HA GAYRET!
Siddet durmadan, silahlar susmadan bu ülkede ne Kürt sorunu,ne de demokratiklesmenin önünü açacak projeler saglikli bir sekilde hayata geçirilebilir.
Siddeti müzakere edecek muhataplar, Öcalan ve Kandildir. Zaten siddetle sorunlarin çözümünün yöntem olmaktan çiktigi günümüzde, verilen bedellere ragmen kazanim olmamasi da, sorunu daha da içinden çikilmaz bir hale getirmistir.
Barisin hakim olacagi süreçte, Kürtlerin esit temelde bir statüye kavusturulmasi ve demokratik haklari, Kürtlerin özgürlük mücadelesi veren parti, kurum ve kuruluslarin ortaklasacagi bir muhataplikla olmalidir.
Bu gerçek önümüzde duruyor. Böyle devasa bir sorunun çözümünü, medeni ülkeler kendi içinde, yasalarini demokratiklestirerek ve içindeki halklarin birbirinin temel hak ve özgürlüklerine saygi gösterecek bir olgunluga eristirerek çözmüslerdir.
Bu da her iki halkin barisa susamis kesiminin iradesi ve mücadelesiyle mümkündür.
Gerek Türk, gerekse Kürt basininda geçmis müzakerelerin provokasyonlardan ötürü verdigi güvensizligi de anlamak gerekir.
Yakin zamanda Fransa’ da gerçeklesen, korkunç katliamin sorumlulari lanetlenip açiga çikarilmalidir. Bu durum her iki tarafin ortak sorunu olmali ki, gelecekte yasanacak provokasyonlari da önlemis olsun.
Basbakan Erdogan’in irkçi ve milliyetçi çevrelerin reaksiyonlarini azaltmak için söyledigi, genel af ve Öcalan için yapilmasi gereken iyilestirmelerin olmayacagini söylemesini, eger bu mantikli ise tabi ki hos görmek lazim. Lakin baris sürecinin saglikli olmasi, silahlarin birakilmasi için de, genel af çikartilmasi ve Öcalan’in cezaevi kosullarinin düzeltilmesinin de önü açilmasi gerekir.
Bu durum baris için zorunluluktur. PKK silahli güçlerinin güvenli bir sekilde sinir ötesine geçmesinin, operasyonlar durdurularak gerçeklestirilmesi gerekir.
Nitekim bu konuda Basbakan da bu durumda olmasi gerekeni bir röportajinda dile getirmistir. Çözümle ilgili samimi yaklasimlar her iki tarafa da ayrica güven verecektir.
Mevcut sürecin çözüm için dayattigi mücadele anlayisi da, geçmis aliskanliklardan farkli bir yöntemle, statükocu tekçi ve retçi devlet anlayisina karsi, demokrasi ve insan haklari mücadelesi veren kesimlerle, ideolojik, dinsel, mezhepsel ve etnik farkliliklarina ragmen, bu ülkenin kangrenlesmis sorunlarinin çözümü için demokratiklesmede, yeni olusacak Anayasanin olusturulmasinda ortak hareket etmeyi bir zorunluluk olarak ortaya koymustur.
Ülkenin demokratiklesmesinden sonra, her kesim kendi mücadele anlayisi için kendi yoluna devam edecektir.
Biz Kürtler olarak sözüm ona kirk kardesiz, bir birimizi de çok iyi biliyoruz. Kürtlerin mevcut parçalanmislik gerçegini ve hangi çözümün kisa sürede Kürtler lehine olabilecek gerçegine ragmen, bir çogumuz üzüm yemek yerine, bagciyi dövmeyi yegliyoruz.
Hiç birimizin baltasi ayni yere vurmuyor iken; kaldi ki militarist, irkçi ve statükodan yana Türklerle, degisimden yana olan Türklerin çözüm için, ortaklasabilecegi bir konsensüste bulusmalari da, mutlaka zaman alacaktir.
Biliyoruz ki, bu devasa sorun bir sürecin olgunlasmasina ve ülkenin anayasanin demokratiklesmesine de baglidir.
Demokratiklesmeyle bu kangrenlesmis Kürt sorunu ve mezhepsel çatismadan ötürü yasam hakki kisitlanmis, 1500 yillik Alevi sorununun da çözümü elbette mümkündür.
Sabirli ve iyi bir yol haritasi çizilerek toplumu bu yönde olgunlastirmaliyiz. AKP’ nin içinde Islamist, milliyetçi ve retçi devlet geleneginde direten yapiya ragmen, atilacak baris ve demokratiklesme çabalarinin, ne denli ülke refahinda önemli kazanimlar yaratacaginin farkinda olan bir yapi da mevcuttur.
Bütün aymazliklarina ragmen küresellesmenin yarattigi süreç kendisini çözümden yana dayatmistir.
Bugün muhatap AKP ise yarin bir baskasi olacaktir. Önemli olan samimiyetle bu soruna çözüm arayanlardir.
Geçmiste bize bir örnektir.Asil bu durumun gerçek sorumlulari olan Kemalist statükocular, maalesef gelisen baris ortamini sabote etmek için bütün derin oyunlarini seferber etmislerdir.
Onun içindir ki bugün bu firsati kaçirmamak gerekir diye düsünüyorum.
Baslatilan baris sürecine dört elle sarilip, yasanacak provokasyonlara karsi duyarli ve kararli durmak zorundayiz.
Bugün önümüzde duran bu kanli çözümsüzlük ortamini, çocuklarimiza miras birakmamaliyiz.
”Barisa giden yol yoktur… Barisin kendisi bir yoldur’ (Gandhi)
Ilhan ÇETIN
13.01.2013
Ilhan Çetin
