Makale

DÜNYAYI BITIRDIK, YENI GEZEGEN ARANIYOR!..

Bir televizyon haberi: ‘Çinliler yeni bir gezegen ariyorlar…’

Habere göre Çinliler uzayda Dünya benzeri hayata uygun bir gezegen bulup orada koloni kurmak istiyorlarmis.

Amerikalilar ve Ruslar zaten çoktandir bunun için çalisiyorlar.

Gözünü sevdigimin insanlari! Güzelim Dünyayi benzettikten, yasanmaz hale getirdikten sonra simdi yerlesecek yeni gezegen ariyorlar!

Ararlar tabi! Dünyamiz, insanlarin çikardigi savaslarla cehenneme çevrilerek; havasi, suyu-topragi, irmaklari ve denizleri kirletilerek, bu yüzden iklimi, dengesi bozulup seller, firtinalar, yanginlarla harap edilerek, çöllestirilerek yasanmaz hale getirildi.

Zaman zaman yazdigim gibi, dünyada hayati toplan sona erdirmek için nükleer silah depolarini harekete geçirmeye bile gerek yok, söz konusu kirlenme zaten bu isi yapmakta. Ünlü fizikçi Stephan Hawking’in dedigi gibi, bu yolda son çikisi da geçmek üzereyiz. Belki de geçtik!

Insan soyu Dünyamizdaki canlilardan, hayvan türlerinden biriydi. Dendigine göre ‘Tanrinin verdigi akilla’ (vermez olaydi!), diger maymun türlerinden ayristi, dogaya egemen olmak için alet yapti, böylece sözde uygarlasti…

Uygarlik derken, üretimin yani sira savas için, yani ölmek ve öldürmek, yikmak-yakmak için, durmadan yeni ve daha geliskin silahlar yapti.

Plansizca çogaldi, nüfusu milyonlari, milyarlari buldu. Köyler, kasabalar derken milyonlari barindiran, beton yiginlarindan olusan dev kentler yapti. Maden, enerji, altin-gümüs, petrol-elektrik derken dogayi sorumsuzca harap etti; kazdi, deldi, kellestirdi.

Önce komün halinde toplu ve nispeten esitlikçi bir yasam kurmusken, sonradan siniflasti, bir bölümü bizzat kendi soydaslarindan ayristi. Yalniz ekilip biçilen topraklari, ehlilestirilen hayvanlari sahiplenmekle kalmadi, insanlarin da bir bölümünü kölelestirip ise kostu.

Sinifli toplum devleti, askeri, zindani ve bu düzene göre olusturulan kanunlari ile insanin insan üzerindeki baskisinin; zulmün, sömürünün yaraticisi, uygulayicisi oldu.

Köleciligi feodal toplum izledi. Krallar, sahlar, padisahlar, beyler, tarikat sefleri ve topraksiz köylüler, emekçiler…

Feodalizmi kapitalizm izledi. Sermaye sahipleri ve ücretli isçiler, diger bir deyisle patronlar ve modern köleler…

Bununla da yetinmediler, emperyalist dönemde dünyanin paylasimina, yagmasina giristiler, pek çok ülkeyi sömürgelestirdiler, halklari kölelestirdiler, kiyimdan geçirdiler.

Kapitalistlerin gözü bir türlü doymadi, oburlugun siniri olmadi.

Sömürülenler ve emekçiler bu kisir döngüyü kirmak, sömürüye ve zulme son vermek, esitligi ve adaleti saglamak, bu plansiz gidisin yerine planli, barisçi bir düzen kurmak için Marks, Engels, Lenin gibi seçkin düsün ve eylem adamlarinin öncülügünde girisimde bulundular. Geçtigimiz yüzyilin baslarinda büyük bir devrimi, 1917 Ekim Devrimi’ni basardilar. Ardindan sosyalist devrimler ve ulusal kurtulus devrimleri birbirini izledi, dünyamizda sömürücü kapitalistlerin ve cümle sömürgecilerin ödünü koparan sosyalist bir sistem olustu.

Ne yazik ki bu dalga kalici olamadi. Emperyalistlerin kusatmasi ve bizzat sosyalist ülkelerdeki yöneticilerin beceriksizligi, yozlasmasi ve kapitalizme özenen, geçmisin baglarindan kurtulamayan kesimlerin ahmakligi sayesinde sistem çöktü. Böylece insanligin bu ilk büyük umudu kalici olamadi, geçmisin dev gibi birikmis kirini pisligin yok edemedi.

Kapitalistler yeni raundu kazandilar ve bayram yaptilar. Ama insanlik ve tüm canlilar; tüm hayvanlar, bitkiler, bir bütün olarak doga, güzelim dünyamiz kaybetti.

Bu nedenle gezegenimiz giderek yasanmaz hale gelmekte. Bunun için de kapitalistlerimiz, para babalari, dünyanin içine siçtiktan sonra yeni bir gezegen bulup orayi kolonilestirmenin pesindeler.

Ahmed Arif’in deyisiyle bunlar hayatin ve umudun düsmanlari…

Peki, obur, gözü doymaz, çilgin kapitalistlerimiz artik tümden kazandilar mi? Bazilarinin sandigi ve kendileri kapitalist olmayan bazilarinin da ahmakça alkis çaldiklari gibi biz tümden kaybettik mi?

Buna iliskin olarak da, sosyalist sistemin yasadigi söz konusu büyük depremin ardindan yazdigim ‘Deterjan’ adli siirimin bir bölümünde söyle diyorum:

DETERJAN

…………………………

Yirminci Yüzyil’in gür bir isikla açilan kapisi
Karanlikla kapaniyor
Devrim dalgasi dindi
Acemiydik yenildik
Marks çarmiha giderken Isa dönüyor
Güngörmüs bir Yahudi kiliginda
Hanimlar beyler mutlu simdi
Zafer sarhoslugu içinde Roma
Ama
Sevinciniz bosunadir, baylar!
Daha çok perdesi var bu oyunun
Ve devami gelecek yüzyilda…

1991

‘Yakilan Siirin Türküsü’ adli kitabimdan, sayfa: 35
Ayrica, ‘Toplu Siirler’, Kirmizi Yayinlari, sayfa 198.

Kemal Burkay

Back to top button