Êzîdî toplumu Kürdistan´in bagimsizligi için herkesten çok çaba harcamalidir
Xwendevanên hêja
Van roja, gotareke min bi sernivîsa Civaka Êzdî ji teva pirtir gerekê tev bigere ’ bi kurmancî hinek malper û Facebookê da hate wesandin.
Gelek hevala daxwez ji min kirin ku wê gotarê bi zimanê tirkî jî bo kurdên tirkaxiv biwesînim.
Kekê hêja Sedat Karakas dijwerya karê wergera gotarê hilda ser xwe.
Bo zehmetiya karê wergerê ez sipasiyê xwe elamî birayê hêja Sedat Karakas dikim.
Eskerê Boyîk
Kürtçeden Çeviren: Sedat Karakas
…
Sengal soykirimin üzerinden geçen üç yilin ardindan, sorunun çözümü ve Êzîdî toplumunun geleceginin belirlenmesi konusu siyasetin gündemine oturdu. Bu agir ve büyük katliamin, aci ve yikimin, büyük kayiplarin yaninda, çözüm açisindan kimi olumlu yol ve yöntemler de ortaya çikti.
Hepimiz, tüm insanlik alemiyle birlikte, 03.08.2014´de, dinsiz-imansiz Islamî DAÎS´in, bazi Müslüman devlet, güç ve kurumlarin yardimiyla, suçsuz-günahsiz sengallî Êzîdîlere yasattigi bu sinir tanimayan trajediye taniklik ettik. Bütün hersey gözlerimizin önünde yasandi. Dünya tüm bu vahsete kendi gözleriyle taniklik etti, Sengal soykirimi Êzîdîleri yok olmanin sinirina getirdi. Êzîdîler, ellerinde kalan bir avuç ata topragini bile kaybetmekle karsi karsiya kaldilar.
Êzîdîlerin ekmegi helaldir. Tarih boyunca Êzîdîlerin onurlariyla oynamaya kalkanlar, hayir görmemislerdir. Êzîdîlerin köklerini kurutmaya, onlari yok etmeye çalisanlar, kendileri yok olmakla yüzyüze kalmislardir.
Êzîdîler o cehennemden alinlarinin aki ve onurlariyla çikmasini bildiler, ama Îslam adina kiliçlarinin ucunu Êzîdîlere yöneltenler rezil oldular…
Zorlu tarih, Êzîdîleri zorlu yasama da alistirdi. Bu yara yeni degil, binlerce yilliktir. Êzîdîler tüm zorluklar karsisinda dayanikli ve güçlüdürler… Son yillarda insanlik alemi (hem iyi hem de kötü niyetliler) bu gerçege taniklik etti.
Bu KATLIAM, tarih boyunca Islam egemenlerinin Êzîdîlere yönelik olarak gerçeklestirdikleri yüzlerce soykirimdan biriydi. Bu seferkinin farki suydu: Dünyadaki özgürlük yanlisi güçler bu barbarliktan çabuk haberdar oldu, Kürt halki da daha önceki hatalarindan ders çikardi ve bu barbar ve vahsileri inlerinde bogdu. Êzîdîler, daha önceki ferman’larda yalniz, yarali, acilari ve yaralariyla, çaresiz, yardimsiz, desteksiz kalirlardi; kimse bu haksizlik ve barbarliklardan haberdar olmazdi, kimse haksiz ve suçlu ilan edilmezdi… Bu kez farkli oldu…
Hepmiz neler oldugunu, Sengal´in, Sengallilerin, Êzîdî toplumunun durumunu biliyor muyuz?
Uzun bir süredir herkes, Musul savasinin sona ermesi, bu bölgenin DAÎS pisliginden temizlenmesi umudunu tasiyor, ki Sengal sorunu da Musul sorunuyla birlikte çözüme kavusacak.
