GEÇMISTEN GÜNÜMÜZE DÜNYA DEGISTI -3-

KENDI KADERINI TAYIN ETMENIN EN GERÇEKÇI YOLU: FEDERASYON MODELI
Federasyon, topraga bagli tarihsel, etnik ve dilsel bakimdan yerellik içeren bölgesel farkliliklar temelinde ulusal varlik sürdüren ulus ve halklarin özgürlük, esitlik ve adalet ilkeleri çerçevesinde kendi aralarinda olusturduklari bir üst yönetim tarzidir. Federatif yapilardaki ülkelerde bagimsizlik hakki her zaman saklidir. Federatif yapi bir ‘gönüllü birliktir’ Bu birlik istege dayali iç islerde özerk, disa karsi ortak bir siyasal birlikteliktir. Üst devlet kurumu özerk ve bölgesel federal yapilarin ortak kurumudur. Federasyon anayasal güvenceleri zorunlu kilan ve mevcut genel anayasanin her kesimi baglayici oldugu bir sistemdir.
Federal devlet iç isleyisleri itibariyle özerk olan devletlerin olusturdugu bir üst yapi devletidir. Bu ayni zamanda siyasal bir birlikteliktir. Buna göre bölgesel devletlerin her biri kendi anayasasini olusturup kendi ülkesini yerel anayasasina göre yönetme hakkina sahiptir. Ancak bölgesel hukukun korunmasi için üst federal devletin genel anayasasi belirleyici ve tayin edicidir. Her federal bölge kendi iç hukukunu, yasama, yürütme ve yargi sistemini öz gücüne ve ulusal yapilarina uygun bir biçimde düzenleme hakkina haizdir.
Bölgesel devletlerin yasalari üst devlet (federal devlet) kimligine ait anayasaya aykiri olmama kosulu tasimak durumundadir.
Federe devletlerde, bölgesel yapilarin her biri kendilerine özgü iç güvenlik birimlerini demokratik yolarla seçerler. Keza bu tarz devletler yargi sistemlerini de kendileri bagimsiz olarak olusturabilme haklarina sahiptirler. Çünkü baris ve gönüllülük temelinde bir arada yasamaya karar vermis olan halklar bakimindan bir federe bölge için suç olusturan bir eylem, bir diger bölge için suç olusturmuyor olabilir.
Bölgesel federe devlet yasalarinin uygulanmasinda genellikle, ait bulunulan bölge göz önüne alinir. Ancak uygulamada kisilerin hangi özerk bölgeye bagli oldugu konusuna göre de hareket edildigi görülmektedir. Bu durum özerkligin kapsami ve genisligine göre biçimlenir. Bir diger durum ise dolasim sorunudur. Keza sirasinda olan vatandasin çelisen yasalara muhatap kalmasi durumunda üst yargi, yani ortak devlet anayasasi esas alinir. Dolasim esnasinda olusabilecek suçlarin baglayiciligi üst anayasa ile belirlenmis olmasi gerekir.
Tekrar irdeleyecek olursak, Federasyon, iki veya daha fazla devletin ortak ve fakat sinirli olmayan yasamsal çikarlarini saglamak amaciyla birlesmelerinden meydana gelen bir devletler toplulugu. Federasyonda, konfederasyonun aksine üye devletlere topluluktan ayrilma hakki taninmistir. Konfederasyonlarda devletlerarasi iliskiler bir sözlesmeden ibaret oldugu halde federasyon yapilanmasinda federe devletler arasi hukuk genel, ortak ve baglayiciligi esas olan bir anayasa ile tesis etmektedir.Ayrilma hakkinin kullanilmasinin yolu halkin demokratik tercihi ile mümkün olabilir.Bunun yolu ise referandumdur.
Yillardir federe devletler biçiminde yasayan Barselona ve Madrid kendi aralarinda büyüyen sorunlar nedeni ile zaman zaman ciddi sorunlar yasamaktadir. Keza Bosna_Hersek federasyonunda nüfusu dört yüz bin civarinda olan Karadag ayrilip bagimsiz devletini kurdu. Ingiltere’de Iskoçya ve Galler yarim bagimsiz federe devletler olarak, SSCB’den sonra, Rusya Federasyonunda dokuz federe devletin kendi aralarinda olusturdugu (BDT) ‘ Bagimsiz Devletler Toplulugu’ adi altinda örgütlendi.
Özetle federasyonlarda ayrilma hakki kutsal bir haktir. Ayrilma ya da birlikte yasamaya karar verecek olan organ önce kendi yasal meclisinde bu yönde karar alir daha sonra isterse referanduma giderek kendi kaderini tayin etmeye karar verir. Federe devletler arasi iliskiler demokratik ilkeler çerçevesindedir.
Her Federasyon’un mutlaka bir yürütme organi vardir. Bu yürütme organi, bir kraldir ya da halk tarafindan seçilmis bir baskandir. Kimi yapilarda oldugu gibi; örnegin bu gün Isviçre, ve Rusya’da oldugu gibi, bir heyet federasyonu yürütür. Burada esas olan federasyondaki yürütme organinin oldukça güçlü olmasidir. Federatif devletlerde yasama organi federasyonun içerik ve kapsami bakimindan her zaman ve her kosulda iki meclislidir. Birinci meclis, üye devletlerin nüfüs oranina bakilmaksizin her federe devletten esit sayida üyenin katilimi ile olusmus olan meclistir. Ikinci meclis de, federasyonun birligini saglamakla görevli olan ve ve halkoylamasi ile seçilen meclistir.
