Makale

Evlatlarini yiyen Tek Adam Rejimi’ni kim durduracak?

Devlet kendi kendini yiyor. Cumhuriyet’in doksan yilda zor insa ettigi sinirli özgürlükleri sifirlayacak, hatta böyle giderse demokrasiyi 1908 öncesi mutlakiyetine döndürecek bu vahim gidis nasil durdurulacak?

Hatay Milletvekili Can Atalay’in TBMM’de yer almasinin önlenmesi macerasi yarabbi nelere dönüstü!

Degil Türkiye’de, dünya yüzünde görülmemis ve duyulmamis bir olay: Anayasa’nin adlî yargida temyizle görevlendirdigi Yargitay, Anayasa’nin anayasayi yorumlamakla görevlendirdigi AYM’nin 9 üyesi hakkinda suç duyurusunda bulundu. Yani bir mahkeme bir mahkemeyi mahkemeye verdi.

Aslinda iyi etmis oldu çünkü malum olan ama hiç kimsenin itiraz edemeyecegi kadar belirginlesmesi gereken bir durum bu sayede ortaliga döküldü: Demokrasinin olmazsa-olmazi kuvvetler ayriligini zaten son on yil içinde sistematik olarak eritmis olan CB Erdogan, basindan beri bilgisi dahilinde gelistigi anlasilan bu acayip krizi hiçbir muhalefet tanimayacak bir ‘Yeni Anayasa’ getirmek için kullanmakta:

Önce, AYM’yi anayasa tanimaz bulan, Yargitay’i da ‘milli yargi’ ilan eden bashukuk danismani Mehmet Uçum’u konusturarak . Sonra kendisi ‘Hakem olacagim, Yeni Anayasa yaparak çözecegiz’ diye konusarak Ardindan da, iki mahkeme arasindaki görüs farkinin (Cumhur Ittifaki yönetimindeki) TBMM’de çözülecegini, 15 üyeli olan AYM’nin 130.000 bireysel basvuruyu görüsebilmesi imkani bulunmadigini söyleyen Adalet Bakani Yilmaz Tunç’u konusturarak. Tabii Tunç, bu 130.000 bireysel basvurunun kimin ihlallerinden kaynaklandigi meselesine girmiyor! Kendisinin son demeci: ‘Yeni anayasaya ihtiyacimiz oldugu açik. Bu konuda herkes hemfikir”

Bu arada Yeni Safak gazetesi de yandas basin görevini ifa etmekte ve ‘FETÖ ve PKK’ya kapi açtilar’ diye manset attigi birinci sayfa haberine fotograflarini koyarak AYM’nin 9 üyesini açik hedef göstermekte

Aklimiza ne geliyor, çok benzer bir olayda Danistay üyesi M. Y. Özbilgin’in 17 Mayis 2006’da makaminda öldürülmesi geliyor. Basörtüsü meselesinden üyeye takan Alpaslan Arslan adli katilin aracinda polis, Danistay üyelerinin ‘Iste O Üyeler’ manseti altinda fotograf ve isimlerinin yayinlandigi Vakit gazetesini buluyor

Tabii, bu ‘hakemlik’ meselesi de basli basina ilginç çünkü bizim bildigimiz hakem FIFA’nin yayinladigi kurallari uygular; maç sirasinda yeni kural koymaz. Üstelik, kendini dogrulayacak VAR odasi olarak Yargitay’i kullanmaz.

***

Bu ‘hakem’, TBMM’de anayasayi degistirecek çogunlugu olmadigi için simdilik 2 fantastik yöntem kullanacak:

Birincisi, bireysel basvurulari degerlendirirken iktidarin özgürlük ihlallerinden bazilarini iptal eden AYM’yi su veya bu biçimde susturacak bir darbe hazirliyor: Üyelerini degistirerek veya yetkilerini kisitlayarak veya bunlarin her ikisine birden giriserek.

CB Erdogan bu bireysel basvuru meselesini ‘halletme’ isini çok iyi planlamis gözükmekte. Diyor ki: ‘Bu konuda yasal düzenleme yapmak zor degil. Ama yine AYM’ye gitmesi gerekecek, orada ters yüz edilecek. Zaman kaybi olacak. Önce Anayasa Mahkemesi’nin buna hazir hale gelmesi lazim’

Ikincisi, Türkiye’nin gerici yasa hükümlerini asmaya imkan veren Anayasa Md. 90/5/son cümleyi bir biçimde islemez hale getirecek: ‘Usulüne göre yürürlüge konulmus temel hak ve özgürlüklere iliskin milletlerarasi andlasmalarla kanunlarin ayni konuda farkli hükümler içermesi nedeniyle çikabilecek uyusmazliklarda milletlerarasi andlasma hükümleri esas alinir.’

Kisacasi, devlet kendi kendini yiyor ve bize ‘Sükür ki hiç olmazsa elimizde Devlet Bahçeli var’ tesellisi kaliyor.