Büyük devletler, uluslararasi kurum ve kuruluslar, Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve Merkezi Irak Hükümeti´yle birlikte Êzîdî sorununa bir çözüm bulmak istiyorlar. Êzîdî gruplari da bu konuya aktif olarak dahil oluyorlar. Êzîdîlerin kendi toplumlarinin sorunlarina sahip çikmalari, eskisi gibi sorunu sahipsiz ve baskalarinin insafina’ birakmamalari iyi bir sey. Ancak kötü olan su ki, bu sorunda Êzîdî gruplari arasinda bir birlik ve tekseslilik yok, birbirlerine karsilar. Toplumu yönlendirecek, olgun, kadri-kiymeti bilinen, dini-toplumsal, siyasal bir önderlik yok. Her kalkan arkadaslariyla birlikte bir grup olusturmus ve onu bu yarali toplumun basina bela etmis durumda. Hepsinin arkasinda kendi çikarlarini koruyan devlet ve güçler var. Hepsi de güçlü medya organlarina sahipler ve birbirlerinin aleyhine toplanti ve konferanslar düzenliyorlar; toplumu parçalayip karsit gruplara bölmüsler. Açik ve gizli yöntemlerle uluslarasi güçlere ulasiyorlar. Hatta Êzîdîlerin düsmanlariyla bile isbirligi yapiyorlar. Êzîdîler arasinda, canlarini feda edenlerin adlari da kullanilarak, birbirleri aleyhine birlik karsiti propaganda yürütüyorlar.
Bir hata, Êzîdîlerin gelecegiyle ilgili olarak sorunun yanlis çözümüne, yeni bir katliama, tarihi bir yanlisa neden olabilir ve hersey kaybedilebilir, binlerce sehidin kani, gözyasi ve çektikleri acilar bosa gidebilir.
Bu konu ve sorundan uzak durma karari almistim.
Kimi Êzîdî gruplari arasinda asalet ve benzeri degerler yitirlmeye baslanmis; ne büyüge saygi ve hürmet kalmis, ne bilgelik, ne kadir-kiymet, ne de utanma duygusu. Insani ve moral degerler taninmiyor. Herhangi biri, bu gruplarin istek ve düsüncelerine uygun olmayan bir sey söylediginde, hemen saygisiz terimlerle, sagdan-soldan topladiklari müritlerini’ o kisiye saldirtiyorlar. Kimse, kendisininki disinda bir fikir duymak istemiyor, farkli fikirlere tahammül edilmiyor. Sen eger onlarin istedikleri gibi konusmuyorsan, onlarin ve Êzîdîligin düsmani olarak itham ediliyorsun. Televizyonlar da onlarin ve sahiplerinin. Tarafsiz Kürt televizyonlari yok. Onlarin televizyonlarinin kapilari sana kapali.
Tarafsiz oldugum için, tüm medya organlari bana kapali. Izleyici-dinleyiciye, okura ulasabilecegin, fikirlerini onlara ulastirabilecegin tarafsiz bir iletisim olanagi; TV, radyo, gazete yok. Geriye bir tek facebook kaliyor.
Kendi toplumumun kaderinin sözkonusu oldugu bu tarihi süreçte, bir yazar olarak, bu sorun karsisinda kayitsiz kalamam, fikirlerimi açiklamaktan kaçinamam.
Son 20-25 yil boyunca, Êzîdî toplumu arasinda, tarih, kültür, inanç, demografi, toplumsal sorunlar ve Êzîdîligin diger sorunlariyla derin bir biçimde ilgilendim; önde gelen ve sözü dinlenen Êzîdî yönetici, dindar, bilge, aydinlariyla bir araya geldim, Êzîdîligin sorunlariyla ilgili olarak onlarla derinlemesine görüs alis-verisinde bulundum. Bilgilerim ölçüsünde, bu toplumun Kürdistan´i sömürgelestiren devletlerin haklariyla tarihsel iliskileri, Êzîdîlere komsu olan halk, din ve inançlar, fermanlar’, bu ferman’ ve soykirimlarin gerekçe ve nedenleri konusunda arastirmalar yaptim ve bu düsünce ve çalismalarim, yalnizca kisisel çikarlar, ulusal veya dini duygular, ya da Sengal ve Êzîdî toplumunun ugradigi haksizliklara duydugum öfke nedeniyle yapilmis degiller.