Günümüzde dünyada bu biçimde örgütlenmis olan federatif devletlerin sayisi 2011 yili verilerine göre 28 tanesi sirasi ile; ABD, Almanya, Arjantin, Avustralya, Avusturya, Belçika, Birlesik Arap Emirlikleri, Bosna Hersek, Brezilya, Etiyopya, Hindistan, Güney Afrika, Irak, Ispanya, Isviçre, Kanada, Komorlar, Malezya, Meksika, Mikronezya Federe Devletleri, Nepal, Nijerya, Pakistan, Rusya Federasyonu, Saint Kitts ve Nevis, Güney Sudan, Sudan ve Venezuela federe devletleridir.
Adi geçen ülkelerdeki federatif yapilar da çesitlilik göstermektedir. Kimi ülkelerde ‘eyalet sistemi’ nin yani sira bölgesel ve kültürel özerklik içeren yapilanmalar mevcuttur. Yani federasyon bir eyalet sistemi olabilecegi gibi bagimsiz devletler toplulugu da olabilir. Federasyonlarin kapsadigi alanlar yerel diller ve azinliklar ve dilsel, kültürel ve dinsel farkliliklar esasina göre de sekillenmis olabilir. Dogal olarak her toplumsal katmanin özerklik siniri onun mevcut yapisina göre belirlenir. Ancak statüleri ve konumlari ne olursa olsun her halkin genel federe devlet karsisinda esit olmasi federasyonun olmazsa olmaz kuralidir.
Özerk bölgeler genel ve katma bütçeden kendi paylarina düseni, yerel ihtiyaçlarini oraninda almayi hak ederler. Bölgelerdeki arti deger ortak federe devletin bütçesine aktarilir. Bölgelerdeki yer üstü ve yer alti zenginlik kaynaklari öncelikle bölgenin ihtiyaçlarina harcanirken artan kisim bölüsülür. Tüm bu konular yerel ve genel anayasalarla mutabakat içinde belirlenir.
Bir ülkede daginik durumda yasayan, halklar ve kültürler için bagimsizlik ve federasyon sistemini uygulamak olanakli degildir. Bunlar ulusal özelliklerine göre ‘kültürel özerklik’ statüsü ile kendi ulusal demokratik haklarini özgürce kullanma hakkini temin edebilirler. Bu türden topluluklar genellikle göçebe topluluklar ve azinlik statüsündeki halklardir. Örnegin Türkiye’de Rumlar, Yahudiler, Çerkes boylari, Gürcüler ve Ermeniler daginik yasayan ulusal azinliklardir. Bunlarin bagimsiz ya da federe bir devlet kurmalarinin maddi ön kosulu yoktur.
GEÇMISTEN GÜNÜMÜZE KÜRTLERIN DURUMUNA KISA BIR BAKIS
Dünyada Kürtlerin yasadigi dört devletin mevcut sinirlari içinde, Kürtler kendilerine ait topraga , bu topraga bagli olarak da ortak ve yaygin bir dile sahiptirler. Dahasi Kürtlerin ülkesinin adi M.Ö.612 yilinda MED ülkesi iken M.S.1200 yilindan bu güne dek ise KÜRDISTAN olarak bilinmektedir. Tarihçiler ve cografyacilarin bu tespitine göre bu her iki tarihsel adla anilmis olan MED ve Kürdistan ülkesinde Kürtler nüfusun büyük çogunlugu olusturan ‘ana ulus’turlar. Kürdistan da farkli kültürler gösteren ulusal azinliklarin varligi da tartisma götürmez bir gerçektir. Bu baglamda ülkesi dört parçaya bölünmüs olan Kürtler, Türkiye, Iran, Irak ve Suriye’de ‘azinlik’ statüsünde degildir.
Kürt dili kendi ülkesinde topraga bagli bir dildir. Bu nedenle Kürtlerin bilincinde yasattiklari ülkenin adi-topragi da ihtiva ettigi için- Kürdistan’dir.
Türkiye’de Kürtler azinlik olmayip ‘kurucu unsur’ konumundadirlar. Lozana göre de azinlik olanlar Rum, Ermeni ve diger halklardir. Bu azinliklarin haklari uluslar arasi çerçeveye uygun olarak tespit edilmis ve bu halklarin ‘azinlik’ oldugu gerçegine isaret edilmistir. Bu nedenle Ermeni ve Rumlar anadilde egitim haklarina sahip, kendi okullari, hastaneleri ve ulusal kurumlari olan azinliklardir. Ruhban okullari ise serbest oldugu halde TC bu okullara kendi müfredatini dayattigi için ve bu dinsel azinlik da böylesi bir dayatmayi kabul etmedigi için egitim vermemektedir.
Kürtler, kendi topragi, üzerinde, yasadigi tarihsel cografyada çogunluktadir. Kürtler, Dili, örfü, adetleri, gelenekleri, tarihi ve tarihi kültürel birikimleriyle istikrarli bir kategori olusturmaktadirlar.
