GORIL VE ROBESPIERRE
Asagilik bir darbe girisimini, halk, bütün siyasi partiler, medya bir araya gelerek önledi, nefretle bölünmüs bir toplumun yeniden barismasi, demokrasi ve hukukun etrafinda birlesmesi, taze bir atilimla yola koyulmasi için muhtesem bir sans yakaladik böylece
‘Serden hayir dogmasi’ için bu topluma aciyla yogrulmus bir firsat sunulmustu.
Bu firsati kullanabildik mi?
‘Kullanamadik’ diye kestirip atmak istemem ama isaretler, bu olaganüstü sansi bir felakete döndürme çabasinin yogunlastigini gösteriyor.
‘Idam’ cezasinin geri getirilmesinden söz ediliyor, bu adim atilirsa Türkiye Bati’dan iyice kopacak, NATO’yla iliskileri de sorgulanir hale gelecek.
Dünyadaki dengeleri derinden sarsacak bir hareket olacak seksen milyonluk Türkiye’nin kamp degistirmesi, eski bir imparatorlugun merkezi olan bu ülke böylesine büyük bir yuvarlanma yasarsa bundan Ortadogu, Balkanlar, Kafkaslar da etkilenecek.
Tahminimizden daha büyük bir sarsinti yasanacak ve tahminimizden daha fazla sürecek.
Idamdan konusulurken bu arada 49.321 kisi de görevinden alindi, özel okullarda görevli 21 bin ögretmenin lisansi iptal edildi . Anayasa Mahkemesi üyeleri, Yargitay üyeleri, Danistay üyeleri hukuka aykiri bir sekilde göz altina aliniyor.
Binden fazla dekan üniversiteden istifaya zorlaniyor.
Iki binden fazla yargiç kürsülerini terk etmek zorunda kaliyor, sekiz bin polisin Emniyet’le iliskisi kesiliyor.
Haber sitelerine erisim yasaklari konuyor.
Televizyonlar kapatiliyor.
Toplumun, iktidar yanlisi olmayan kesimi için bir dehset havasi estiriliyor.
Bu tür ‘dehset’ dönemleri epey yasandi insanlik tarihinde, insanlar birbirlerini öldürdüler, korkuttular, aci çektirdiler.
Böyle dönemlerin en bilinen, tarihte en fazla iz birakmis olanlarindan biri, Fransiz Devrimi’nin en karanlik süreci sayilabilecek olan ‘terör dönemi’dir.
‘Giyotinli idamlarin’ basladigi dönemdir bu
O dönemin yöneticisi Maximilien Robespierre’di, ilk baslarda halkin çok sevdigi bir siyasetçiydi, daha sonra devrimin gerçeklestirdigi birçok demokratik reform onun döneminde iptal edildi.
Korkunç bir devlet terörü yasatti Fransa’ya.
Eger yanlis bilmiyorsam, bugün Fransa’da heykeli olmayan tek devrim yöneticisi odur.
Idami, ölümü, giyotini Fransa’nin hayatina sokan, idamlari halk senligine çeviren, insanlarin korkudan ödünü patlatan bu adam ne oldu biliyor musunuz?
Bunu, idami destekleyen bütün siyasetçilere soruyorum?
Biliyor musunuz ‘idamin sembolü’ olan bu adamin basina ne geldigini?
Alkislarla baslayan bir Meclis oturumunda yardimcisi Saint Just kürsüde konusurken birden muhalefet milletvekilleri üstüne yürüyüp elindeki kagidi aldilar, arkadan birileri ‘yakalayin’ diye bagirdi ve Robespierre’le arkadaslari yakalandi.
Sonra da kullanmaktan çok hoslandigi giyotinde kafasi kesildi.
Ölümle oynamak, siyasetçiler için sayani tavsiye bir is degildir, siyasetçiler ölümün degil hayatin savunucusu olmali.
Hem baskalarinin hem kendilerinin hayatini böylece güvenceye alirlar.
Aksi herkes için büyük tehlikeler yaratir.
Üstelik bugün yapilanlar, Türkiye’nin Avrupa’dan kopma ve içe kapanma ihtimali, zaten kötü olan ekonomiyi iyice berbat bir hale getirecek.
Çöken turizm, gerileyen ihracat, duran yabanci yatirimlar, ‘Türkiye’nin notunu çöpe dönüstürebilecegini’ söyleyen Moody’s’in açiklamasindan sonra iyice kötülesecek.
Bunun etkilerini de yakin zamanda hissedecegiz.
AKP’liler, taraftarlarinin hiçbir seyden etkilenmeyecegini düsünüyorlar Bundan emin olmasinlar.
Eve giren ekmek kesildiginde kalabaliklarin ne yapacagini bilemezsiniz.
Ümit ortadan kalkarsa, ekmek azalirsa, baski ve karanlik artarsa, o ülke infilak eder.
