Makale

Halk Kayyim duasina mi çikmisti!

19 Agustos günün manset haberi; Van, Diyarbakir ve Mardin Büyük Sehir Belediye baskanlarinin Içisleri Bakani tarafindan görevden alinip, yerlerine kayyim atanmasi haberiydi. Bu haber kimilerine hos gelse de, ortalama demokrasiye inanan insanlarin üzerinde soguk düs etkisi yaratti.

Kürt sorunu çözülmedigi sürece, hem milliyetçi siyasetin kozu olacak, hem de terörün yandas bulmasina olanak saglayacaktir. Adeta zitlarin bir arada yasamasi gibi bir sey.

Bir yandan milliyetçi, tekçi üniter yapiyi savunan siyasiler ve iktidar olan hükumetler vatanin bölünmesi tehlikesini öne sürerek kendi otoritelerini halka kabul ettirecek, öte yandan siddet yanlilari da ‘Zaten bu devlet Kürtlere hiçbir hak tanimiyor, mesru kanallar kapali diyerek’ kendilerine yandas devsirecektir. Ortam bu olunca da ülke kapali devre siddet alani haline geliyor. Ülkenin demokratiklesmesi de zitlarin el birligi ile engellenmis oluyor.

Kayyim atanmasi karari hukuki ve demokratik degildir.

Öncelikle halkin kendi kendisini yönetmesi anlamina gelen demokrasi kavrami, her devirde farkli anlam içermektedir. Antik Çag, Atina demokrasisinde sadece özgür erkek yurttaslar seçme ve seçilme hakkina sahipti. Yabancilar, köleler ve kadinlar seçme ve seçilme hakkina sahip degildiler.

Roma Cumhuriyet döneminde de yurttas erkekler seçme ve seçilme hakkina sahipti. Yine yabancilar, köleler ve kadinlar seçme ve seçilme hakkina sahip degildiler. Aristokrasiler de büyük oranda toprak sahibi erkekler seçme ve seçilme hakkina sahipti. O sistemler kendi devirlerinde demokratik sistemler sayiliyordu. Oysa çagimizda resit olan tüm kadin ve erkekler seçme ve seçilme hakkina sahiptirler. Bir ülkede sürekli ikamet eden yabancilar da belirli kosullarda seçme ve seçilme haklarina sahiptirler.

Yine bilinen ilk kanunlar Babil Krali Hammurabi kanunlaridir. ( M.Ö 1773) Bu kanunlara göre insanlar üçe ayrilirdi. Üstün insanlar, normal insanlar ve köleler. Kanunlar bu siniflara göre farkli farkli uygulanirdi. Söz gelimi; bir normal insan bir üstün insana zarar verdiginde, bir normal insana verilen zarar için uygulanan müeyyideden daha agir müeyyideye çarptirilirdi. Dise dis, göze göz seklindeki cezalarda Hammurabi kanunlarinca hukuk literatürüne kazandirilmis. Ama çagdas hukukta insanlar kanun önünde esittir. Dise dis, göze göz kurali kabul edilemez.

Konumuza dönecek olursak: Anayasanin 123. Maddesine göre ‘ Idarenin kurulus ve görevleri merkezden yönetim ve yerinde yönetim esaslarina dayanir.’ Bu kurala göre anayasa ve yasalarla yerinden yönetim makamlarina birakilan kamu görevleri yerel yönetim birimlerince yerine getirilir. Merkezi yönetim seçimle is basina gelen yerel yöneticilerin isine müdahale etmemelidir.

Avrupa yerel Yönetim Sarti da ‘Yerel Özerkligi’ ‘ Dogrudan esit ve genel oya dayanan gizli seçim sistemlerine göre serbestçe seçilmis üyelerden olusan ve kendilerine karsi sorumlu yürütme organlarina sahip olabilen meclisler veya kurul toplantilari tarafindan kullanilacaktir.’ seklinde tanimlamistir. Bu maddeye göre yerel yönetimlerin mali ve siyasi özerkligi olacaktir. Merkezi hükumetler keyfi olarak yerel yönetim icraatina müdahale etmeyecek, yerel yöneticileri görevinden alamayacaktir.

