Makale

Düsmanina benzeyen savasi kaybeder

Bir uçurumun kenarindan döndük.
Darbeciler kazansaydi:
Bombaladiklari Meclis’i kapatacaklardi.
Sikiyönetim ilan edip ellerindeki listelere göre kendilerine yakin komutanlar, rektörler, valiler, hâkimler atayacak, hukuku ayaklar altina alacaklardi.
Bir cadi avinda darbeye direnen herkesi hapse atacaklardi.
Kendilerinden olmayan yayinlari yasaklayacak, gazetecileri tutuklatacaklardi.
Avrupa’yla iliskileri askiya alacak, idam sehpalari kuracak, kötü muamele ve iskenceye yeniden baslayacaklardi.
Müdahale sirasinda ölen darbeciler kahraman sayilacak, darbeye direnenler ‘Hainler Mezarligi’na gömülecekti.
Bogaz Köprüsü’nün adi, halka sorulmadan degistirilecek, ‘Yurtta Sulh Köprüsü’ olacakti.

***

Çok sükür ki kazanamadilar.
Hükümet son anda uyandi, halki sokaga çagirdi. Darbeyi siddetle bastirdi.
Sonra?
Hemen OHAL ilan edip Meclis’i atlayarak kararnamelerle ülkeyi yönetme yetkisi aldilar.
Darbecileri cezalandirma adi altinda baslayan cadi avinda ellerindeki listelerden muhalif saydiklari subaylari, akademisyenleri, mülki idare amirlerini, hâkimleri içeri alip kendilerine yakin kadrolar atadilar.
Gazeteleri kapattilar, gazetecileri gözaltina aldilar. Iskence izleri ekrana yansidi. Öldürülen darbeciler için ‘Hainler Mezarligi’ açildi; direnirken ölenler sehit sayildi.
Cumhurbaskani, ‘Idam cezasi önüme gelirse onaylarim’ dedi. Avrupa, bu gerçeklesirse üyelik görüsmelerinin duracagini açikladi.
Ve Bogaz Köprüsü’nün adi, halka sorulmadan degistirildi:
’15 Temmuz Sehitleri Köprüsü.’

***

Tamam, arada önemli bir fark var:
Biri seçimle gelmis bir hükümet; öbürü silah zoruyla iktidar olmaya çalisan bir çete…
Bize düsen, her zaman darbeciye karsi seçilmisin hakkini savunmaktir.
Ama ya seçilen, kendisini iktidara tasiyan demokrasiyi hiçe sayarak Meclis’i bertaraf ediyor, yargiya, medyaya, üniversiteye, sermayeye el koyuyorsa?
Firsattan istifade daha da despotik bir rejime hazirlaniyorsa?
Bu durumda, ‘Demokrasi bayrami kutluyoruz’ diye meydanlari dolduranlarin, ‘Dur bakalim, biz bunun için mi yattik tanklarin önüne’ demesi gerekmez mi?
Bu sonucu öngördügü için ‘senlige’ ortak olmayanlari suçlayabilir miyiz?
Darbe gecesi saldiriya ugrayan Alevi mahallelerindekilere ‘Salayi duydugunuz halde niye bayrami kutlamadiniz’ diyebilir miyiz?
Birlik beraberlik havasiyla, ‘Idam isteriz’ nidalari ve mehter marslari esliginde yürünen felaketi gözardi edebilir miyiz?

***

‘Askeri dikta mi, polis devleti mi? Seç birini’ diyorsaniz, benim tercihim (c) sikki olur:
Hiçbiri!
Darbeciyle ayni safta görünmeme kaygisiyla, böyle kati bir otoriterlesmeye, hukuksuzluga, cadi avina, idam hazirligina göz yumarsak, demokrasiyi dualar esliginde gömmüs oluruz
Darbenin panzehiri sivil darbe degildir.
Darbenin panzehiri, yarginin bagimsiz, medyanin hür, Meclis’in devrede oldugu, diktanin degil, çogulculugun savunuldugu, kin ve intikam duygularinin karsisina sagduyunun konuldugu, idam sehpalarinin degil, diyalog köprülerinin kuruldugu ve köprülerin adinin hep birlikte konuldugu bir özgürlükçü demokrasidir.
Izzetbegoviç’in efsane teshisiyle bitirelim:
‘Savas, ölünce degil, düsmana benzeyince kaybedilir.’

—————————————————————-

Cumhuriyet-30 Temmuz

Can Dündar

Back to top button