Siyasi egemenlikleri M.Ö. VI. yüzyil ortalarina dogru sona eren Medler’in dinleri ve uygarliklari Büyük Iskender devrine dek Iran’a hakim olmus, bu devirden Islam’in gelisine kadar geçen sürede, Yunan cografyaci ve tarihçilerince Karduklar (Korduhay) diye adlandirilmistir.
Kürtlerin ‘kurucu unsur’ olduklarini irdeleyecek olursak; Türkler’in Anadolu’ya geçisinden tutun, Osmanli’nin Çaldiran’da ,Safeviler’e karsi kazanmis oldugu zafere, ondan tutun Kurtulus savasina kadar her kritik asamada, Kürtler Osmanlinin ve Türkler’in yaninda olmustur. Kürtler, Kurtulus Savasini baslatan iradenin olusmasindaki en önemli etken olan Erzurum ve Sivas Kongreleri’nin toplanmasinda büyük rol oynamislar; Amasya Protokolü bunun sonuç belgesidir. Kürtlerin ve Türklerin bu ortak iradesinin gelecekte ortak bir devlet olusturmada da devam ettirilecegi, ikinci bir Amasya belgesi olan Amasya Protokolü’nde ortaya konulmustur.
TARIHTEN BIR ÖRNEK: OSMANLI KÜRT FEDERASYONU
Hatirlanacagi gibi Yavuz Sultan Selim zamaninda Kürtlere genis bir özerklik verilmisti. 1514’ten 1846’lara kadar süren dönemde, Kürdistan beylikleri ve onlari olusturduklari hükümetleri vardi. Kürt Hükümetleri, kendi iç islerinde tamamen özerk bir yapiya sahipti.
Bilindigi gibi ilk Amasya antlasmasi Osmanlik-Kürt federasyonu olarak bilinir ve bu anlasma 1514 yilinda Yavuz Sultan Selim ile Kürdistan beylerbeyi Idrisê Bitlisi tarafindan imzalanmistir. Bu federatif hükümler içeren antlasmanin en önemli maddeleri söyledir:
1- Kürt emirliklerinin bagimsizligi korunacak
2- Kürt yönetimleri pedersahi (babadan ogla geçis) olacak ya da yerel bazda düzenleme yapilacak ölen yöneticilerin yerine gösterilecek (yerel halkin gösterecegi) vekaleten atanmis olan kisilerin yetki alanlarini sultanlik (Osmanli sultanligi) onaylayacaktir.
3- Kürtler tüm savaslarda Türkleri destekleyecek.
4- Kürtlerin maruz kalacagi dis saldirilarda Türkler Kürtleri koruyup yardimci olacak.
5- Kürtler vergilerini düzenli ödeyecek. ( Kaynak: Kürt-Osmanli Itifaki ve Idrisé Bidlisi. Sakir Epözdemir. Péri yayin.say.141)
Kürdistan cografyasi ‘Anatolya’ olmadigi gibi Osmanli Teb’asi da olmamistir. Lakin Osmanlilardan 300 yil öncede bu bölgede Kürt devletleri oldugu bilinmektedir. Osmanlilar Iran ve Rusya üzerindeki tasarruflarina kavusmak için Kürdistan’la ve oradaki hükümetlerle iyi geçinmeyi siyaseten arzulamislardir. Ilk Kürt beylikleri ‘VIII. Yüzyilin baslarinda kurulmustur. Bunlarin en uzun ömürlü olanlarindan ikisi Cizre ve Bitlis beylikleridir
!8 tanesi Hükümdar ve 10 tanesi de Mir olmak üzere 28 Kürt Beyi Sultan Selim ile federasyon görüsmeleri yaptiklarinda su öneride bulunmuslardir. :
‘evvelden oldugu gibi baba ve ecdatlarindan miras kalan hakimiyetlerinin kabul görmesi”
OSMANLILARLA FEDERASYON ANTLASMASINI KABUL EDEN KÜRDISTAN HÜKÜMDARLARI SUNLARDIR:
1-Bitlis Hâkimi Seref Beg, 2-Cizre Hâkimi Sah Eli Beg, 3-Hasankeyf Hâkimi Sultan Melik Halil-i Eyyubî, 4-Hizan Hâkimi Sultan Davut Bey, 5-Hakkari Hâkimi Izettin Sér, 6-Baban Hakimi Budak Bey, 7-Soran Hakimi Emir Seydi Bey, 8-Behdinan Hakimi (Amédi) Sultan Hüseyin Bey, 9-Mukriyan Hakimi (Ormi-Mahabad) Sarim Bey, 10-Bradost Hakimi Budaq Bey, 11-Mahmudiyan Hakimi (Hosap) Emire Bey, 12-Sivédiyan Hakimi ( Siverek’ten Bingöl’e kadar ki bölge) Ahmet Bey, 13-Sasun Hakimi ( Sasûn-Hazzo) Mihemed Eli Bey, 14-Kilis Hakimi Kasim Bey, 15-Çemiskezek Hakimi Pir Hüseyin Bey, (bu Bey Haci Rüstem Beyin ogludur). 16-Palu Hakimi Cemsid Bey, 17-Egil (Gél) Hakimi Kasim Bey, 18-Gurgil (Botan/Dergul) Hakimi Seyit Ahmed Bey
KÜRT-OSMANLI FEDERASYONUNA DAHIL OLMUS OLAN 10 KÜRT EMIR YA DA MIRLERI, YANI KÜRT BEYLERI DE SUNLARDIR:
1-Silvan (Farqin) Beyi Sah Veled Bey, 2-Hezro (Tercil) Beyi Eli Bey, 3-Lice (Hetax) Beyi Ahmed Bey, 4-Kulp ve Batman Beyi Eli Bey, 5-Derzin Beyi Mihemed Bey, 6-Girdikan Beyi Mihemed Bey, 7-Mukus Beyi Abdel Bey, 8-Espayert Beyi Muhammed Bey, 9-Çermuk Beyi Sah Eli Bey, 10-Sirvan Beyi Muhammed Bey.