Ama ülkede Kürt sorunu olunca, Kürt yerel yöneticiler kati merkeziyetçi sistem disina çikmasin diye, yasalar ve kanun hükmünde kararnamelerle yerel yönetimler merkezi yönetimin kati vesayeti altina alinmistir.

Yerel yöneticiler de kamu görevlileridir. Ancak seçme yeterliliginin yitirilmesi ya da kesinlesmis mahkumiyet karari nedeniyle görevden alinmalari gerekiyor. Kuskusuz seçilmislerin de suç isleme özgürlügü yoktur.

Anayasanin 38. Maddesine göre suçlulugu hükmen kesinlesene kadar hiç kimse suçlu sayilamaz. Anayasa hukukunda buna masumiyet karinesi deniliyor. 674 sayili Kanun Hükmünde Kararname anayasal masumiyet karinesini de ortadan kaldirmistir. 674 sayili KHK nin 38. maddesi geregince terör ve teröre yardim yataklik gerekçesi ile görevden uzaklastirilan veya tutuklanan ya da kamu hizmetinden uzaklastirilan Belediye baskan ve encümen üyeleri yerine Içisleri bakanligi tarafindan kayyim atanir. Normal kosullarda bir baskan veya meclis üyesi seçilme yeterliligini yitirirse ya da mahkum olursa yargi karariyla görevden alinir, yerine de Belediye Meclisi kendi içinde bir baskan vekili seçer. KHK Anayasaya ve Avrupa Yerel Yönetim sartina aykiri oldugu halde ne ana muhalefet partisi, ne de yargi organlari Anayasa’ya aykiriligini Anayasa Mahkemesi önüne götürmemistir.

Hukuk devletinde devlet de hukuka uymak durumundadir. Terörle mücadele de hukuk içinde yürütülmelidir. Yine Normlar hiyerarsisine göre alt hukuk kurallari üst hukuk kurallarina aykiri olamaz. Evrensel bir hukuk normu haline gelmis ve anayasada tanimini bulmus masumiyet karinesi yasa veya Kanun Hükmünde Kararname ile kaldirilmamasi gerekir. Isin içinde Kürtler ve Kürtlerin Kolektif Insan Haklarini kullanma kaygisi olunca anayasa da hukuk da bir teferruat olarak kalmaktadir.

Görüldügü gibi 19 Agustos 2019 günü görevden alinan Van, Mardin ve Diyarbakir Büyük-sehir Belediye baskanlari hakkinda kesinlesmis bir mahkumiyet karari yoktur.

31 Mart seçimlerinden bu yana alttan alta islenen ‘Kayyim daha iyi hizmet veriyor, halk kayyimdan memnun, halk kayyim istiyor ‘ seklindeki algi yönetimi, kendini gerçeklestirmek isteyen kehanet gibidir. Kayyimdan sonra seçim yapildi halk ezici çogunlukla görevden alinan Büyük Sehir Belediye Baskanlarini seçti. Yarin yine seçim yapilsa, 24 Haziran Istanbul seçimleri gibi, halk daha büyük bir çogunlukla ayni sahislari seçecektir. Halkin algisi kayyim atamalarinin görevden alinan baskanlari magdur ettigi ve halk iradesinin gasp edildigi seklindedir. Öyle düsünüldügü gibi, halk kayyim atanmasi duasina çikmamisti.

Hikmetine sual olunmaz; Hükumet sanki kasten HDP yerel yönetimlerinin icraatla yipranmalarini önlüyor, onlari bile bile magdur ediyor. Danisikli mi, açikçasi süphelenmemek elde degil. Haliyle, farkli bir demokratik Kürt siyasetinin gelismesi, alternatif olmasinin da önü tikanmis oluyor. .

23.08.2019

Av.Abdulmenaf KIRAN

Abdulmenaf Kiran

Back to top button