Garip Isler – YAZILMAMIS, AMA BASILMIS BIR ‘ÖNSÖZ’!..

Sevgili okurlar, arkadaslar,
Bizim Cemali’nin ara sira yazdigi ‘garip isler’e dair öykülerini bilirsiniz. Simdi ben de böyle garip bir hikâye anlatacagim. Benim basima geldi bu. Yazmadigim bir ‘önsöz’ yeni çikan bir siir kitabinda basilmis!
Hikâye söyle:
Birkaç gün önce Muzaffer Kalaba adinda tanimadigim bir kisiden telefon geldi. Siir kitabinin basildigini söyledi ve kitaba yazdigim önsözden dolayi tesekkür etti, kitabi göndermek için adres istedi. Ben böyle bir önsöz yazdigimi hatirlamadigimi söyledim. Çünkü son yillarda ve daha önce de hiçbir siir kitabina herhangi bir önsöz yazmamistim. Ama o israr edince, acaba geçmis aylarda böyle bir sey yazdim da unuttum mu diye tereddüde düstüm. Öyle ya, yazmis olmasam adam ne diye böyle bir sey söylesindi. Ayrica aylar önce birinin bana telefon açip siirlerine bir önsöz yazmami istedigini, benim de, onu kirmayip ve pesin pesin hayir demeyip, ‘siirlerini gönder göreyim,’ dedigimi, hayal meyal hatirlar gibi oldum. Ama herhangi bir siir dosyasi gelmemis ve ben de dogal olarak, olumlu ya da olumsuz bir cevap vermemistim.
‘Olur, adresimi mesajla gönderirim; bir kitap gönder,’ dedim. O da:
‘Birkaç tane göndereyim,’ dedi, ‘tanidiklariniza dagitirsiniz ’
Adini not ettim ve kuskumu gidermek için bilgisayarimdaki dosyalari kontrol ettim. Böyle yazilari, atmam, dosyalarim. Onlara, hatta e-postamdaki son bir buçuk yilda gelen-giden mektuplara, yazilara baktim; böyle bir sey yoktu.
‘Çiglik’ adindaki siir kitabi dün geldi. Açip baktim. Evet, bas tarafta benim adimla yazilmis bir önsöz vardi. Ama daha ilk satirina baktigimda benim üslubum olmadigi besbelliydi. Hayir, tek kelimesini bile ben yazmamistim!
Bu önsözü kim yazmissa, Muzaffer Kalaba’nin söz konusu siirlerini övmüs, göge çikarmis!..
Tepem atti! Siverekli oldugunu ve Mersin’de oturdugunu söylemis olan bu arkadasa hemen telefon açtim ve bu önsözün bana ait olmadigini, bunu neden yaptigini söyledim. O ise Izmir’de oturan ve orada güya bir edebiyat dergisi çikaran bir arkadasinin bu önsözü temin edip kendisine gönderdigini söyledi. Dedigi kisiyi de tanimiyordum. Bu konuda bir açiklama yapacagimi söyledim ve telefonu kapadim.
Kitaptaki siirlere göz gezdirdim. Onlari elbet yeni görüyordum. Eger daha önce dosyasini gönderseydi bir önsöz yazar miydim, yazmaz miydim, söz konusu siirler buna deger miydi, ayri mesele.
Kitabin basinda sözde benim önsözümden baska, Sair Cezmi Ersöz’ün de üç satirlik bir övgüsü ve ayrica iki kisinin daha yazdiklari vardi. Hepsi de ayni tarzda kaleme alinmis, benzer övgü sözcüklerini dile getiren, sanki ayni kalemden çikmis metinlerdi
Ve o hepimize bu önsözler izin tesekkür ediyordu!
Ersöz’ü telefonla aradim. O da böyle birini tanimadigini, bundan haberi olmadigini söyledi ve kendisini aramak için telefonunu istedi.
Iste böylesine bir garip is, sevgili arkadaslar!.. Bu memlekette garip isler çoktur ve bunda sasacak bir sey yok. Ama böylesiyle de ilk kez karsilasiyorum.
Bu arkadasin yaptigi ile ilgili olarak hem çok canim sikildi, hem de kendisi hesabina üzüldüm. Sekseni askin yasima ragmen oldukça mesgul bir insanim ve böylesine can sikici bir konuya zaman harcamak istemezdim. Siir böyle yöntemlere uygun bir ugras degil. Siiriyle ilgili güzel seyler yazilmasini isteyen kisi (ki bu dogal, insani bir duygudur), her seyden önce ortaya iyi ürünler koymali. Benim sözlerime deger veriyorsa, siire ve bana saygi duyuyorsa, böyle basit yöntemlere basvurmamali, Bagdat’tan dönecek yanlis hesaplar yapmamali.
12 Haziran 2021
Kemal Burkay