Dün ‘cinayet’ diyordu, simdi kendisi yapiyor!
Tarih, 27 Nisan 1995: ìÜçüncü köprü bir cinayettir. Böyle bir tesebbüs Istanbulíun çagdas kentlesmesi ve sehir içi ulasim sistemi için ölümcül sonuçlar dogurur.î
Tarih, 5 Eylül 1997: ‘Üçüncü köprü Istanbul’un ulasim sorununu çözmez… Üçüncü köprü, biraz politik, biraz ranta dayali… Köprü, kesinlikle çözüm degil. Çözüm tüp geçittir. Yan yana üç tüp geçitle, hem rayli tasimacilik, hem otomobil hem de agir vasita geçisi saglanabilir. Metro ve banliyö sistemleri entegre olmalidir. Bu ancak tüp geçitle mümkündür. Böylece istimlaklere neden olacak ve yesil alanlari azaltacak yol yapimina da gerek kalmaz. Üçüncü köprü yaklasik 650 milyon dolara mal olacaktir. Tüp geçit ise uzun vadede daha ucuzdur…’
Tarih, 29 Mayis 2013: ‘Istanbul’a üçüncü köprü yapimina karsi çikanlar, trafik çilesini bitirmek için hiçbir çözüm üretmediler.’
Simdi size, yukaridaki üç ayri demecin ayni kisiye ait oldugunu söylesem, ne düsünürsünüz?
Evet üçüncü köprüye siddetle karsi çikan da…
Aradan yillar geçtikten sonra kendisini ‘karsi çikanlar’in arasindan usta bir manevrayla çekip, onlari elestiren de ayni kisi…
Kim oldugunu tahmin edebiliyor musunuz?
Hep karsi çikti!
Edemiyorsaniz; ben söyleyeyim:
Recep Tayyip Erdogan!
Istanbul Büyüksehir Belediyesi’ni yönetirken, dönemin hükümetlerinin sik sik gündeme getirdigi üçüncü köprüye siddetle itiraz ediyordu!
Yeni bir köprünün yesil alanlari mahvedecegini, sadece rant ekonomisine hizmet edecegini söylüyordu.
Çözüm olarak ‘tüp geçit’i öneriyordu…
Aradan yillar geçti, Basbakan oldu!
Sözünü ettigi üç tüp geçitten bugüne kadar sadece birini hayata geçirmek için dügmeye basti. Diger ikisi de hâlâ hedefleri arasinda!
Ya üçüncü köprü?
Kaderin cilvesine bakin ki; siddetle karsi çiktigi, ‘Istanbul’un katli’ olarak gördügü üçüncü köprünün temelini atmak da ona nasip oldu!
Neden degisti?
Ne mimarim ne doga bilimcisi ne de sehir planlamacisi…
Bu yüzden üçüncü köprünün yararlari ya da zararlari konusunda ahkâm kesecek durumda degilim.
Bana düsen sadece gazeteciligin olmazsa olmazlarindan ‘fikr-i takip’ kuralini hayata geçirerek iz sürmek!
Muhalefetteyken baska söyleyip iktidara geldikten sonra tam tersini yapanlara, ‘Neden böyle degistin?’ diye sormak.
Iste; ben bu yaziyla görevimi yerine getiriyorum:
Basbakan’in fikri neden degisti?
Dün ‘kara’ dedigi, bugün nasil ve neden ‘ak’ oldu?
Yesil alanlar mi önemsizlesti, rant tehlikesi mi ortadan kalkti?
Yoksa artik ‘rant’tan nasiplenecek kesimin kontrolü kendisinde oldugu için mi fikri degisti?
——————————————-
Vatan-31 Mayis
Mustafa Mutlu