Yavuzdan sonra tahta geçen Kanunî Sultan Süleyman babasinin ölümünden ancak 15 yil sonra Kürdistana sefer düzenlemis ve topraklarini genisletmistir. Yükselme devrinin padisahi kabul edilen Kanuni, baslangiçta Kürt yönetimlerini tanimak istemedi. Ancak daha sonralari 1535’te Iran ve Bagdat seferinden döndükten sonra babasinin Kürtlerle yaptigi itifaka riza gösterdi ve bir bildirge ile Kürt-Osmanli ittifakina riayet edilecegini beyan etti.
Kürt Osmanli Ittifaki II. Sultan Mahmut’a kadar sürdü.Bu dönemde gerek Avrupalilarin Osmanli üzerindeki müsterek emelleri, gerekse de Osmanlinin gerilemeye dogru yürümesi sonucunda güç yitirmesi, Kürt Osmanli iliskilerini de sarsti.Bu ittifakin bozulmasi iste bu döneme denk gelmektedir. Kürt Hükümet ve beyliklerinin siyasal olarak Osmanlilar tarafindan resmen taninmayacagi 1.Abdülmecit döneminde baslamistir..
1846 YILINA GELINDIGINDE HÜKÜM SÜRMEKTE OLAN KÜRDISTAN HÜKÜMET VE YÖNETIMLERI ISE SUNLARDIR.
1-Qotor Hükümeti Emir E’dî. 2- Hemîd ‘ Xosab: Hükümet. Zeynel Beg. 3-Mehmûdî (Seray) : Hükümet. Celal Beg. 4- Hazzo: Hükümet. Mensur Beg. 5- Cizîr: Hükümet. Meteselim. Muhammed Beg. 6-Egil: Hükümet. Bos. 7-Tercil: Hükümet. Heyder Beg. 8-Palo: Hükümet. Bos. 9-Çermik: Hükümet. Bos. 10-Genc: Hükümet. Ewlîya Beg.11-Bidlîs: Hükümet. Bos. 12-Xîzan: Hükümet. Muhyeddîn Beg. 13-Hekarî: Hükümet. Ibrahim Beg. 1-Qotor: Hükümet. Emir E’dî. 2-Hemîd ‘ Xosab: Hükümet. Zeynel Beg. 3-Mehmûdî (Seray) : Hükümet. Celal Beg. 4- Hazzo: Hükümet. Mensur Beg. 5- Cizîr: Hükümet. Meteselim. Muhammed Beg. 6-Egil: Hükümet. Bos. 7-Tercil: Hükümet. Heyder Beg. 8-Palo: Hükümet. Bos. 9-Çermik: Hükümet. Bos. 10-Genc: Hükümet. Ewlîya Beg.11-Bidlîs: Hükümet. Bos. 12-Xîzan: Hükümet. Muhyeddîn Beg. 13-Hekarî: Hükümet. Ibrahim Beg. 14- Imadîye: Hükümet. Behrem Pasa. ( Kaynak: Sakir Epözdemir)
KEMALIST YÖNETIMIN KÜRDISTAN SÖZCÜGÜNÜN TELAFUZUNU YASAKLAMASI
Tarihsel belgeler irdelendiginde Cumhuriyet dönemine kadar Kürt cografyasi genel adi ile Kürdistan eyaleti olarak anilmistir. Ancak cumhuriyetin ilerleyen dönemlerinde bu ve birçok Kürt yerlesim yerinin adi telaffuz edilmekten imtina edilmistir.1924 yilinda çikarilan bir yasa aynen söyledir: ‘ Türkçe olmayan ve iltibasa meydan veren köy adlari, alakadar Vilayet Daimi Encümeninin mütalaasi alindiktan sonra, en kisa zamanda Dahiliye Vekaletince degistirilir.’
Devlet kurdugu halde ulus insa etme telasinda olan Kemalistler ret ve inkari temel siyaset olarak benimsedikleri için, Kürtleri bir ‘tehdit algisi’ olarak bilmistir. Kemalistlerin Kürdistan adinin telaffuz etmemelerinin nedeni, tarih alaninda oldugu gibi cografya alaninda da tahrifat yapmak , bu yolla Kürtlerin bagimsizlik ve federasyon hakkini ortadan kaldirmaktir.
Kemalistler Kürdistan yerine ‘dogu’ ya da ‘güneydogu’ terimlerini kullanmayi yeglediler. Dahasi Anadolu cografik terimi Kürt cografyasini içermedigi halde Cumhuriyet yönetimi ‘dogu ve güneydogu Anadolu’ terimlerini özellikle ikame etmistir Gerçekte bu bilinçli bir tahrifat ve manipülasyondur.
