri yükseltmeli ki dolar düssün’ diyor. Buna en siddetle karsi çikan Cumhurbaskani. O diyor ki ‘faizi yükseltirsen enflasyon yükselir.’ Oysa, önümüzde cereyan eden olaylara bakiyoruz. Faiz yükseliyor ve dolarin yükselisi duruyor. ‘Hükümet tedbir alacak, durum denetime alinacak’ diyorlar. ‘Tedbir’, ha bire faiz oraninin yükselmesi oluyor. Derken Cumhurbaskani yeniden agzini açiyor; örnegin son Britanya görüsmelerinde oldugu gibi, ‘Ben karar veririm’ diyor. Haydaa, dolari tutabilirsen tut! Dolar rekor kiriyor.
O zaman ne oluyor, ne konusuluyorsa, herhalde Cumhurbaskani da bir ölçüde ikna ediliyor, faiz orani yükseliyor, dolar duruyor. Bu kaçinci kere tekrarlandi birkaç yillik süre içinde. Verilen açiklama ‘dis güçler’ dolari yükseltiyor (ne yapiyorlar da yükseltiyorlar, anlamak mümkün degil. Ilgili bakanlardan biri de zaten ‘Ben tanimiyorum’ diyor.) Onlarin yükseltmek için ne yaptiklari belli degil ama bizimkilerin alçaltmak için ne yaptiklari belli, çünkü zaten her seferinde ayni sey yapiliyor. Aslinda, bütün bu olaylarda, Tayyip Erdogan’in konusmasi üstüne dolarin firladigini görüyoruz. Öyle ki, olaylara daha anarsist ve daha hasmane bir gözle bakiyor olsak, ‘Yahu, dis mihrak falan hikâye! Bunu yükselten bizim Cumhurbaskani’ da diyebiliriz.
Bunu söyleyince içime kurt düstü. Bu ‘dis mihrak’in yaptigi bazi islerde de bizim kendi payimiz olabilir mi, mümkün mü böyle bir sey? Örnegin AB çevreleri falan demokrasimizin yolunda yürümedigini söylüyorlar. -Biliyoruz tabii, iftira. Ama Ahmet Altan’a, Mehmet Altan’a, Nazli Ilicak’a ‘darbe yaptilar’, ‘darbe yapilmasina sübliminal katkida bulundular’, darbe yapanlarla ayni bakkaldan alisveris yapiyorlarmis demek ‘iltisaklari’ vardi türünden gerekçelerle ‘agirlastirilmis müebbet’ gibi hükümler verilmesinin, Osman Kavala’nin son derece suçlu bir kisi olarak tanitilip aylardir hakkinda bir iddianame hazirlanamamasinin (herhalde o kadar çok suç islemis ki iddianamesi aylar boyunca toparlanamiyor) bu gibi ‘iftira’larda bir payi olabilir mi- diye insanin aklina geliyor.
Tabii geldigi gibi gidiyor. Her yaptigini dogru yapan ve her seyin dogrusunu bilen bir hükümetimiz ve bir Cumhurbaskani’miz var.
Böyle olduguna göre ekonomi bozulma sinyalleri veriyorsa, isin basinda olanlar bazi yanlis kararlar verdikleri için degil, ‘dis mihraklar’ ekonomimizi sabote ettigi için öyle sinyaller veriyordur. Memlekette demokrasiden geçilmedigi halde (OHAL hainlerden baska kimsenin rahatini kaçirmiyor), ‘dis mihraklar’ Türkiye’de demokrasinin yok edildigini söylüyorlar.
‘Dis mihraklar’in bu ‘bukalemun’ karakteri de aslinda ise yaramiyor degil. Renkten renge, kiliktan kiliga giriyorlar. Bir gün PKK, bir gün FETÖ olup karsimiza çikiyorlar. Ne gün ne yapacaklarini bilmiyoruz. ISID’den bir anda PYD olabiliyorlar. Bütün bu ‘bin bir surat’ stratejinin tek bir amaci var: Tayyip Erdogan’i iktidardan uzaklastirmak.
Durum bu olunca, iktidarin da her an teyakkuz halinde bulunmasi gerekiyor. ‘Süb’ demeden ‘sübliminal’i tespit etmeli, aninda tepesine binmeli, malum müsadere etmelidir. Suret-i katiyede aman vermemelidir. Iz süre süre, isin basina ve elebasina kadar gidilmelidir. Hani, ‘inlerine girecegiz’ sözü var ya, inlerine girilmelidir. Artik¬ orada Merkel’le mi karsilasiriz? Baskanlik süresi bitince Obama oraya mi transfer olmustur? Yoksa Macron’u mu görevlendirmislerdir? Sasirtici durumlarla karsilasabiliriz (Bizim için sasirtici olur da büyüklerimiz biliyordur kim oldugunu.) Ama bu inlere girilmeden bu ‘dis mihraklar’ dagitilmadan bize rahat huzur yok.
——————————————-
T24, 2- 6-2018

Murat Belge

Back to top button