Açiktir ki, Kürdistan´i sömürgelestiren devletlerin; Farslar, Türkler, Araplarin bu sorunla ilgili olarak çikarlari sözkonusudur. Onlarin derdi Êzîdîler degil; /Êzîdîler bu nedenle de güçlenemiyorlar/ onlarin dertleri, çikarlari, bir biçimde Kürdistan´i egemenlikleri altinda tutmak, Kürtlerin ülkesindeki paylarini arttirmak, Kürt halki arasina nifak tohumlari ekmek, halki parçalamak ve Güney Kürdistan´in bagimsizligini engellemektir. Kendilerini Êzîdî dostu gibi gösteren kimi komsular da, Êzîdîlere, kendi uluslarina karsi olmalari yönünde propoganda yapiyorlar ve onlar Êzîdîler için düsmandan daha tehlikelidirler… Herkes, Sengal ve Êzîdîlerin sorunlarinin kendi çikarlari dogrultusunda çözümünü istiyor. Eger her Êzîdî, Êzîdîlerin yararina ve net bir bakis açisiyla etrafina bakarsa ve öyle düsünürse, tüm bu çikarlari görür.
Kürt güçleri de, ulusal çikarlari çok fazla dikkate almadan, gündelik çikarlar ve birbirlerine olan kinlerini öne alarak Êzîdîlerin kaderiyle oynuyorlar.
Bu güçlerin tamami Êzîdî gruplari arasinda aktiv olarak çalisiyorlar, Êzîdî gruplarinin birçogu da onlarla hareket ediyorlar, onlara baglilar, onlardan yardim aliyorlar ve onlarin istem ve çikarlari dogrultusunda hareket ediyorlar.
Tarih boyunca Arap halifelerinin, Acem sahlarinin, Osmanli sultanlarinin amaci Êzîdîlerin köklerini kurutmak olmustur. Tarihsel olaylar, soykirim ve fermanlar buna taniktir. 21. yüzyilda bu tür vahsetlerin bir daha yasanmayacagi kanisindaydik, ama gördük ki Islam alemi DAÎS´i kurdu ve bin yil öncesinde oldugu gibi kiliçlarinin ucunu, ilk olarak Kürdistan´a, Êzîdîlere çevirdi.
Eger öyleyse, hangi Êzîdî, hangi Êzîdî grubu Êzîdîlerin kaderini bu devletlere baglarsa, hangi grup kendi çikarlari dogrultusunda bu devletlerin sözlerine inaniyorsa’, düsmanin elindeki silah oluyor, Êzîdîleri yeni bir yok olmanin esigine getiriyor demektir.
Kimi Êzîdî gruplarinin yönleri disariya dönüktür.
Êzîdîleri kendi toraklarindan koparmak, dünyanin farkli yerlerine dagitmak istiyorlar.
Son 30-40 yildir Êzîdîler yönlerini Avrupa ülkelerine, Rusya´ya, Amerika´ya, Avustralya´ya çevirmis, dünyaya yayilmis durumdalar. Bu devletlerin demokratik yasa ve kararlari çerçevesinde, temel insan haklarinin korunmasi sayesinde Êzîdîler için normal yasamin kosullari olusuyor. Inançlarindan dolayi kimse Êzîdîlere baski yapmiyor, is olanaklari var, ekonomik durum da fena degil. Ancak buralarda da dil, inanç, örf-adet, karakter, kisilik, geleneksel bayram ve törenler, foklor yok olma tehlikesiyle karsi karsiya kaliyor. Êzîdîler bu devletlerin vatandaslari oluyor. Bu devletler ne kadar demokratik olsalar da, Êzîdîligin her türden korunma istemlerini yerine getiremiyorlar… Her devlet, ülkesine gelen göçmenleri entegre etmek ve kendi halkiyla kaynastirmayi amaçlar… Sonuç olarak, erimek yok olmaktir. Erimek; hos bir yok olma. Yok etmenin kilici, kaybolmanin sekeri oluyor.