***

Isin bir diger ilginç tarafi, bu fantastik gidisin ayni derecede fantastik ikili bir özellige sahip olusu:

Bir kere, uluslararasi antlasmalara ‘yerli ve milli’ yasalarin üzerinde bir deger atfeden Anayasa Md. 90/5/son cümle, 2004 yilinda R. T. Erdogan basbakanken kabul edilmisti

Ikincisi, iktidarin sebep oldugu hak ihlallerine karsi AYM’ye bireysel basvuru, 2010’da yine R. T. Erdogan basbakanken anayasa referandumuyla kabul edilmisti. Hani, bazi Ulusalcilar arasinda yetmez ama eveeet diye hâlâ sürekli hatim indiren bir moda çikmasina yol açan 2010 referandumu var ya, o . Uygulama ise yine ayni basbakan döneminde, 23 Eylül 2012’de baslamisti.

Yani Tek Adam Yönetimi su anda, Tek Adamligi mutlak kilabilmek için evlatlarini yiyor.

***

Cumhuriyet’in doksan yilda zor insa ettigi sinirli özgürlükleri sifirlayacak, hatta böyle giderse demokrasiyi 1908 öncesi mutlakiyetine döndürecek bu vahim gidis nasil durdurulacak?

CHP’deki ‘degisim’in yarattigi büyük umut var.

Var da, yeni Genel Baskan Özgür Özel’in biri dis digeri iç politikaya iliskin 2 konudaki konusmalari düsündürücü oldu:

1) Yandas Sabah gazetesi yazari Yavuz Donat’in köse yazisi meselesi:

‘Geceydi. Saat 24.00’e yakin. Telefonum çaldi. Arayan CHP Genel Baskani Özgür Özel’di. [Söyle konustu:] Dost ve kardes Azerbaycan’i kirmisiz. Yanlis yapmisiz. Tamamen bizim hatamiz. Telafi edecegim. Can Azerbaycan’in gönlünü alacagim. Ilk ziyareti Kibris’a yapacagim, sonra Azerbaycan’a gidecegim”

Yoruma gerek birakmayacak kadar açik ama bir hatirlatma iyi olabilir. CB Erdogan da yeniden seçildiginde ilk dis ziyaretini KKTC’ye ve ardindan da (D. Bahçeli’nin dis politikadaki simetrigi olan) Aliyev’in KKTC’yi yillar önce tanimaya söz verip tanimayan ülkesi Azerbaycan’a yapmisti.

2) Bolu Belediye Baskani Tanju Özcan meselesi. Ki, ‘degisim’ açisindan daha bile önemli gözüküyor.

Genel Baskan Kiliçdaroglu’na ‘Siz, PKK ve uzantilariyla, Fetöcülerle, Soros’un kurdugu TESEV üzerinden yolunuza devam edin” diyen ve uzunca bir süreç sonunda CHP’den ihraç edilen T. Özcan 12 Kasim’da söyle konusuyor:

“Bu degisim genel baskanla sinirli kalmamali. Parti tüzügü degismeli. Parti programi güncellenmeli. Sayin genel baskanimizla [Özgür Özel] kurultay öncesi de konusuyorduk. Bunlari yapacagini söyledi. Ben dönecegimi düsünüyorum. Kendisiyle seçimden sonra da konustum, tebrik edip telefonu kapatacakken kendileri ifade etti, ‘Dönmeni arzu ediyorum’ dedi”

Dogru mu söylüyor, bilemiyoruz. Ama Özgür Özel’in, T. Özcan’a üyeliginin geri verilip verilmeyecegi sorusuna 16 Ekim’de söyle cevap verdigi bir gerçek:

“Tanju benim arkadasim, kardesim. 5 Kasim’da seçilecek Parti Meclisi verecek [dönmesine iliskin] karari. Bana kalsa ben Tanju’yu evimde yatiririm’

Ö. Özel’in bu açiklamalarina X üzerinden yanit veren T. Özcan da, “Tesekkür ederim Özgür Baskan. Duygu ve düsüncelerin için sükranlarimi sunuyorum. Kazanman için elimden geleni yapacagim” demisti.

***

Bitirirken, bilmiyorum Bolu Belediye Baskani T. Özcan’in temel niteligini bikaç olayla hatirlatmak gerekir mi:

Bilbordlara Türkçe ve Arapça “Bolu Belediyesi’nden geçici siginmacilara son çagri” basligiyla söyle yazdirmisti: ‘Geldiginiz gibi gitme zamaniniz geldi. Artik istenmiyorsunuz, dönün ülkenize’

Belediye Meclisindeki Millet Ittifaki üyelerinin destegini alarak, yabancilar için suyun metreküp fiyatinin (normal su tarifesinin 11 kati olan) 2,5 dolara yükseltilmesi ve nikah ücretinin 100.000 TL yapilmasina yönelik karar çikartmisti da, Bolu Idare Mahkemesi yürütmeyi durdurma karari vermisti

Hatta, inanmasi güç ama, siginmacilarin Bolu’ya gömülmesini yasaklamisti: ‘Bir tane Irakli gelmis 10 tane mezar yeri almis. Iptal ettirdim. ‘Adamin parasini verin’ dedim. Ben istemiyorum Bolu’ya yerlessinler, burada defnedilsinler. Irkçi derler ama yaptim bunu’

Tek Adam Rejimi’nin asiriliklarini engellemek açisindan CHP’deki gelismeleri bundan sonra daha dikkatle izleyecegiz demektir.

————————————————————

Marmara Yerel Haber

Baskin ORANhttp://www.artigercek.com

Baskin Oran

Back to top button