Gönüllü emegi unutanlar
Gerçi hem ortak çikis deklarasyonumuz olarak Biz sadece biziz’de yazdik, hem de Alper Görmüs Iste bizim firtinalar kopartan ‘domain’ hikâyemiz’de (13 Kasim) uzun uzadiya anlatti. Ama benim de eklemek istedigim birkaç husus var.
Birincisi, kronik, endemik ahlâksizlik hakkinda. Bir çag dönümü yasiyoruz. Dünyanin degisimine bagli olarak, on küsur yildir Türkiye’de de herkes ve her sey yeniden mevzileniyor. Bunun beraberinde getirdigi bir ideolojik mücadele var. Hayat bana, böyle saflasmalar karsisinda sadece belirtik ve esasa iliskin program veya platformlara degil isterseniz amaçlara diyelim ayni zamanda araçlara, yani taraflarin bas vurdugu taktik ve yöntemlere de bakmayi ögretti. ‘Nihaî amaç ugruna her sey mubahtir’ (the end justifies the means) pragmatizminden koptum; ahlâk giderek önem kazandi. Hattâ araçlar daha bile agir basti; nelere tevessül edildigi, yüksek sesle deklare edilen amaçlarin gerçek yüzünü, içsel gerçekligini yansitir hale geldi.
Bu çerçevede, sunu görmek lâzim: (Daha öncesi bir yana) 2000’lerin basindan itibaren çarpici bir asimetri söz konusu. Hani, zaman zaman ‘asimetrik savas’tan filân söz ediliyor ya; Türkiye’deki en korkunç ‘asimetrik savas’ bu aslinda. Atatürkçülügü, ulusalciligi, Ergenekonculugu ve onlarin kuyruguna takilmis ivir zivir ‘sol’ örgüt ya da mahfilleri içeren, yani mutlak AKP düsmanligi ve demokratiklesme karsitligiyla belirlenen oldukça genis bir cephe, en az on küsur yildir azgin bir küfür dezenformasyon kampanyasi yürütmekte. Ilginçtir, bu kampanyanin bas hedefi AKP iktidari da degil; nisangâhta benim gibi, bizler gibi bagimsiz, elestirel demokrat aydinlar var. 1990’larda Emin Çölasan’in ‘libos’ ve ‘entel-dantel’ horlamalariyla basladi; akla gelebilecek her türlü yalan ve iftirayla devam ediyor. Aydinlik’i, Sözcü’sü, OdaTV’si ve daha bilemedigim nice web siteleri, internette bir görünüp bir kaybolan tek tek isimleriyle, öyle vahsi, amansiz bir çakal ve sirtlan sürüsü ki, en ufak bir vicdanî tereddütleri, ikircikleri yok; fütursuzca, yalan oldugunu bile bile, kendileri de zerrece inanmadan ama ‘oh, ne biçim oturttuk’ diye aralarinda gülüsüp ellerini ovusturarak her türlü fabrikasyona girisebiliyorlar. Bizlerin orada oldugumuz bes küsur yil boyunca Taraf için, Ahmet Altan için, Yasemin Çongar için ve tek tek hepimiz için yaptiklari gibi, simdi de daha Serbestiyet yayina bile baslamadan, her nasilsa ögreniyor ve alelacele bir seyler çirpistirip karalamaya koyuluyorlar. ‘Yandas medya’ denen, kayitsiz sartsiz AKP taraftari gazete ve gazeteciler yok mu? Var elbet. Onlar da kötü ve yanlis seyler yazmiyor; militan bir tavirla iktidarin her seyini savunma ve aklamaya kalkmiyorlar mi? Kalkiyorlar. Bu da çok ahlâkli sayilamayacak bir tavir degil mi? Kesinlikle öyle. Ama bu kadar düsük ve düskün degiller. MHP ve onun müfrit kanadi olarak Yeniçag deseniz, eh, bildigimiz irkçi, milliyetçi, fasizan asiri-sag çizgi. Islâmci kanatta Vakit ve özellikle Yeni Akit deseniz, ha, bakin iste onlar hayli özel bir vaka; yer yer, insanin ne diyecegini bilemedigi bir ilkellik ve seviyesizligi sergiliyorlar. Kuskusuz kötü yürekli ve kötü niyetliler. Ama onlarda bile, bu kadar sistematik, bu kadar kapsamli, bu kadar inatçi ve ugrasici bir kara propaganda çabasini; bu kadar namussuzca, bu kadar sürekli ve bitmek bilmez bir dezenformasyon seferberligini göremiyorum. Çok ama çok pis adamlar bunlar. Bizlerin ayni yöntemlerle karsilik vermemiz olanaksiz yapmayiz, yapamayiz, yapmamaliyiz. Ahlâkimiza sigmaz, dünya görüsümüze sigmaz; ayrica, eger böyle seyler imal edebilmek bir yetenek ise, böyle bir yetenegimiz de yok. Mevlânâ’nin (A. Kadir çevirisiyle) dedigi gibi: Ben köpek degilim, isiramam.