Halk ciddi tepki gösterir.
Gene iktidar siyasetçilerine sorayim, siz ‘goril’ deneyini biliyor musunuz? Ben daha önce de anlatmistim saniyorum.
Üç gorili yavrulariyla birlikte saç bir zeminin üstüne koyuyorlar.
Altindan ates yakiyorlar.
Atesi ilk hissettiklerinde goriller hemen yavrularini kucaklarina aliyorlar.
Ates biraz daha artinca, goriller yavrularini yere koyup üstlerine çikiyorlar.
‘Darbe’ atesi hissedildiginde bu halk sizi kucagina aldi, sizi atesten korudu ama siz verdiginiz ve vermeye hazirlandiginiz kararlarla o atesi artirirsaniz, ki artiracak gibi görünüyorsunuz, o halk size yere koyup üstünüze çikar.
Bunlara gerek yok.
Bunlari yasamamiza gerek yok.
Ülkeyi, bir darbe ortamina nasil getirdiginizi bir düsünün.
Avrupa Birligi’ne tam üyelik hakkini elde ettigimizi günü, 7 Haziran’i bir düsünün, ‘darbe ortami’ var miydi?
Sadece bir yil içinde biz darbeler yapilan, iç savas tehlikesinin kiyisinda yasayan, NATO’dan, AB’den atilmasindan konusulan, kredi notu ‘çöpe’ dönüsebilecek bir ülke haline nasil geldik?
Bunu düsünürseniz, buradan nasil çikacagimizi da kestirebilirsiniz.
Bütün bu karanlik içinde bana tek umut veren, Meclis’te dört partinin birlikte hareket etmesiydi, Meclis Baskaninin bütün parti baskanlarina tek tek tesekkür etmesiydi, Basbakan’in dostça konusmasiydi.
Ülkenin ümidi buradadir.
Parlamentodadir.
Bu zor zamanda siyasi partilerin demokrasi ve hukuk etrafinda birlesmesindedir.
Bölmek, iliskileri germek, herkesi korkutmaya yeltenmek, kizdiginiz herkesi ‘teröristlikle’ suçlayip isinden atmaya ve tutuklamaya kalkismak, böyle zor zamanda bir araya gelmesi gereken halki gene nefretin iki kutbuna yerlestirmek, idam karari çikarmak, Bati’dan ayrilmak, ekonomiyi çökertmek, ülkeyi batirir.
Bunlarin size de bir hayri dokunmaz.
Biraz tarihe bakin.
Bu yapilanlar, bunlari yapanlara bugüne dek hiç hayir getirmedi, size de getirmez.
Iktidardayken politikacilarin kimseyi dinlemedigini biliyorum, o iktidar sonsuza kadar sürecek saniyorlar, içlerinden ‘sen benden akilli olsaydin burada sen otururdun’ diye düsündüklerini de tahmin edebiliyorum, bazi insanlarin o iktidar koltuklarini hiç çekici bulmadiklarini kavramalarina imkan bulunmadigini da anliyorum ama gene de uyarmak için söylüyorum.
Bu yol çok tehlikelidir.
Gitmeyin bu yoldan.
Emin olun ne ülkeye, ne size bir hayir getirecek.
Meclis’in bombalanabilecegini gördünüz, o darbe girisimi basariya ulassaydi bugün ülke bir iç savasin içindeydi, sokaklarda insanlar birbirlerini öldürüyor olacaklardi.
Ülkeyi darbe ortamindan, iç savas tehlikesinden kurtarin.
Bunu ancak barisla, demokrasiyle, hukukla yapabilirsiniz.
Bana inanmayabilirsiniz ama bir düsünün, milyonda bir ihtimalle bile dogru söylüyorsam ve bu milyonda bir ihtimal gerçeklesirse, sizin hayatinizi, geleceginizi, ülkenizi ‘yüzde yüz’ etkileyecek bir ihtimaldir.
Deger mi bunu göze almaya?
Bir de adamlarinizin ‘tutuklama listeleri’ yayinladigini duydum, o listelerle sevdikleri için endiselenen insanlari korkutuyorsunuz.
Asil korkutmak istediklerinize, bu kindarlik, acikli bir ezilmislik olarak görünüyor sadece Kendinizi böyle acikli durumlara sokmayin.
Bir de bunlardan korkan insanlara, yakinlari için endiselenenlere seslenmek istiyorum:
Korkmayin.
Unutmayin hayat geçici bir seydir, hepimiz öyle ya da böyle geçip gidecegiz, korkmaya degmez.
Korkacaksaniz, sevdiklerinizin tutuklanmasindan, ölmesinden degil, onlarin boyun egdiklerini, onurlarindan vazgeçtiklerini, ruhlarini sattiklarini görmekten korkun.
20 Temmuz 2016
(Haberdar)
Ahmet Altan