Makale

DÜNYAMIZI VICDANSIZ GÜÇLÜLER YÖNETIYOR

Gün yok ki Ege ve Akdeniz’de, Libya, Yunanistan, Italya ve Ispanya sahillerinde bir mülteci botu ya da gemisi batmasin, onlarca, hatta yüzlerce mülteci bogulmasin.

Dün (15 Haziran 2023) yine Yunanistan sahillerinde böylesine mültecilerle tika basa dolu bir gemi batti ve 700’ü askin mülteciden ancak 100 tanesi kurtulabildi. Bogulanlar arasinda 100 kadar çocugun oldugu söyleniyor.

Vicdani olan herkes için çok aci veren, yürek burkan bu olaylarin sonu gelmiyor.

Bu insanlar savasin, baskilarin, açlik ve yoksullugun oldugu Asya-Afrika ülkelerinden kaçiyorlar, daha özgür ve rahat bir yasam arayisi için Avrupa ülkelerine yöneliyorlar. Özellikle Orta ve Güney Amerika ülkelerinden ABD ve Kanada’ya da böylesi bir göç hareketi var.

Geliskin Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinin yönetimlerinin bu insanlik trajedisi karsisinda yaptiklari ise bu göçü ülkelerinden uzak tutmaya çalismak. Onlara kapilari kapamak, bariyerler örmek.

Söz konusu ülkelerin yönetimleri, sömürü ve baskiyi tümden önleyememis olsalar bile, kendi ülkelerinde yasanir bir ortam, görece bir cennet yaratmislar ve bunu cehennemi bir yasamdan kaçan diger ülkelerin insanlariyla paylasmak istemiyorlar.

Oysa geri kalmis ülkelerdeki cehennemi hayatin sorumlulari da onlardan baskasi degil.

Kapitalizme geçtikten sonra buharli gemilerle, üstün silahlarla donanip Amerika, Afrika ve Asya ülkelerine sefere çikanlar, oralari sömürgelestirip sömürenler, halklarini kölelestirenler onlardir.

Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinin, Japonya ve benzerlerinin refahi bunun sayesindedir. Afrika, Orta ve Güney Amerika ve bir bölüm Asya ülkelerinin yoksullugu ve perisanligi da.

Söz konusu emperyalist ülkeler 1. ve 2. Dünya savaslarini, dünyayi yeniden bölüsmek için çikardilar, dörtbir yani yakip yiktilar, oluk gibi kan akittilar.

Bugün de hâlâ dünyayi bölüsmek için çabalayan, bu amaçla örnegin Ukrayna-Rusya savasini tezgahlayan; habire tank-top, savas uçaklari, füzeler üretip dünyanin dört bir yanina ihraç eden ayni güçlerdir.

Bir nükleer savasla dünyamizdaki tüm canli hayati tümden bir yok ulus tehditi ile yüz yüze getiren de onlardir.

Oburca, kontrolsüz bir sanayilesme ile dünyamizin havasini, suyunu, topragini kirletip iklim dengesini bozan, günümüzde hizla büyüyen dogal felaketlerin yaraticisi da onlardir. Bir nükleer savas olmasa bile iklimdeki bu hizli degisim dünyamizi alt üst edebilir.

Ve söz konusu emperyalist-kapitalist ülkelerin yöneticileri bu gidisi durdurmak için gerekli adimlari atmaya yanasmiyorlar. ABD yönetimi dünya iklim anlasmasindan bile çekildi.

Söz konusu geliskin, güçlü ülkelerin yöneticileri eger insanliga karsi sorumluluk duysalar, bu akil almaz kötü durumu ve bu gidisi degistirmek için el ele verirlerdi.

Eger bunu yapsalar, geri kalmis ülkelerdeki açligi, yoksullugu, savaslari önlemek, bu ülke halklarinin temel insan haklarina, barisa ve özgürlüge kavusmasi için gerekli olani yapabilirlerdi

Eger el ele verseler daha çok silah üretip dünyaya boca etmek yerine, tüm insanligin beslenme, saglik ve egitim düzeyini yükseltebilir, böylece göçleri ve her gün yasanan mülteci felaketlerini de önleyebilirlerdi.

Ama onlarda ne bu sagduyu, ne de vicdan vardir.

Dünyamizi ne yazik ki, vicdansiz güçlüler yönetiyor. Onlar kendi keselerinden baska sey düsünmüyorlar. Oysa bu sisen keseler onlara da mutluluk vadetmiyor.

Onlar bu tutumlariyla çocuklarinin ve torunlarinin gelecegini bile tehlikeye atiyor, insanligi ve dünyamizdaki tüm canli hayati büyük bir tehlikenin, yok olusun esigine sürüklüyorlar.

Onlar bu tutumlariyla aslinda kendilerine bir cennet yaratamiyor, ama dünyayi cehenneme çeviriyorlar.

Bu gidise dur demek, buna karsi sesini yükseltmek tüm sagduyu ve vicdan sahiplerinin görevidir.

16 Haziran 2023

Kemal Burkay

Back to top button