Topragindan, ülkesinden, köklerinden kopan bir halkin sonu yok olmaktir. Öyleyse Êzîdîler Sengal ve Sêxan´i gözbebekleri gibi korumak zorundalar. Onlar giderse, Êzîdîlik de kalmaz.
Açik olan bir sey var; Sengal sorununun çözümü için iki yol öneriliyor: Ya Irak devletinin sinirlari içinde Bagdat-Arap egemenliginde kalmak, ya da Kürdistan Bölgesi´ne dahil olmak.
Êzîdîleri Bagdat egemenligine yönlendirmek, en yanlis ve tehlikeli yoldur. Irak bir Arap ülkesidir, devletin temeli Seriat ve Islamdir. Êzîdîlerle onlarin ortak hiçbir yönleri yoktur; ne dil, ne ülke, ne folklor, ne karakter, ne tarih, ne temel, ne kan. Tarihte onlar Êzîdîlere yalnizca ferman uygulamislardir. Böylesi bir durumda Sengal Ermenilerin Karabagi olacaktir. Bu yanlisin düzeltilmesi de uzun yillara ve birçok kurbana mal olacaktir. Sovyet devletinin kurulus yillarinda, komünistler ve kimi komsu devletler, Sovyet devletinin çikarlari geregi, Karabag´i Azerbaycan egemenliginde biraktilar. Dogrudur, Sovyet devletinin karar ve kurallari, tüm Sovyet cumhuriyetlerinde ve Moskova´nin denetiminde esit ve geçerliydi. Ancak dil ve kültürler bir ve ayni degildi. 65-70 yil içinde, Karabag´in Ermeni halki, Bakü´nün egemenligi altinda her türden haksizliga ugradi, ezildi. Karabag´daki Ermeni okullari için ders kitaplari bile Ermenistan´dan gönderiliyordu. Onlar için yapilan kültürel çalismalarin birçogunu da Ermenistan gerçeklestiriyordu. Gençler okumak için Ermenistan´a geliyorlardi. Ermeni dilinin gelismesinin önüne engeller çikariliyordu, Ermeni tarihi ve kültürü ile ilgili arastirmalara izin verilmiyordu. Bakü, Karabagli Ermenilerin her türden kültürel çalismalarina, kendi çikarlari dogrultusunda, eritme gözüyle bakiyordu. Simdi de, bu tarihi yanlisligin düzeltilmesi için Karabag´da ne kurbanlar verildigini görüyoruz.
Kizil Kürdistan´in tarihi de degerli bir örnektir. Onlar bu Kürdistan’i kundaktayken bogdular.
Sengal´de, Êzîdîlerin diliyle yani Kurmancî bir yönetim yoktur. Dil, egitim, alfabe tümden Arapçadir. Okullarin tümü Arapçadir. Bugüne kadar da, Araplarin siyasi, dini ve tarihi edebiyatinda Êzîdîlik Müslümanligin bir kolu olarak degerlendiriliyor. Êzîdîler Arap olarak görülüyor.
Birinci Dünya Savasi´nin üzerinden hemen hemen 100 yil geçti. Irak devleti olustu. Güney Kürdistan´la birlikte Sêxan ve Sengal de Bagdat´in egemenliginde kaldi. O günden bu yana Musul bir Arap sehri oldu. Her ne kadar Araplarla inançlari bir olsa da (milyonlarca) Müslüman Kürt, insani haklari için savasiyor… Kürt halki, bir bütün olarak 1400 yillik Arap zulmünden kurtulamiyor, peki biz, birkaç bin Êzîdî ne yapalim? Bu yüz yil içinde Bagdat, kötülük, viran ve harap etme, yikim disinda, Sengal´in imari, Sengallilerin mutlulugu, Êzîdîlerin dil, kültür ve kimliklerinin korunmasi için ne tür bir iyilik yapti?
Bagdat´a baglanmasi, Sengal´in Araplastirilmasi anlamina gelir.
Güney Êzîdîlerinin kadim topraklari iki parça olur. Sengal, Sêxan ve Lalisa Nûranî birbirlerinden koparilir.
Bu 1400 yillik tarih boyunca Êzîdîlere yönelik fermanlarin birçogunun Bagdat ve Musul´dan basladigini söyleme geregi duymuyorum.
