Gerçekler ve laiklik
Burasi, sabah haberleri okumaya baslayani kesif bir sikinti, umutsuzluk ve acinin kusattigi bir ülke uzun zamandir. Gerçeklik duygusundan kopmus siyasetçileri ve onlarin riyakarligina uyum saglamaya çalisan toplumun hastalandigini görmek de hirpaliyor.
Her gün karsilastigimiz sahtekarliklar, lunaparklardaki korkutamayan yapay korku tünellerine benziyor. Demokrasi kültürünün böylesine zayif oldugu ülkelerde çeliskilerin bu kadar gülünç olmasi kaçinilmaz.
Suç örtmek için hukuksuzlugu dayatarak iktidarda kalmaya çalisan siyasal Islamcilarla, Kemalist ideolojinin ‘ötekileri’ dislayan tahakkümü arasinda sikisip kalma çaresizligiyle kivranirken hep ayni tuzaklara düsüyor toplum.
Hukukun tamamen siyasallastigi, Cumhurbaskani’nin fütursuzca ‘Anayasaya uymuyorum’ diyebildigi bir dönemde, TBMM baskaninin ‘Yeni Anayasa’da laiklik olmasin’ ifadesi sorunludur, tehlikelidir, planlidir, kötü niyetlidir ve elbette tepki gösterilmelidir. Hatta göreve baslarken laik cumhuriyete bagliligina dair serefi üzerine yemin eden meclis baskani istifa etmelidir, cezalandirilmalidir bana göre.
Ama bugün yasadigimiz bu cehennemi atmosferde iktidarin yönetme biçimine, zorbaligin tamamina itiraz etmeden ‘laiklik’ üzerinden yürüyen bir tartismanin demokrasinin neresinde durdugunu da yeniden düsünmek lazim.
Gazetecilerin, akademisyenlerin, avukatlarin, kendilerinden saymadiklari is dünyasinin adliye kapilarinda ‘adalet’ talep ettigi bu siyasi iklimde, her kesimin kendi ölçülerine, sorunlarina göre bir önceligi var. Bu anlasilir ancak ‘taraftarlik’ üzerinden yürüyen bu tartismalar her seyden evvel adalet bilinicini yaraliyor ve gerçeklerin önüne daha kalin bir perde çekiyor.
En basit tanimiyla, devletin dinler karsisinda tarafsiz olmasi gerektigini savunan laikligi tartisirken nasil bir ülkede yasadigimizi hatirlayalim;
Daha dün açiklanan rapora göre; devletin bizzat gerçeklestirdigi yasam hakki ihlallerinde en az 103 çocuk; devletin önlem almayarak sebep oldugu yasam hakki ihlallerinde 772 çocuk hayatini kaybetti.
Dünyanin pek çok ülkesinden birçok basin mensubu ‘terör örgütü üyeligi’, ‘akreditasyon iptali’ ve ‘Cumhurbaskanina’ hakaret gibi gerekçelerle Türkiye’den sinir disi edildi ya da gözaltina alindi.
Türkiye’de su an 30’dan fazla gazeteci tutuklu. Bu gazetecilerin üçte birini çatisma yasanan bölgelerden haber yapan Dicle Haber Ajansi muhabirleri olusturuyor, yüzlerce gazeteci yaptiklari haberler ve yazdiklari kitaplar nedeniyle yargilaniyor. Yalnizca Cumhurbaskani Erdogan’in gazeteci ve yazarlara açtigi tazminat davalarinin sayisi 1843’e ulasmis.
Son iki sene içinde kayyim atanarak kapatilan medya kuruluslari nedeniyle binlerce gazeteci issiz. Baris bildirisini imzalayan akademisyenler isten çikartiliyor.
Geçtigimiz hafta yayimlanan bir rapora göre fuhus yüzde 790, uyusturucu yüzde 678, cinsel istismar yüzde 434, cinayet yüzde 261 artmis.
TIVH’nin raporuna göre 16 Agustos 2015 ile 20 Nisan 2016 tarihleri arasinda basta Diyarbakir, Sirnak, Mardin, Hakkari, Mus, Elazig ve Batman’daki en az 22 ilçede 65 gün süresiz sokaga çikma yikma yasagi uygulanmis ve bu yasaklar nedeniyle bilinen en az 1 milyon 624 bir kisinin en temel yasam ve saglik haklari ihlal edilmis, 400 bin kisi yasadigi il ve ilçeleri terk etmis.
