Makale

Fasizmin ayak sesleri

Ne zamandan beridir, Tayyip Erdogan’in yaptigi muhtar toplantilari üzerine düsünüp duyorum. Bu toplantilarin, üzerine oturdugu alt yapiyi anlamaya çalisiyorum. Zira yapilan bu toplantilarin yürürlüge konulmak istenen gizli projenin bir parçasi olduguna inaniyorum.

Eger her hangi bir ülkedeki egemen elit, düzeni degistirmeye çalisan toplumsal muhalefet gruplariyla, mevcut yasalar içinde kalarak basa çikamiyorsa, onu kontrol altina alamiyorsa, çokca denenen evrensel bir projeyi, yani fasist diktatörlügü yürürlüge koyarlar.

Ezilenlerin, sömürülenlerin, issizlerin, çaresizlerin gözlerini iç çeliskilerden dis çeliskilere çevirirler. Onlara ülkenin kalkinmasini istemiyen, vatani bölmeye çalisan dis düsmanlarin oldugunu söylerler. Yurt içinde bu düsmanlarla isbirligi içinde olan vatan hainlerinin oldugunu söylerler. ‘Uyanin vatan elden gidiyor.’ diyerek iç ve dis düsmanlara karsi top yekün bir savasin baslatilmasi gerektigini söylerler. Kisacasi toplumu siddete, toplumsal sorunlari siddetle çözmeye yönlendirirler.

Yapilan sistematik propagandalar sonucunda toplumun aklini geriye itilerek, duygularini öne çikarilarak, toplumu sürülestirirler. Insanlar hayata siyah-beyaz ikilemi içinde bakmaya baslarlar, toplumdaki çogulculugu görmez hale gelirler. Toplum ‘Dost- düsman.’ ikilemi içine sikisir.

Bu tablo sonucunda toplum, eziklik, umutsuzluk ve güvensizlik içine yuvarlanir. Bu asamada, toplumu kurtulusa götürecek, ideoloji, parti ve hikmetinden sual edilmez süpermen önder piyasaya sürülür. Hayatla ilgili bir beklentisi kalmamis, itilmis, kakilmis, örselenmis, genis halk yiginlari, bu yeni ideolojinin ve önderin emrine sokulur. Böylece genis halk kitleleri utandigi eski kimligini terkeder, onur duyacagi bir üst kimlige terfi eder. Artik, kendisine verilen tüm emirleri yerine getiren bir robota döner. Egemenlerin gözü kapali militani haline gelir.

Böylece, fasizmi kurumlastirma ve iktidara tasima kültürü köklesmeye, güçlenmeye ve iktidara dogru adim adim yürümeye baslar.

Tüm dünyada fasizm, sermaye, ordu ve mabet üzerine oturur. Kemalist diktatörlük tek parti dönemindeki diktatöryel düzenini, sermaye ve ordu ayagi üzerine oturtmustu. Bu konuda dine ihtiyaci yoktu. Kemalistlere göre, Islam dini aksine Türk irkçiliginin köklesmesini ve yayaginlasmasi önleyen güçlü bir engeldi. Bu nedenle dini dar bir alanin içine sikistirip nefes alamaz duruma getirdiler.

Okulda , kislada, sokakta çevrilen sistematik propagandalar sonucunda, Kuran okumayi, namaz kilmayi, oruç tutmayi ülkeyi Ortaçag karanligina tasiyan bir ugrasi oldugunu insanlarin beynine kazdilar. Bu durum, kisa bir zaman sonra degismeye basladi.

Ülke ve dünyanin içine girdigi degisim-dönüsüm nedeniyle Türkiye, 1946 yilinda çok partili döneme geçti. 1950 yilinda yapilan ikinci seçimde, Demokrat Parti büyük bir çogunlukla iktidar oldu.

Ülke yönetimi, milliyetçi, muhafazakar, dindar elitin eline geçti. Menderes, Demirel ve Özal döneminde, kurulu düzenin üçüncü ayagi olan din, yavas yavas tahkim edilmeye baslandi. AKP’nin iktidar olmasiyla birlikte, bu önemli ayak, sermaye ve ordu ayaklarinin yanindaki tarihi yerini almis bulunuyor.

Sermaye, ordu ve din, Türkiye’daki sömürü düzeninin üç ana damaridir. Bunlarin yaninda bir çok kilcal damarlar da mevcuttur elbette. Paramiliter yapilar bunlardan birisidir.

Bu toplumsal yapilar, Türk ordusunun denetimi altinda çalismaktadirlar. Bunlarin özel anayasasi, yasalari ve örtülü ödenekleri vardir. Kisacasi bunlar, legal devlet içindeki illegal küçük devletlerdir. Bunlar, verilen emirler dogrultusunda, cinayet islerler, provakasyonlar düzenlerler, irkçi fasist örgütler kurarlar, gerektiginde iç savas çikartirlar, kitlesel katliamlar yaparlar.

Bunca laftan sonra esas konumuz olan muhtarlara gelmek istiyorum. Muhtarliklar, ülkede var olan en yaygin sivil toplum kurumlardir. Yaptiklari is geregi, mahalle ve köydeki herkesi tanirlar. Onlari mali, siyasi ve sosyal durumlari hakkinda bilgi sahibi olurlar. Onlarin ne yaptiklarini bilirler ve izlerler.

Bu nedenlerle muhtarlari siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel bir konuda ortaklastirmak, onlari bir proje etrafinda el ele tutusturmak, stratejik bir hedeflere yönlendirmek kolaydir.

Hatirlayalim, Erdogan düzenledigi ilk muhtarlar toplantisinda onlara ne demisti? ‘Siz halkimizin ve devletimizin en uçtaki temsilcisisiniz. Onlarla iç içesiniz. Sizler ulusumuzu ve devletimizi koruyup kollayan temsilcilerisiniz. Sizden bu sorumlulugunuzu ve görevinizi yerine getirmenizi istiyorum.’

Hadi çitayi biraz daha kaldirayim ve size bir soru sorayim, eger iktidar muhtarlari illegal bir örgütlenmeye dogru yönlendirirse bu örgütlenmenin gençlerine özel kamplarda askeri egitim verirse, bu isler için gerken finansmani örtülü ödenekten karsilarsa ne olur, nasil bir tablo ortaya çikar dersiniz?

Bu örgüt Alman Nazizmini SS’leri, Italya fasizminin kara gömleklilerine benzer bir nitelik kazanmaz mi? Türkiye’de açik fasizm iktidara gelmez mi? Hepinizi bu konuda düsünmeye, Erdogan’i, AKP’yi ve muhtarlari bu konuda izlemeye davet ediyorum.

Yilmaz Çamlibel

Back to top button