Yüzyillar boyunca Êzîdî’ adi yerine dasinî’ kullaniliyordu.
Kara öküz derisini degistirmez.’
Êzîdîlerin yasadiklari yerler, Sengal, Êzdîxan, özel bir statüyle, onlarin ülkesidir, ata-baba topraklari, Kürdistan´dir. Kürdistan, ne kadar Müslüman Kürtlerin ülkeleriyse, bin kez daha fazla Êzîdîlerin yurdudur. Kürdistan´in her tasinda Êzîdî vatandaslarin kani var. Êzîdîler, dilleri, kültürleri, sarki ve danslari, folklorlariyla bu toprak ve suyun evlatlaridirlar, ruhlari, düsünceleri, iman ve ibadetleri, sirin Kürtçeleriyledir. Êzîdîler, hangi ülkede olurlarsa olsunlar, sabah uyandiklarinda, dualarini atalarinin Kurmancîsiyle yaparlar, Tanrilariyla Kurmancî konusurlar. Êzîdîleri ülkelerinden koparmak isteyenler, Êzîdîlerin dostu degiller, Tanrinin yüce katinda da büyük bir günah isliyorlar. Acaba, Sîxadî döneminde Êzîdî inancinin dili neden Kurmancî olarak kaldi? Acaba, o dönemde Êzîdîler neden Araplara yaslanmadilar, neden Arap dilini kendi inanç dilleri haline getirmediler?.. Böyle bir seyin Êzîdîlerin sonu olacagini biliyorlardi. O dönemdeki saf ve gerçek Êzîdîler, bu gerçegi iyi kavradilar. Kutsal metinlerimizin dili Arapça olsaydi, bugün bir tek Êzîdî kalir miydi acaba? Isim bile kalmazdi… Inaniyorum ki, Kurmancî konusan bir tek Kürt bile kalmazdi.
Tarih, Êzîdîlerin gelecegi ile ilgili birçok haksizliga tanik oldu. Kanla, haksizlikla, vahsetle yazili bu tarihi çok iyi biliyorum.
1400 yil boyunca yalnizca Êzîdîler degil, bir bütün olarak Kürt halki kendi kan deryasi içinde yüzüyor. Müslüman Kürtler de, bu virane durumlarina ragmen, sahte gözlüklerle bakarak kendilerini kandiriyorlar. Kürtleri kim yok ediyor? Kürtlerin köy ve sehirlerini kim viraneye çeviriyor? Kürdistan´da, Kürtlerin dilini kesen kim? Kürdistan´i cehaletin ve viraneligin mekani haline getiren kim? Kürtlerin hiçbir hakka sahip olmamalarina neden olanlar kimler? Kürtler arasinda ikilik yaratanlar kimler? Kürtleri, Kürtler eliyle yok etmeye çalisanlar kimler?.. Hangi ülkede bu kadar toplu mezar var acaba? Kültür-sanat saraylari, köskleri yerine Kürtler için bu mezarliklari yapanlar kimler? Hangi ülke ve halk bu kadar parçalanmis? Kürtlügü, Kürdün adini, Kürtlerin gözünde karalayan kim?… Hangi halk arasinda kendi halkina bu kadar çok düsman var acaba? DAÎS neden öncelikle kilicinin ucunu tümüyle Kürdistan´a çevirdi? Kobanî´yi kim viran etti? Kobanî bir Êzîdî kenti miydi acaba?
Biliniyor ki su anda Kürdistan´in tamaminda agir bir savas yasaniyor… Kürtler, Kürdistan´in tamaminda varlik-yokluk savasi veriyor. Kürdistan Bölgesi, zorlu bir mücadele sürecinden geçiyor. Bugünkü Kürt jenerasyonunun omuzlarina tarihi ve zor bir görev yüklenmis durumda.
Atalari, bugünün Kürt jenerasyonuna binyillara dayanan virane bir miras birakti.
Mezardaki ölüler bile bu sorunlarin sebep ve yanitlarini biliyor.
