GARA OLAYININ SORUMLUSU DEVLETTIR

Geçtigimiz günlerde GARA magaralarina 40’tan fazla savas uçagi, çok sayida asker ve özel harekât timi ile bir operasyon düzenlendi. Bu baskin esnasinda 50’den fazla PKK militaninin öldürüldügü resmi makamlarca açiklanirken, ayrica bu baskinda 3’ü asker 13’ü de savunmasiz/sivil olmak üzere 16 devlet görevlisinin de yasamini yitirdigi belirtildi. Cumhurbaskani PKK’nin elinde bulunan bu 13 silahsiz/savunmasiz insanin sorumlusunun Millî Savunma Bakanligi ve devlet oldugunu açikladi.
Devletin asil görevi ‘vatandasin can güvenligini korumak’ oldugu halde Garan’daki sivillerin canini koruyamamis olmasi, üzücü olmustur.
Yillardir sonuç alinamamis bu güvenlikçi politikalarin bedeli agir olmustur. Sürüp gelen gerilim, terör ve siddet politikalari sonucunda; askerî harekât ve operasyonlar devreye sokulmus vebu çatisma ortami derin acilarla sonuçlanmistir.Dahada önemlisi sadece faili meçhul ve infazlar sonucunda; ülkede bugüne dek, en az 50 bin insan yasamini yitirdi. Devlet bu insanlarin canini korumadi/koruyamadi. Partimiz HAK-PAR; basindan beri bu siddet, terör ve savas politikalarina karsi gelerek bunun çözüm olmadigini dile getirdi. Ülkenin bu gerilim ortamindan çikarilmasi geregine isaret etti.
Özellikle adina ‘çözüm süreci’ denilen süreçte PKK silahsizlandirilamadi, PKK’nin silahli mücadelesi ile ‘es anlamli’ sanilan Kürt sorunu da çözülemedi. Tersine PKK yaratilan yumusama ortamini firsat bildi, insanlar kaçirdi, yol kesti, köy basti, gün ortasinda insan kaçirdi, yargiladi, infaz yapti, haraç topladi. Yurtsever demokrat düsüncelerin yüksek oldugu Sur, Nusaybin, Silvan, Cizre gibi kimi yerlerde is makineleri ile alenen Hendekler ve Çukurlar kazidi, barikatlar olusturdu. Bu açikça bir ‘Sehir Savasi’ hazirligiydi. Ne yazik ki engel olunmadi. Seyirci kalindi, adeta onaylanircasina olup bitenler karsisinda sessiz kalindi. Son yillarda yasanilan acilarin nedenini burada aramak gerekir.
Açiktir ki, PKK bu süre içinde kaçirdigi savunmasiz insanlari Güney Kürdistan hükümetinin egemen oldugu topraklara götürdü. Bunu açik bir sekilde yapti. Bu davranis o bölgeye saldiri yapilmasi için somut bir davetiye niteligindeydi. Ne yazik ki mevcut devlet akli tüm bu olup bitenleri izlemekle yetindi. Eger devlet vatandasin can güvenligini saglayabilseydi, belki bugün GARA olayi olmayacakti. Eger PKK vicdani temiz bir siyaset gütmüs olsaydi belki tüm bu acilar yasanmayacakti. Bu nedenle GARA’nin sorumlusu geçmisten bugüne algisi ve aliskanliklari degismeyen devlettir. GARA olayinin senaristi PKK’dir ve onun yillardir israrla sürdürdügü anlamsiz, amaçsiz terör ve siddet siyasetidir. Bu acilar danisikli bir dögüsün eseridir.
Ölmeyi ve öldürmeyi kutsayan bir anlayis, insani duygudan arinmis bir anlayistir. Asil olan ölmek/ öldürmek degil; yasamak ve yasatmaktir.