Ikinci nokta: para meselesi. Gene on küsur yildir, aldigimiz (liberal, demokrat veya sol demokrat) pozisyonlari para karsiligi almis ve aliyor, savunduklarimizi para karsiligi savunmus ve savunuyor olmakla suçlaniyoruz. Sahsen benim, para aldigim iddia edilmeyen merci kalmadi galiba: Burjuvazi, Amerika, CIA, Ermenistan, George Soros Sevip saydigim, kisiligine, fikirlerine, namusuna deger verdigim daha nice insan bu durumda.
Bu gibiler için söylenecek belki tek sey, karsilarindakileri sadece ‘kendileri gibi’ bildikleri. Solun geçmisinde fedakârlik ve gönüllü emek diye bir sey vardi; onu bile unutmuslar anlasilan. Ben unutmadim ve unutmayacagim. Dünyaya gözümü açtim; subbotnik’leri veStakhanov’culari duydum (her ne kadar, genis kitleler açisindan bu Stalinist ‘çözüm’lere karsi olsam da). O dar gelirli halimizde, babamin üç kurus tasarrufunu Sosyal Adalet veTürk Solu dergilerine vermesine tanik oldum. Bu yakinlarda, Erkam Tufan Aytav’in derledigi bir kitap çikti, eski Maocular hakkinda. Içinde benimle yapilmis bir röportaj da var. Bir yerinde kendimi söyle anlattim:
Öyle bir proleterlesme kampanyasi sürüyordu ki, hepimiz varimizi yogumuzu veriyorduk. Benim Siyasal Bilgiler Fakültesi asistani olarak, hiç unutmuyorum, 1454 lira maasim vardi; anneme babama götürecegime 1000 lirasini partiye veriyordum. Insanlar 20’lerinde bir ise girer ve ondan sonra adim adim para biriktirirler, bir kooperatife girer ya da baska bir sekilde bir daire satin alirlar, kendilerini hayat karsisinda bir sekilde garantiye almaya çalisirlar ya. Ben bunlari hiç yapmadim. Zaten bu yüzden 40’larima bes parasiz, evsiz barksiz, sifir tasarruf ve birikimle geldim. Hâlâ da, ancak her ay aldigi carî maasla yasayan, gelirini giderini ay be ay denklestirmeye çalisan biriyim.(Aydinlik’tan Kaçanlar, s. 96)
Ayni kafa ve tavri sol demokrat bir aydin olarak da sürdürdüm ve sürdürüyorum. Taraf’ta yazdigim bes buçuk yil boyunca, ilk basta anlastigimiz fiyattan, ancak iki yilin parasini aldim sayilir; hiçbir sey ummamak gerektigini anladiktan sonra da, üç buçuk yil karsiliksiz yazmaya devam ettim ve 2013 Mayis basinda net 80,000 lira alacakli olarak ayrildim. Ayni sey simdi Serbestiyet için geçerli. Yoksulluk, parasizlik, amatörlük basli basina bir erdem degil elbet. Keske paramiz olsa da profesyonel bir site kurabilsek, hattâ basili bir dergi veya gazete çikarabilsek. Keske telif ücreti alabilsek, ya da birileri bize verebilse. Ama yok, ne yapalim. Artik 70’ime ve emekliligime yaklasirken dahi, baska çare olmadiginda, hakli ve dogru dâvâlar için karsiliksiz emegimi vermeye gene hazirim, gene hazirim.
http://serbestiyet.com/gonullu-emegi-unutanlar/
————————————————
19 Kasim 2013
Halil Berktay