Ulusal bir Kürt devleti kurulmayincaya, Kürtler kendi geleceklerini kendileri belirlemeyinceye, anadilde, ulusal dilde egitim gerçeklesmeyinceye, Kürtler kendi tarihlerini iyice ögrenmeyinceye, özgür, demokratik, Kürdi bir ülke kurmayincaya, Kürdistan bu cahil, asiretçi, dinci süreçten kurtulmayincaya kadar, kadar, kadar… Kürtlerin hali hep böyle olacak.
Her kalkan, Kürtlerin kaderi ve gelecegiyle oynayacak.
Evet, bugünkü Kürdistan da Êzîdîler için bal-kaymak degil.
Açikça dile getirilmedigi sürece gerçekler hayat bulmaz, basari kazanmaz.
Son yillarda, Güney Kürtlerinin egemenliginde, Sêxan ve Sengal Kürtlerinin basina neler geldigine kendi gözlerimizle tanik olduk.
Birkaç örnegi hatirlayalim: Sêxan olaylari, Êzîdî kizin hikayesi, ki Êzîdîlerin basina bela oldu, 24 Êzîdî emekçi, ki Êzîdî olduklari için Musul camiinin önüne götürülüp barbarca öldürüldüler, Zaxo olaylari, 14 Temmuz 2007 tarihli Girê Zêr ve Siba Sêx Xidir katliamlari ve son olarak da bu en büyük Sengal katliami.
Bu soykirim sirasinda da kimi yanlisliklar yapildi /ancak halk tarafindan degil, kimi güçler tarafindan/. Bu yanlisliklar halkin birligini tahrip etti, inancini yok etti.
Soykirimlarla dolu tarih de, olumlu anilarla yüklü degil maalesef. Bu yara eski ve acilarla dolu. Kürt halki, Kürtlügünden dolayi tarih boyunca egemenler ve komsulari tarafindan sömürülmüs, yok edilmis, ezilmisse; Êzîdîler buna ek olarak hem ulusal kimliklerinden dolayi, hem de, adlari, dilleri, inançlarindan dolayi… Katilleri yalnizca sömürgeciler olmamis, sömürgecilerden fazla, kendi irkdaslari, Müslüman Kürtler olmus.
21. yüzyil, Kürt halkinin özgürlük mücadelesinin gelismesi, Kürtlerin Avrupa´ya çikmalari, okumak ve dogru bilinçlenmek, ulusal kimligin bilince çikmasi, Kürt halkinin gözündeki sahte dinci perdenin kalkmasini sagladi ve halk kendi gerçegini gördü. Bu gerçek DAÎS´in son soykirimiyla daha da iyi açiga çikti. Halk, ulusunun düsmanlarinin amaç ve hedeflerini iyi gördü ve ulusal düsmanini iyi tanidi. Bu Êzîdî soykirimi, Kürt halki arasinda ruhsal ve ulusal anlamda pozitif bir degisim sagladi. Öteki soykirimlarda, Müslüman Kürtler de Êzîdîlerin düsmanlarina katiliyor ve din adina soykirim gerçeklestiriyorlardi. Bu soykirimda ulusal ruh zafer kazandi ve Kürtlerin çogunlugu Êzdîlere destek çikti, onlarin imdadina kostu. Kürdistan´in her kösesinden dayanisma, maddi ve moral destek saglandi. Zaxo ve Dihok halki, Êzîdî kardeslerine kapilarini açti ve ekmeklerini Êzîdîlerle paylasti. Halk anladi ki, Islam adina yapilan bu soykirim, bir bütün olarak Kürt halkina yöneliktir.
Sengal su anda bosalmis durumda. Virane Sengal´de, Sengallilerin yerine, partilerin silahli güçleri var. Sengal´in kimi bölgeleri hala DAÎS´den kurtarilamadi… Binlerce Êzîdî kadin ve çocuk hala DAÎS´in elinde, zulüm ve baski altinda inliyor.
Bugüne kadar da Sengallilerin hiçbir sorunu çözülmedi.