Bugün, yillar önce Yesilyurt köylülerine yapilan insanlik disi olaydan tutun da, Basbaglar ve Roboski’de yapilan katliamlarda, Faili Meçhul olaylarda, Bingöl’de 33 silahsiz erin öldürülmesinde, Daglica baskininda, Suriye’de, Çukur ve Hendek olaylarinda, Kobani olaylarinda ve benzer olaylarda simdiye dek binlerce insan ne yazik ki yasamini yitirdi. Hepsinin de can güvenliginin korunmasi görevi devletin görevi oldugu halde devlet bu vatandaslarinin can güvenligini koruyamadi. Siddet ve terör, savas ve operasyonlar sonucu ülke ölüm ve yangin yerine döndü, korku, panik ve gerilim yüzünden ülke yasanmaz hale geldi. Bu yangini atese körükle gitmekle sönmez.
Ne gariptir ki geçen süre içinde ülke yangin yeri haline geldigi halde Insan Haklari örgütleri tek tarafli hareket ederek sayginliklarina gölge düsürdü. Oysaki, insan her seyden önce insandir ve her insanin en temel hakki yasama hakkidir. Insanin Asker/ Sivil, Isçi/ Köylü; Genç/ Yasli;Zengin /Fakir; Türk/ Kürt, Isçi/ isveren; Kadin ya da Erkek olmasi onun yasama hakkinin olmadigi anlamina gelmez. Her kim ki insan hayatina kastetmisse, açikça kinanmali, yasama hakki elinden alinmis olan insanlarin davasi insan haklari örgütlerinin faaliyet alani olmalidir. Hal böyle iken insan haklari örgütleri bunca yildir hep yanli davranarak devletin insan haklari ihlallerine karsi gelinirken PKK’nin insan hayatina kasteden eylemleri karsisinda sessiz kalindi. Çocuk yasta savastirilan kisiler hakkinda, iç infazlar konusunda, savunmasiz vatandaslarin katledilmesinde, Hendek olaylarindaki tahribatlarda bu ‘Insan Haklari’ örgütleri kör ve sagir davrandi. Bu nedenle ülkede insan Haklari örgütleri artik güvenilir olmaktan uzaklasti.
HAK-PAR bu vesile ile bir kez daha siyaset kurumuna çagrida bulunmayi görev bilir. Ülke sorunlarinin çözümü konusunda güdülen askeri ve güvenlikçi politikalar terk edilmeli, sorunlar dünyanin her yerinde oldugu gibi, poligonlarin disinda, baris zemininde, diyaloglarla çözülmelidir. Terör ve siddetin magdurlarina devlet sahip çikmalidir. Toplumda kin ve nefret duygularinin kabarmasi ve etnik öfkenin tirmandirilmasina neden olabilecek intikamci, siddet içerikli eylem ve söylemlerden özenle kaçinilmalidir.
Siddet ve terör insan hak ve özgürlüklerinin düsmanidir. Özgürlük ve demokrasiden asla vaz geçilmemelidir.
Insan hayatini hiçe sayan politikalar terk edilmeli, insanin yasatilmasi; insan için huzur ve güvenlik ortaminin saglanmasi için iç barisin kurulmasi konusunda gereken adimlar atilmalidir. Intikam, kin ve savas dili terk edilmelidir. Neden ne olursa olsun hukuk ve adaletten, demokrasi özgürlüklerden asla vazgeçilmemelidir.
Yillardir askeri operasyonlar ve güvenlikçi politikalardan vazgeçmeyen devlet siyaseti ile terör ve siddette israr eden PKK anlayisi sonucunda geriye acidan baska bir sey birakilmadi. Kuskusuz geçmisi degistirmek olanakli degildir. Ama bugünden baslayip elbirligi ile baris içinde özgür ve demokratik bir düzen kurabilmek için çaba gösterilmelidir. GARA olayi ilk degildi, ama son olabilir. Türkiye’de GARA’ya benzer geçen yüzyilda birçok olay yasandi, on binlerce insan yasamini yitirdi. Bu anlayis çözüm getirmiyor bu nedenle bu akil ve bu algi degismelidir. Bu aliskanliklar ve bu huylar terk edilmelidir.
Bugüne dek, faili meçhul olaylar, iç infazlar ve toplu katliamlar da dahil olmak üzere ve en son Garan’daki infazlar da dahil insan yasamina kiyan hiçbir olayi onaylamiyoruz. Yasamini yitirenlere rahmet, ailelerine bas sagligi diliyoruz. Tüm vatandaslari serin kanli olmaya ve sakin olmaya davet ediyoruz. 19.02.2021
Latif Epözdemir