Anadolu Kürdistani içermez çünkü, Anadolu: Anatoli yani ‘ön asya’ manasina gelen Yunanca bir kavramdir. Türk dilbilimci Semseddin Sami’nin Camusul Alem’ine göre Anadolu diye bilinen bu cografyaya komsu halklar ve eski cografyacilar ‘Rom’ demektedirler. Bilindigi üzere ‘Türkiye’ adi da Italyanlar tarafindan yakistirilmisti.
Tüm bu realiteler bir bir göz ardi edilirken Kürt aydin ve siyasetçi kesimi Kemalist yönetimin Kürtlere vaad ettigi haklara bagli kalmasi için dönemin hükümetine su talepleri iletmeyi uygun görmüslerdir.
25 KASIM 1921 DE KÜRTLER KENDI ARALARINDA TOPLANARAK HÜKÜMETE ILETTIKLERI TALEPLER SUNLARDIR.:
1-Kemalist Hükümet tarafindan Kürtlerin yasadigi bölgede otonom bir Kürt devletinin taninmasi
2-Sinirlarin Kürtler tarafindan çizilmesi
3-Türk jandarmalarinin ve devlet görevlilerinin geri çagrilmasi
4-Otonom Kürdistan örgütlenme islerinden Türkiye’nin elini çekmesi
5-Ankara Hükümeti tarafindan toplanan tüm askeri vergilerin ve askeri bagisiklarin Kürtlere tahsis edilmesi
6-Türkiye topraklari içerisinde kalan Kürtlerin korunmasi ve orduda bulunan Kürtlerin birakilmasi
Oysa ki ilk meclis BMM ( Büyük Millet Meclisi) olarak anilmisti ve bu meclis Kürtlere ‘özerklik’ verecegini karar altina almisti. ‘Büyük Meclis’ denilmesi bir bakima sanki alt meclislerin de olacagini çagristiriyordu. Baslangiçta BMM olarak adlandirilan meclis daha sonra ‘Türk’ kelimesi ile anilmaya baslandi. Ancak ‘Türk’ kelimesi çesitli tepkiler sonucunda ‘Türkiye’ olarak degistirilerek ‘TBMM’ halini aldi. Özerklik tartismalari sonucunda Meclis çesitli kararlar almak durumunda kaldi. Buna göre, ilk mecliste özerk Kürdistan statüsüne yönelik karar metni söyledir:
‘Kürdistan genel Hükümeti TBMM tarafindan, Hükümetin önerisi üzerine Kürt Meclisi temsilcileri tarafindan önerilecektir. Otonom yönetim hükümeti 5 yillik bir süre için seçilecek ve hükümet merkezi Kürt sehirlerinden birinde olacaktir. Bu statünün yenilenmesi ya da Kürt halkinin bagimsizligi ancak bir referandumla belirlenecektir. 12 üyeli bir Kürt Konseyi olusturulacak ve Kürdistan’daki devlet memurlarinin yarisi Türk yarisi Kürt olacaktir.'( Musul-Kerkük üçgeninde Kürdistan. Hasan Yildiz)
Bu belgeyi tarihçi ROBERT OLSON da kabul etmekte ve OLSON da ‘ TBMM’nin 10 Subat 1922 günlü oturumunda Kürtlere özerklik verilmesinin, 64 üyenin muhalefetine karsi 373 milletvekilinin oyuyla benimsendigi açiklanmaktadir.’ Demektedir.
Kürt halki tarihin derinliklerinden kopup gelen cografi, tarihi, kültürel, dilsel, dinsel ortak ruhi sekillenme baglari ile sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel ne tür kategorik yapilar sergilemis olurlarsa olsunlar, bu yapilar Kürtler’in ortak baglarini ifade eder. Ortak yasami, ortak vatani ya da ortak hükümranlik bölgelerini savunma; ortak dil, örf ve adetlere baglilik onlarin istikrarli bir tarihi kategori oldugunu ortaya koymaktadir. Kürtler ister asiret, beylik, emirlik, mirlik, mir-i miranlik, ister bagimsiz devletler seklindeki örgütlenmeleriyle olsun, bir ‘ulus’ olmayi hedeflemisler ve neticede bir ‘ulus’ olmuslardir.
FEDERAL BIR KÜRT YÖNETIMI HANGI KOSULLARDA ANLAM BULABILIR.
Türkiye aslinda defakto olarak cografi açidan bir eyaletler ülkesidir. Karadeniz’de ‘Laz’ nüfus, Firat’in diger yakasinda ‘Kürtler’ orta kisimda ‘Türkler’ güney kesimlerde ‘Araplar’ yasamaktadir. TC’nin ülkeyi yedi bölgeye bölmesinin arkasindaki gerçek ülkedeki uluslara önceden verilen özerklik sözlerinin ‘seklen’ yerine getirilmis olmasinin göstergesidir.
Türkiye’deki Kürt nüfus 25 milyona yakindir. Ne yazik ki göç ve göçertme-entegrasyon hareketleri nedeni ile Kürdistan’daki halkin bir kismi batiya kaymis ve tabiri caizse’ mülteci’ konumuna düsmüstür. Kendi topragindan koparilmis olan Kürtlerin nüfusu on milyona yakindir. Adana, Mersin gibi illerin yüzde altmisindan fazlasi Kürtlesmis. Bursa, Izmir, Manisa, Antalya, Yalova, Aydin gibi illerin toplam nüfusunun yüzde on bese yakini Kürtlerden olusmaktadir. Konya, Yozgat, Ankara, gibi orta Anadolu illerinin kimi ilçelerinde nüfusun büyük kismini Kürtler olusturmaktadir.