Yarim milyon suçsuz-günahsiz insan, kendi ülkelerinde göçmen ve perisan durumdalar, çadirlarda, umutsuz, çaresiz, gün ve gecelerini geçiriyorlar.
Binlerce yetim çocuk, sahipsiz, yersiz-yurtsuz, Tanrinin rahmetine siginmis durumda.
Viran ve talan edilmis, ruhsuzlastirilmis köy ve sehirler, kimin onlari sahiplenecegini bilmeden bekliyorlar.
Her adimda toplu mezarlarla karsilasiliyor. Êzîdîler kurbanlarina bile sahip çikamiyorlar.
Ülkelerini terk eden Êzîdî kervanlari, geleceklerinden umutlarini kesmis, gözyaslariyla Avrupa´ya akiyor…
Insan, hangisini söyleyecegini, hangisini söylemeyecegini bilemiyor…
Silahli Kürt partilerinin Sengal´le ilgili davalari, Êzîdîleri birbirlerine düsman etti. Bakalim hangisi, Êzîdîlerin kanlari üzerinden virane Sengal´in sahibi olacak…
Bu temel üzerinden her ne kadar hala da Bölge´de Êzîdîler ressen (asil) Kürtler’ olarak nitelenseler de, ancak gerçekte onlar reben (zavalli) Kürtler’dir.
Elbette Sengal sorununun çözümü bizzat Sengallilerin elinde olmalidir. Gelecekleriyle ilgili karari onlar vermeliler.
Ben bir yazar olarak, bir Êzîdî ferdi olarak, sorunun çözümünü söyle görüyorum:
Simdiden /geç kalmis olsa da/ Kürdistan Bölgesel Hükümeti´nin yani sira, Devlet Baskani ve Basbakan´in gözetiminde, Sengalin sorunlarinin çözümü için bir komisyon kurulmalidir.
Êzdîxan olarak adlandirilan Sengal ve Sêxan, kendi ülkelerinden, Kürdistan´dan koparilmamalidir.
Êzîdîlerin, Kürtlüklerine, uluslarina, ülkelerine olan inançlari kalmamis durumda, kimsenin sözlerine inanmiyorlar, güvenin olusmasi için, Êzdîxan için, Sengal halkinin gönlüne göre özel bir statü belirlenmelidir.
Êzîdî halkinin güvenligi garanti altina alinmalidir.
Bu sorun, baskan, yönetici, parti baskanlari, dindarlar, aga ve beylerin sözleriyle degil, parlamento, devletin anayasa ve yasalari /bagimsiz devlet ya da federasyon/ ve uluslararasi kurumlarin katilimiyla garanti altina alinmalidir.
Êzdîxan´in yönetimi ve korumasi, Êzîdîler tarafindan saglanmalidir.
Kürdistanî dinler arasinda ayrimcilik ve ayrimcilik propagandasi, anayasa ve yasalar çerçevesinde yasaklanmalidir. Bu tür propagandalari yapan kisi ve kurumlar agir cezalara çarptirilmalidir.
Êzîdî dini, kutsal bir Mezopotamya dini olarak, parlamento ve anayasa düzeyinde taninmalidir.
Dünyanin farkli bölgelerine yayilan Êzîdîlerin, kendi ülkelerine, Kürdistan´a baglanmalari için olanaklar yaratilmalidir.
Êzîdîler, kendi örgütlülükleriyle, Kürdistan Bölgesi´nin yönetimi ve korunmasina katilim saglamalidir.
Kimi sosyal özelliklerinin bulumasi nedeniyle, egitim, tarihi ve kültürel arastirmalar, tören, bayramlarini vb. özgür bir sekilde gerçeklestirmeleri için olanak yaratilmalidir.
1924 yilinda, Sovyet cumhuriyetlerinin anayasa ve yasalar çerçevesinde bir araya gelmeleri benzeri bir durum Sengal sorununda da saglanabilse iyi olurdu…
Bunlarin tümü, bagimsizlik ve devlet olma iradesi ile gerçeklesebilir.
Öyleyse, Êzîdî toplumu, her Kürtten daha fazla, Kürdistan´in bagimsizlig için çaba harcamalidir.
Eskerê Boyik