Makale

Erdogan’in piyasa ekonomisiyle savasi

Erdogan’in reformcu politikalari terk edip, otoriter bir yola sapmasindan bu yana ona eslik eden, dilinden düsürmedigi bir tabir var: ‘Üst akil’. Erdogan ve çevresi için ‘üst akil’ yasanan her bunalimi, her karisikligi, her basarisizligi planlayan, üreten, harekete geçiren ve ülke içinde ciddi etki agina sahip yabanci bir el demek.

Ancak kimdir bu yabanci el? Kim oldugu tam olarak belli degil, tam bir öznesi yok. Bazen ABD, bazen Israil, son dönemlerde de sik sik uluslararasi ekonomik ve politik sistem ima ediliyor. Siyasi iktidar için ‘üst akil’in ülke içindeki is birlikçileri ya da etki agi, fon kuruluslarindan bankalar sistemine, Gülenciler gibi gizli ve tehlikeli yapilanmalardan liberal aydinlara kadar uzanan genis bir yelpazeyi kapsiyor.

Tabiri ilk kez, 2014 yilinin mart ayinda dönemin Basbakan Yardimcisi Bülent Arinç kullanmisti. Arinç, Gülencilerin Erdogan’i devirme hamlesi ile hükümetin yolsuzluk dosyalarinin iç içe girdigi 17-25 Aralik 2013 hadiseleriyle ilgili sunlari söylüyordu: ‘Zannediyorum, bir üst akil Türkiye’de böyle bir operasyonu planlamis.’ Arinç gazetecilerin ‘üst akil nedir’ sorularina ise ‘Söylemem. Bilsem de söylemem,’ yaniti veriyordu.

Tanil Bora sonrasini söyle anlatiyor: ‘(Tabir) Recep Tayyip Erdogan’in dillendirmeye baslamasiyla, resmî siyaset diline yerlesti. 2015 haziran seçimleri öncesinde, CHP, MHP ve HDP’nin ‘üst akil araciligiyla koalisyon kurmak istedigi’, buna hazirlanildigi söylendi mesela. (…) Bir ara Gezi isyaninin üst aklinin Almanya oldugu imasi yapilmisti. Sonra, Almanya parlamentosu Ermeni Soykirimi’ni tanima karari alinca, bunun ‘üst aklin isi’ oldugu söylendi. Bizzat Erdogan, ‘Üst akildan kendilerine böyle bir talimat gelmis olmali ki böyle bir adim attilar’ dedi.’

Ülkede sorunlar arttikça, ISID ve PKK terör eylemleri kentleri vurdukça, Türkiye izledigi politikayla Orta Dogu’da sikisik koridorlara hapsoldukça ve Erdogan’a elestiriler yogunlastikça ‘üst akil’ tabiri muhafazakar basinda ve kesimde yaygin bir açiklama ve dogrulama araci olarak kullanilmaya baslandi. Kisa sürede Erdogan’in Bati sistemine sistematik meydan okumalarinin da popüler bir simgesi haline geldi.

Tarih boyunca içe kapali, otoriter tüm siyasi rejimler siyasi tasfiyeler ve totaliter uygulamalarda araç olarak bu tür hayali düsmanlara basvurmustur. Süphe yok ki ‘üst akil’ tabiri bu rejimlerde kullanilan ‘dis düsman, emperyalizm, uluslararasi Siyonizm, küresel güçler, komplolar’ gibi benzerlerinden sadece birisi…

Kaldi ki, Türkiye bu kullanimlara asina. Üst akil gibi ifadeler, dünden bugüne kâh askerin, kâh Türk solunun, kâh milliyetçi, kâh Islamci gruplarin diline pelesenk olmus, her birinde farkli biçimler almis ve ayni otoriter siyasi tiniya isaret etmistir. Ayni bugün oldugu gibi onlar da ülkedeki her gerilimi, her sikintiyi, her sorunu dis kaynakli planlarla, Türkiye’ye, Türk milletine, onun degerlerine karsi planli ve sistemli saldirilarla açiklar, her soruyu, sorguyu, elestiriyi bunlarla özdeslestirirler. Ne var ki, ülkede son günlerde yasanan yeni gelismeler üst akil kullaniminin yeni ve kritik bir asamaya geldigini gösteriyor.

Türkiye’nin son günlerdeki ana gündem maddesi, ekonomik kriz isaretleri. Malum, Türk siyasetindeki olaganüstü kosullar, demokrasi disi gelismeler, hukuk düzeninin verdigi güven ve istikrar ortamindan uzaklasma ülkeye ekonomik fatura olarak geri dönmeye basladi. Uluslararasi kredi derecelendirme kuruluslarinin puan eksiltmeleri, uluslararasi fonlarin dolara dönme egilimi bu faturanin baslica kalemleri.

