HAK-PAR: Toplumun kamplasma ve çatismadan kazanacagi bir sey yoktur

HAK-PAR Baskanlik Kurulu Bildirisi:
Toplumun kamplasma ve çatismadan kazanacagi bir sey yoktur
HAK-PAR Baskanlik Kurulu Ankara’da yeni Genel Merkez binasinda toplandi, içerde ve disaridaki son politik gelismeleri degerlendirdi ve kamuoyuna asagidaki bildiriyi yayinladi.
2 Haziran tarihli Parti Meclisi bildirimizde de dile getirildigi üzere, Taksim Gezi Parki olaylari, baslangiçta parki ve çevreyi korumak gibi hakli bir nedenle baslamis sivil, çevreci bir hareketti. Ama bu barisçi gösteriye karsi güvenlik güçlerinin sert tutumu ve siddet kullanmasi nedeniyle olaylara tepki büyüdü ve gösteriler diger kentlere de siçradi. Öte yandan, basindan beri AK Parti’ye karsi olan ve seçim sandiginda istedikleri sonucu alamayinca onu demokratik olmayan yöntemlerle düsürmeye çalisan bazi çevreler, bu barisçi gösterileri hükümeti yikmaya yönelik siddet eylemlerine dönüstürdüler. Bu nedenle, hükümetin sonradan yanlisini fark edip Taksim’e topçu kislasi ve AVM yapma israrindan vazgeçmesine ragmen, eylemleri sürdürdüler.
HAK-PAR olarak bir kez daha vurgulariz ki, hükümetin yanlis uygulamalarini protesto etmek, hak ve özgürlük taleplerini dile getirmek elbet yurttaslarin hakkidir ve buna yönelik barisçi gösterilere karsi siddet kullanilmamalidir. Ancak bir uzlasma zemini olusmasina ragmen olaylari israrla sürdürüp gerilimi büyütmeye çalismanin ne çevreci duyarliga, ne de ülkenin demokratiklesme çabalarina hizmet etmedigi kanisindayiz. Toplumun böylesi bir kamplasmadan ve çatismadan kazanacagi bir sey yoktur. Hükümet de muhalefet de sorumlu davranmali. Sorunlarimizi demokratik yöntemlerle, tartisarak ve halkin hakemligine basvurarak çözmesini basarabilmeliyiz. Bu yapilamadigi zaman siddet devreye girer ve onun demokrasiye degil, antidemokratik güçlere yaradigini geçmisteki pek çok deneyden biliyoruz.
Kitleleri oyun ve tuzaklara karsi aydinlatmaliyiz.
Bir ayi askin süredir devam etmekte olan ve yer yer siddete, vandalizme varan bu olaylarin Kürt sorununa iliskin süreci de olumsuz etkilemesinden endise ediliyordu. Nitekim son günlerde Kürdistan’in degisik yörelerinde bazi provokatif eylemlerin uç verdigi görülmekte.
Içerde ve disarda bazi çevrelerin silahlarin susmasindan rahatsiz oldugu, 30 yildir süren bu çatisma ortaminin sona ermesini istemedigi bir sir degil. Bu çevreler simdiye kadar, sürece var olan güçlü kamuoyu destegi nedeniyle rollerini oynayamadilar. Ama onlarin pusuda beklediklerinden ve ilk firsatta harekete geçeceginden kusku yoktu. Nitekim son provokatif eylem ve olaylar bunun isareti. Gezi olaylarindan bir darbe devsirmeye çalisan malum çevreler su anda Kürt sokagini da karistirmak için çaba gösteriyor, çagrilar yapiyorlar.
Ne var ki bunlari iyi taniyoruz. AK Parti hükümetinin geçmiste attigi bazi olumlu adimlara karsi inatla direnen, TRT-6’e, okullarda iki saatlik anadilde seçmeli derse, bazi üniversitelerdeki Kürt dili bölümlerine bile karsi çikan, darbe anayasasina dokunulmasini istemeyen, statükocu, soven ve militarist bu çevrelerin ne demokrasi ne de özgürlük diye bir derdi yoktur. Onlar AK Parti ile hesaplasirken ortami 12 Mart ve 12 Eylül öncesinde oldugu gibi karistirmaya ve kendi kötü niyetleri ugrunda Kürtleri de sokaga dökmeye çalisiyorlar. Bunu basarip yitirdikleri konumlarini tekrar elde ederlerse bundan en büyük zarari Kürt halki ve demokrasi güçleri görecek, baris ve çözüm yönündeki süreç tümden tikanacak ve ülke fasist bir restorasyona sahne olacaktir.