Böyle bir tablo karsisinda daha gerçekçi çözümler gelistirmek Kürt demokratik muhalefetinin güncel görevi olmalidir. Federasyon ya da özerklik Kürdistan’in sinirlarinin disindaki Kürtler bakimindan pek mümkün görünmüyor. Bu daha farkli ele alinmali ve azinliklar ve daginik yasayan, sonradan göçmek sureti ile dagilmis ve geldigi yerlere siginmak sureti ile yerlesmis olan halklara uygulanmasi öngörülen ‘ulusal kültürel özerklik’ tarzi bir statü taninmalidir.
KENDI TOPRAKLARI ÜZERINDE YASAMAYAN KÜRTLER IÇIN ASAGIDAKI HAKLAR TANINMALIDIR.
*Kürtlerin yogun olarak yasadiklari illerde, ülkenin tek resmi dili olan Türkçe’nin yaninda Kürtçe’nin de esit hakli olarak kullanilmasi eyalet yönetiminin takdirine birakilmalidir. Bu eyaletlerde yönetimin karari ile Kürtçe yapilan basvurular geçerli sayilmali ve yanitlar Kürtçe olarak verilmelidir.
*Sekiz yillik ilkögretim okullarinda ve liselerde istege bagli olarak ve önceden belirtilen sayidan fazla basvuru oldugu takdirde Kürt dili ve grameri seçmeli ve zorunlu ders olarak okutulmalidir.
*Kürt dili ve gramerini seçmeli ders olarak alan ayni zamanda Kürt kültürü ve tarihi dersleri de okutulmalidir.
*Bu illerde istek oldugu takdirde Kürtçe yayin yapan özel radyo ve televizyonlarinda kurulmasina izin verilmelidir.
*Kürtçe her türlü yayin organinin çikarilmasina ve kitaplarin basilmasina il yönetimleri izin verme yetkisine sahip olmalidir.
*Kürtlerin yogun olarak yasadiklari illerde Kürtçe piyeslerin oynanmasi, sinema filmlerinin yapimi ve gösterimi eyalet yönetimi tarafindan tesvik edilmeli ve bu tür çalismalara maddi destek saglanmalidir.
*Kürt nüfusun yogun oldugu illerdeki belediye meclislerinde, kent konseylerinde ve il genel meclislerinde nüfus yogunlugu oraninda Kürtlere kontenjan üyelik verilmelidir. Kürt Halk Evleri, Cami ve ibadethaneler, imarethaneler, Kürt Kütüphaneleri, saglik ocaklari, tiyatro ve konser salonlari açilmali, halk egitim merkezlerinde Kürt kültürünün sergilenmesi için yasal düzenlemeler yapilmalidir. Kürt dili ve kültürü diger çogunluk kültürlerin sahip oldugu tüm olanaklara sahip olmalidir.
YENIDEN YAPILANMA SÜRECINDE KÜRTLERIN ANAYASAL GÜVENCE ALTINA ALINMASI GEREKEN HAKLARI:
*Yeni yapilacak demokratik bir anayasada, vatandasligi Türk olma sartina baglayan eski madde, çok kültürlü bir toplum anlayisina göre yeniden düzenlenmeli ve Kürt gerçeginin tanindigi anayasada tescil edilmelidir.
*Kürtlerin kimlik, dil, egitim kültür vb. temel insani haklarinin taninmasi, gelistirilmesi ve yasama geçirilmesi için gerekli yasalar düzenlemeler yapilmalidir.
*Kürtçe egitimin esaslarini belirlemek, Kürt dili, kültürü ve tarihine iliskin konularda bilimsel çalismalar yapmak üzere Kürtlerin yogun olarak yasadigi illerdeki üniversitelerde yeterli sayida Kürt dili, edebiyati ve tarihine iliskin konularda ilkögretim okullari ile liselerde ders verecek ögretmen yetistirmenin ve lisansüstü egitim yapmanin kosullarini belirleyen yasal düzenlemeler yapilmalidir.
*Kürtçe egitim yapacak özel egitim kurumlarinin açilmali ve bu kurumlarin denetlenmesine iliskin yasal düzenlemeler yapilmalidir.
*Kürtlerin kimlik, dil, kültür, egitim vb. ulusal demokratik haklarinin taninmasi, gelistirilmesi ve yasama geçirilmesine öncelik veren siyasal partilerin kurulmasina olanak saglayan anayasal ve yasal düzenlemeler yapilmalidir.
*Asimilasyoncu amaçlara Türkçelestirilen kasaba, köy, dag, tepe, çay, vb. idari ve cografi olusumlarin, halkin kullanmadigi, sonradan konulan, Türkçe adlarindan vazgeçilerek bunlarin tarih içinde olusan eski adlarinin yeniden kullanilmasina olanak saglayan yasal düzenlemeler yapilmalidir.
*Kürtlerin kimliklerini tanitmak, dil ve kültürlerini gelistirmek için dernek, vakif, vb. örgütleri kurmalari ve bu örgütlerde özgürce çalismalari yasal hak olarak taninmalidir. Kürt kimliginde resmen siyasi parti kurulmasi için gerekli düzenlemeler yapilmalidir.