Türk hükümeti ise piyasalari sakinlestirecegine bu gelismeleri üst aklin kendisine yönelik komplosu olarak algiliyor. Ülke bir süredir bu çerçevede Erdogan’in üst akil ithami üzerinden piyasa ekonomisine açtigi bir tür savasla çalkalaniyor. Basbakan Yardimcisi ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmus, ‘darbeyi planlayan üst aklin özellikle ‘Türkiye ekonomisi kötüye gidiyor’ algisi olusturmak için her seyi yapacagini’ söyleyerek, Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu düsürmesini üst akla bagliyor.

Cumhurbaskani Erdogan ise günlerdir su tür sözlerle döviz kurlarinin yükselmesini bir komplo olarak degerlendiriyor: “15 Temmuz ihaneti sonrasi ülkemize sahnelenmeye çalisilan oyunlarin farkindasiniz. Faiz, borsa, döviz hareketleri üzerinden darbe yapmaya çalisiyorlar. Ne olursa olsun faiz oranlarini düsürmek gerekiyor.”

Hükümetin olaganüstü hâl ortamindan istifade ederek bankalara faiz oranlarini düsürmek için yaptigi baski piyasa ekonomisine açilan savasin göstergelerinden birisi. Erdogan’in baslattigi, resmî kurumlarda bir emir telakki edilen ‘dolar sat lira al’ kampanyasi bunun baska bir psikolojik araci, popülerlesmesi ve popüler destegi olma yolunda ilerliyor.

Bu girisimler, dogal olarak karsi tepkiler üretiyor. Cumhurbaskani’nin yaptigi müdahaleci ya da üst akildan sikâyet eden her açiklama döviz kurlarinin yükselmesiyle sonuçlaniyor. Nitekim JCR Eurasia Rating Türkiye Baskani Orhan Ökmen pek çok diger ekonomistin ortak tespitini özetlercesine, “TL’nin deger kaybindaki ana gerekçe uluslararasi gelismeler ve dis nedenler degildir. Darbe girisimi sonrasinda olusturulan iç siyaset yapisina ve OHAL uygulamalarina iliskin unsurlar TL’nin deger kaybinin ana sebepleridir” diyor.

Piyasa ekonomisiyle bu tür savas Türkiye açisindan bir ilk. 1980 askeri darbesini gerçeklestiren generaller bile ilk is olarak neo-liberal bir ekonomik programi benimsemislerdi. AKP açisindan da bugüne kadar durum farkli degildi. Basarisini bir ölçüde benimsedigi liberal ekonomik politikalar ve elverisli bir dünya konjonktürünün ürettigi yüksek büyüme oranlarina borçlu olan Erdogan bugün neden böyle hareket ediyor?

Ilk neden su: O büyüme oranlari artik yok. Büyüme olmadan siyasi gücü korumak ciddi bir sorun. Erdogan irrasyonel bir biçimde yeniden büyümenin pesinde kosuyor ve bunu piyasa disi araçlarla saglayabilecegini düsüyor.

Ikinci neden, Erdogan’in özellikle 15 Temmuz darbe girisiminden sonra siyasi ve kisisel bir güvensizlik ruh haliyle muhafazakâr kesimin son derece yatkin oldugu komplo teorilerine iyice saplanmasi ve bunu hâkim siyasi bir söyleme dönüstürmesidir. Bu söylem, dün ‘hasta adam’ Osmanli’nin ayaga kalkmasini engellemek için yapilan planlarla bugün güçlü bir Türkiye’nin önünü kesmek için Orta Dogu’da ve Bati’da uygulanan planlari ayni üst aklin ürünü olarak görüyor.

Üçüncü neden ise Erdogan’in gitgide önü alinmaz hale gelen ataerkil siyaset anlayisindan kaynaklaniyor. Siyasetin ve siyasi iktidarin ekonomi dahil hayatin her alani üzerinde hükümran olmasina dayanan ‘yeni Türkiye’ arayisi ekonomik alanda liberal politikalardan uzaklasmayi tetikliyor.

Bu unsurlar etrafinda üst akil söylemi bildik bir otoriter araç olmanin ötesinde yeni bir düzen arayisinin adeta kurucu unsuru islevini yerine getiriyor. Içe kapanma rüzgarlarinin estigi dünyada Türkiye’nin içe kapanma ideolojisini resmediyor. Erdogan’in yerli ve milli olarak tanimladigi, soru isaretleriyle dolu bu düzen ise ülkeye yeni büyük sorunlar vadediyor.

———————————————–

Al Monitor-com, 14 Aralik

Ali Bayramoglu

Balkêş e ?
Close
Back to top button