Son olarak Lice’de meydana gelen ve gösteri yapan halka ates açilmasina yol açan olay da bu türden provokatif bir olaydir. Hükümet bu olayin sorumlularini bir an önce meydana çikarip toplumu aydinlatmalidir.
Halkimiz, sorumlu siyasi partiler, sivil toplum kuruluslari ve aydinlar da bu oyunu görmeli ve bosa çikarmalilar. Olaylar karsisinda takinilacak tavir öfke ve onun yol gösterdigi yanlis bir tutum degil, serinkanlilik ve sagduyu olmalidir. Kitleleri bu oyun ve tuzaklara karsi aydinlatmaliyiz.
Hükümet kimi takintilarindan kurtulup asli isine,
demokratiklesme ve sorun çözme görevine egilmeli
Öte yandan, ‘baris ve çözüm süreci’ denen sürecin, adina uygun biçimde ilerlemesi, gerçek bir baris ve çözümle sonuçlanmasi, sorunun boyutuna uygun, kisa, orta ve uzun erimli adimlari içeren kapsamli bir projeyle mümkündür. Silahlarin susmasi ve PKK’nin silah birakmasi bu sürecin bir asamasidir ve elbet önemlidir. Ama bu tek basina ne baris, ne de çözüm olur. Asil çözüm Kürt halkinin temel haklarinin taninmasi ve bu kapsamda devletin federal biçimde yeniden yapilanmasidir. Böylesi esitlikçi bir çözüm için gerekli radikal adimlarin bir anda ve hemen yarin atilmasi elbet beklenemez. Ancak buna giden iyi niyetli güven verici adimlar simdiden atilabilir. Örnegin anadilde egitimi, Kürt kimliginin taninmasini, yerinden yönetime uygun ademi merkeziyetçi bir yapiyi içeren yeni anayasa hazirlanabilir. Alevilerin hakli talepleri karsilanabilir.
Kürt halkinin ve Alevilerin talepleri son olarak akil adamlarin raporlarina yansidi. Hükümet bu raporlardan yararlanip güven verici adimlari bir an önce baslatmali.
Ama hükümet bunu yapacagina, Taksim’e topçu kislasi ya da AVM yapma, 3. Köprü’ye Yavuz Selim’in adini verme gibi hiç de kitlelerin talebi olmayan, tam tersine yaygin tepkilere yol açan bir takim uygulamalara yöneldi. Üstelik, silahlarin sustugu, PKK’nin silahli güçlerini sinir disina çekmekte oldugu böyle bir asamada, bölgeyi daha da militarize etmeye yönelik kalekol yapimlarina hiz verdi. Bu, ‘baris süreci’ söylemine hiç de uygun düsmeyen açik bir güvensizlik isaretidir. Lice olayi da sonuçta, kimin tarafindan provoke edilirse edilsin, bunun ürünüdür.
Tüm bu nedenlerle, 2 Haziran tarihli Parti Meclisi bildirimizde de dile getirdigimiz üzere, Hükümet kimi takintilarindan kurtulup asli isine, demokratiklesme ve sorun çözme görevine egilmeli.
PYD Yurtsever güçlere karsi baski ve siddete son vermeli
Baskanlik Kurulumuz Bati Kürdistan’daki son gelismeleri de degerlendirdi. Ne yazik ki bu parçada PYD ile diger Kürt örgütleri arasindaki sürtüsmeler ve güvensizlik sürmekte. Bunun PYD’nin olumsuz tutumundan kaynaklandigi da kamuoyunca biliniyor. PYD uzunca bir zamandan beri, Esat rejimi ile var olan iliskilerini ve elindeki silahli gücü de kullanarak diger Kürt örgütlerini sindirmeye, çalismalarini engellemeye çalismakta, onlara baski yapmakta, hatta siddet uygulamaktadir.
Son olarak PYD, tutukladigi bazi yurtseverlerin serbest birakilmasi için Amude kentinde gösteri yapan kitleye saldirdi, Kürdistan Demokrat Partisi’nin merkezini basip dagitti ve birkaç yurtseverin ölümüne, çok sayida kisinin de yaralanmasina yol açti.
Bu tutumundan dolayi PYD’yi kiniyor, protesto ediyoruz. Bu tutum Kürt halkinin amaçlarina hizmet etmiyor, hakli mücadelesine zarar veriyor. PYD bu yöntemlere artik son vermeli. Baska türlü Kürtler bu parçada birlik saglayip yeni Suriye’de haklarina ulasamazlar.
Yurtsever ve demokratik örgütler, aydinlar PYD’yi uyarmali ve bu yanlis tutumunu terk etmesi için kendilerine düseni yapmalilar.
1 Temmuz 2013
HAK-PAR Baskanlik Kurulu
Dengê Kurdistan