*Yerel Devlet radyo ve televizyonlarinda da Kürtçe yayin yapilmasi için gerekli yasal düzenlemeler yapilmalidir. TRT 6, TRT KURD olarak adlandirilmali, sevk ve idaresi özerk yönetimlere birakilmali. Özel ulusal kanallarin da ‘Kürtçe’ yayin yapabilmeleri için gerekli düzenlemeler yapilmalidir.
ÖZERK YA DA FEDERAL BÖLGELERDE AZINLIK HAKLARI NASIL KORUNMALIDIR.
1. Azinliklarin danisma ve icra organlarinda temsil edilmeleri;
2. Azinlik kimliginin esas ögelerinin korunup sürdürülmesi amaciyla, bölgesel temelli olmayan kültürel ya da fonksiyonel özerkligin taninmasi;
3. Kamu yönetiminde ademi merkeziyetçilik, yerel yönetimler ve bölgesel temelli demokratik temsil yoluyla siyasi katilimin güçlendirilmesi;
4. Azinliklarin parlamentoda ve diger siyasi organlarda temsil edilebilmeleri için normal seçim sisteminin disinda düzenlemelere gidilmesi.
BAZI DÜNYA ÜLKELERINDE FEDERASYON UYGULAMALARI
Federasyon ya da bölgesel özerklik tartismalari yapildiginda bir kesim hemen Ispanya, Kanada, Belçika, ya da Hollanda örnegini vermektedir. Kuskusuz bu örnekler en taze, en gerçekçi, en demokratik ve göz önünde olan örneklerdir. Ancak bu örneklerin sadece demokrasi güçlerince önerildigi sanilmaktadir. Bu nedenle bu arastirmada baska ülkelerden örnekler vermek daha yararli olacagi kanisindayim. Asagidaki örnekler farkli yönetimlere sahip ülkeler bakimindan dikkat çekicidir.
FEDERASYONUN DÜNYADAKI EN ÖNEMLI IKI ÖRNEGI
1-FEDEERAL ALMANYA:
Cermen irkinin temerküz etmis oldugu bir alan olarak bilinen ve eski adi ile GERMANYA olarak hafizalardaki yerini koruyan Federal Almanya, ikinci dünya savasi sonrasinda dogu ve bati olmak üzere ikiye ayrildi. Dogu Almanya sosyalist blokla; bati Almanya ise kapitalist blokla hareket etti. Daha sonra ünlü ‘Berlin duvari’nin yikilmasi ile birlikte tekrardan birlesen Almanya’da örnek bir federatif yapi var ve bu güne dek hiç aksamadan yürümektedir. Federal Almanya’da hem dilsel hem de dinsel bir birlik oldugu halde ülke federasyonu tercih ederek eyalet biçiminde bir federasyonla yönetilmektedir. Germanik irkina sahip olan Federal Almanya’nin resmi dili Almancadir. Federal Almanya eyalet tablosu söyledir:
2-ISVIÇRE FEDERASYONU /DOGRUDAN DEMOKRASI FEDERASYONU
Isviçre devleti 26 Kantondan olusmakta olup bu çok uluslu ülke bir Federal konsey tarafindan yönetilmektedir. Bu devletin nüfusu (8) sekiz milyondur. Isviçre’de üç dilsel ve kültürel bölge bulunmaktadir. Ülkede en yagin olarak konusulan dil Romans dilidir. Konusulan Diger etkili diller ise Italyan, Alman ve Fransiz asilli halklarin oturdugu bölgelerdeki Italyanca, Almanca ve Fransizcadir..
Isviçre bu gün dünyanin örnek demokrasisinin hüküm sürdügü bir federatif ülkedir. Ülkede iki meclisli bir parlamento mevcuttur. Isviçre’deki bir meclisi , Federal Hükümet’ten bagimsiz olarak iktidar odakli bir meclistir. Bir diger meclis de Federal Meclistir ki bu meclisi Eyaletler Konseyi ve Ulusal Konsey olusturmaktadir. Bu meclis federal yasa çikarmak da dahil olmak üzere her bakimdan esit güce sahiptir.
Isviçre siyasal yönetiminin temelinde güçlü aidiyet duygusu,ve ortak tarihsel geçmis, ve ortak degerlerin çogunlukta oldugu bir kültürel zemin yatmaktadir., Bu nedenle ülkede dogrudan demokrasi ve federatif yönetim oldukça iyi islemektedir.
Eyaletler ve Kantonlardan olusan Isviçre ülkesinde Eyaletler konseyinin 46 üyesi vardir. Bu üyeler dogrudan dogruya kantonlarin temsilcileri olarak her kantondan seçilirler. Eyalet Konseylerinin yani sira bir de Ulusal Konsey olusturulmustur.. Ulusal Konsey’in 200 üyesi var ve bu üyeler ise ‘nispi temsil’ yani nüfus oranlarina göre seçilmektedir. Her iki meclis üyelerinin de görev süresi 4 yildir.
Isviçre demokrasisi bir çok konuda dogrudan halka basvurmayi demokratik sistemin olgunlugu bakimindan önemli görmektedir. Buna göre, örnegin, Referandumlar yoluyla her yurttas federal hükümet tarafindan kabul edilmis yasalarin geçerlil olup olmadigini tartismaya ve sorusturmaya açabilir ve federal anayasadan düzeltme talebinde bulunabilir.