Yasaklar süresince en az 338 sivil ölmüs. Bunlardan 72’si çocuk, 62’si kadin, 29’u 60 yasin üzerinde. Ayrica 79 kisi Cizre ve Sur’da ölmüs ama henüz kimlik teshisleri yapilamamis oldugu için verilere dahil edilememis. Kimsesizler mezarliklarina gömülü olduklari ifade ediliyor.
2015 Is cinayetleri verilerine göre 2015’de en az 1703 isçi, is cinayetleri sonucu ölmüs. 2016’nin ilk üç alinda ölen isçi sayisi 500’e ulasmis.
Yine TUIK ve TIHV raporlarina göre son on bes yilda yoksulluk siniri % 308, açlik siniri % 282 artmis. Vatandasin % 63’ü aylik borçlarini ödeyemiyor. Türkiye OECD ülkeleri arasinda mali zenginlikte son sirada. Gelir adaletsizliginde 10 yildir ilk 5’te. Genç issizlik orani % 34. 24 milyonun üzerinde icra dosyasi var.
Diyanetteki hukuksuzluklarla dolu raporda, ayrimcilik, baski, mobbing, camilerden toplanan cemaate siyasi konusmalar yapmak gibi suçlar yer aliyor.
Ensar gibi devletle is yaptigi belgelerle ortaya çikan vakiflarda, çocuk istismarinin üstü örtülüyor, imam hatip baskanlarinin çocuklara tecavüz ettigi ortaya çikiyor.
Sadece 2001-2008 arasi 62 bin kayitli tecavüz olayi yasanmis. 7 yilda yüzde bin 400 yükselmis. TÜIK verilerine göre son 15 yilda 241 polis, 91 asker, 17 özel timci, 15 korucu, 45 gardiyan tecavüzden yargilanmis fakat hiçbiri ceza almamis.
Ve bütün bunlar olurken tecavüzcüler, hirsizlar, katiller, katliam emrini verenler, aklandigi sanilan darbeciler degil ilgili haberleri yapanlar, bu suçlar hakkinda yazanlar gözaltina aliniyor, tutuklaniyor.
Bir ise yarayacaksa evet en basa dönüp, niyetini belli edenlerin ‘laiklik’ tartismasina katilarak kutuplasmayi daha da çogaltalim. Ama bu tartismalar, toplumu bir arada tutan bütün degerlere, haksizliklara, hukuksuzluga, ayrimciliga, irkçiliga hep beraber karsi çikilmadiginda, suç örtmek için dini degerleri kullanan, mezhepçilikten medet uman, baskanligi bu biçimde mesrulastiracagini düsünen siyasal Islamcilara hizmet ediyor.
Anayasa geregi laiklikle ilgili madde teklif bile edilemezken bu akil disi öneriyle tartismaya açilan ‘laiklik’, siyasi bir slogan ve tehdit unsuru olmanin ötesine geçemedigi sürece, toplum da kendi kuyrugunu yiyen yilan misali sorunun basladigi noktaya dönecek.
CHP sosyal medyadaki sayfasinda ‘Türkiye laiktir laik kalacak’ basligiyla bir not yayinlamis, sonundaki cümle söyle: ‘Laiklik, Cumhuriyetin, bilimselligin, demokrasinin, iç barisin, insan haklarinin ve ulusal bütünlügün temel tasidir’. Dogru, tam da bu yüzden yukarda bahsettigim korkunç gerçekler çerçevesinde demokrasi, hukuk devleti ve iç baris için bu sorunlarla da mücadele etmek gerekiyor. Bunlar hallolmadan bu toplum için hayati önem tasiyan laikligin de içi bosaliyor.
Son cümleyi yazarken TBMM baskani Ismail Kahraman, 24 saat geçmeden kendi söylediklerini yalanlayarak, ‘Onlar benim sahsi düsüncelerimdir’ dedi. Siyasi gündemin iktidarin çaresizligine göre hizla degisebildigi bir ülkede, birbirlerini yok etmek üzere kiskirtilan toplumun farkli kesimleri, kliselesmis sloganlarin ötesine geçip ciddi muhalefet yapabilir mi. Demokrasi mücadelesi de bir gün ‘laiklik’ kadar önemli olacak mi bu ülkede? Esas mesele bu.
HABERDAR
———————————————————-
27 Nisan-2016
A.Esra Yalazan