Isviçrede icra organi, yani Yürütme erki ( Hükümet) ve devlet baskanligi görevi yedi üyeden olusan Federal Hükümet’te toplanmistir.
Her ne kadar anayasaya göre Meclis Konsey üyelerini seçse ve denetlese de, yasama sürecini yönlendirme ve federal yasalari uygulama konusunda Federal Hükümet yavas yavas önde gelen bir role kavusmustur. Özel temsil görevlerini yürütmek üzere konseyi olusturan yedi kisi içinden bir kisi bir yilligina Isviçre Konfederasyon Baskani olarak seçilir.
DOGRUDAN DEMOKRASI
‘1848 federal anayasanin uygulanmaya baslandigindan beri Isviçre Dünya üzerinde esi benzeri olmayan bir hükümet sistemine ev sahipligi yapmaktadir: Dogrudan demokrasi. Parlamenter demokrasinin vazgeçilmez ögeleri olan meclis ve konseyler de bulundugundan kimi zaman bu sistem yari-dogrudan sistem olarak da adlandirilir. Isviçre dogrudan demokrasisinin federal düzeydeki araçlari halkin haklari denilen anayasal girisim ve referandumdur. Kanton ve belediye düzeyinde de bu araçlar daha genis ve farkli olarak uygulanmaktadir.
Meclis tarafindan onaylanmis bir yasanin geçerliligini sorgulamak isteyen bir grup yurttas eger yasanin çikmasindan sonraki 100 gün içinde yasaya karsi 50.000 imza toplayabilirlerse federal bir referandum isteginde bulunabilirler. Bu durumda yasanin kabulü ya da reddi için ulusal düzeyde ve basit çogunluk ile karar verilen bir oylama yapilir.
Federal bir yasaya karsi sekiz kanton birleserek de referandum isteginde bulunabilir. Benzer sekilde yurttaslar bir anayasal degisikligi 18 aylik bir süre içinde destekleyen 100.000 imzaya ulasabilirlerse federal anayasal girisim ile ulusal oylamaya gidebilirler. Meclis anayasal degisiklik istegini tamamlayici olarak karsi öneri getirebilir ve seçmenler her iki önerinin kabulü durumunda seçeneklerini oy pusulalarinda isaretler. Anayasal degisikliklerin, ister meclis tarafindan getirilmis ister anayasal girisimle sunulmus olsun kabul edilmesi için hem ulusal düzeydeki oylamanin sonucunun çogunlugu hem de kantonlarin sonuçlarinin çogunlugu olmak üzere çifte çogunluk aranir.( Kaynak:Vikipedya)
DDÜNYANIN BENZERSIZ DEMOKRASI CENNETI ISVIÇREDEKI KANTONLAR SÖYLEDIR
Isviçre’de mevcut 26 kantonun her birinin kendi yerel ve özel anayasalari, parlamentolari, ve hükümetleri var. Her bir Kantonun kendi kosullarina uygun mahkemeleri bulunmaktadir.
FEDERAL SISTEMIN UYGULANDIGI DÜNYANIN DIGER DEVLETLERI
Arjantin (23 il ve bir otonom sehir (Buenos Aires)
Avustralya (6 eyalet ve 3 bölge), Avusturya (9 eyalet),Belçika (3 bölge ve 3 dil toplulugu)
Bosna-Hersek (Bosna Hersek, Sirp Cumhuriyeti ve egemenliklerindeki Brcko District bölgesi)
Brezilya (26 eyalet ve federal bölge)
Kanada (10 eyalet ve 3 bölge)
Komorlar (Anjouan, Grande Comore, Mohéli)
Kibris ( 2 federal Devlet
Etiyopya (9 bölge ve 2 sehir)
Almanya (16 eyalet),Hindistan (28 eyalet ve 7 birlesik toprak)
Irak ( Kürdistan bölgesel Yönetim,1 Sehir)
Malezya (13 eyalet ve 3 federal bölge)
Meksika (31 eyalet ve 1 federal bölge (Mexico City)
Mikronezya Federal Devletleri (Chuuk, Kosrae, Pohnpei ve Yap)
Nepal (14 bölge),Nijerya (36 eyalet ve 1 federal bölge)
Pakistan (4 il, 2 özerk alan ve 2 bölge)
Rusya Federasyonu (46 özerk yönetim, 21 cumhuriyet, 9 yöre, 4 otonom okrug, 2 federal sehir, 1 otonom oblast)
Saint Kitts ve Nevis (iki eyalet)
Güney Sudan (10 eyalet)
Sudan (17 eyalet)
Birlesik Arap Emirlikleri (7 emirlik),
ABD (50 eyalet, 4 federal bölge)
Isviçre (26 kanton) (Isviçre hala resmi olarak Isviçre Konfederasyonu olarak adlandirilsa bile yönetim sistemi olarak bir Federasyondur.Dogrudan demokrasinin uygulandigi tek devlet)
Venezuela (23 eyalet, 1 baskent bölgesi ve 1 federal bölge)
—————–Devam edecek——-
( Gelecek bölüm ÖZYÖNETIM,ÖZERKLIK ve PARLAMENTER MONARSI)
Latif Epözdemir