Makale

Havasina, suyuna, tasina ve marsina…

Fransiz düsünür Jean-Jacques Rousseau (Cenevre’de dogumundan bir yil önce babasi Topkapi Sarayi’nda saat tamircisi olarak çalismaktaydi) 1752 yilinda kendisini eglendirmek için Köyün Kahini adli bir opera yazdi. Operalarda dekorun degisimi sirasinda izleyicileri eglendirmek için yazilan opera-buffa denen ara oyun formatindaki eser üç kisilikti: Ayri düsmüs genç sevgililer Colin ve Collette ile birlikte Shakespearevari bir çöpçatan rolündeki köyün kâhini.

Köyün Kâhini ilk kez Fransa Sarayi’nda sahnelendikten bir yil sonra 1753’te Kraliyet Müzik Akademisi’nin Paris’teki gösterisinde büyük sükse yapti. Ardindan 18. yüzyil Avrupa’sinin en popüler operalarindan biri haline geldi.

Ama nedense New York’ta 400 kez sahnelenen bu opera Türkiye’de ilk defa 2012 yilinda sahnelenebildi. Bu uzun gecikme belki de bir gerçegin ortaya çikmamasi içindi.

Çünkü operada sevgilisi Colin, kendisini terk etti diye aglayip, sizlayan Collete, ‘J’ai perdu mon serviteur/ J’ai perdu tout mon bonheur’ yani ‘Bendemi kaybettim/ Tüm mutlulugumu kaybettim’ diye aryaya basladiginda Türk dinleyicilerin kulagina çok tanidik bir melodi çalinabilirdi.

Cemal Resit Rey’in Cumhuriyet’in 10. yili için besteledigi 10. Yil Marsi’nin girisine çok benziyordu bu melodi.

Resmi hikayeye göre 1933 yilinda CHP Genel Sekreteri Recep Peker’in daveti üzerine Ankara’ya giden Rey, güftesi Behçet Kemal Çaglar ve Faruk Nafiz Çamlibel’e ait olan Cumhuriyet’in 10. yildönümü için bestelenecek marsin bestesi isini almis, kisa bir süre de eseri tamamlayip teslim etmisti. Eser Atatürk’ten de onay alinca resmi mars olarak 10. Yil kutlamalarindan itibaren çalinmaya baslandi ve bugünlere kadar geldi. Rey, daha sonraki röportajlarinda bir gece mehter melodisinden yola çikarak bu besteyi yaptigini anlatacakti.

Ama iki eser arasindaki bu benzerlik o yillarda musikisinas bir tabip siyasetçi olan Bursa milletvekili Osman Sevki Bey’in kulagindan kaçmamisti. Marsin Rousseau’nun Köyün Kahini’nin girisinden çalinti oldugunu fark edip Meclis’te dile getiren Osman Sevki Bey, bu konuda uzun yillar makaleler yazdi, gazetelere konustu. Ama iddialar karsisinda hep sessiz kalan Cemal Resit Rey’den ‘O eserin bir notasini dahi dinlemedim’ den baska cevap gelmedi. Halbuki, Kudüs Mutasarrifi olan babasiyla 1913’te Paris’e tasinan Rey, müzik egitimine Paris’te baslamis, besteci Gabriel Faure, Debussy’nin ögrencisi piyanist Marguerite Long’la çalismisti. Egitimin bir kismini da Rousseau’nun 200. dogum günü anisina verilen bir bursla yapmisti. Duymamis olma ihtimali duymus olma ihtimalinden daha zayifti.

Osman Sevki Bey (Uludag)’in pesine takildigi tek mars 10. Yil Marsi da degildi. Kendisinin de yarismasina bir eserle katildigi Istiklal Marsi için seçilen Zeki Üngör’ün besteledigi Istiklal Marsi’nin ilk kismindaki on ölçünün 1845-1902 seneleri arasinda yasayan Romen besteci lon Ivanovici’in Carmen Silva adli eserinden alindigini da iddia etti.

Iddiasini 7 Mayis 1940’de CHP meclis grubunda Milli Egitim Bakani Hasan Ali Yücel’e de sordu. Sadece marsin çalinti olup olmadigini da degil, Cumhurbaskanligi Senfoni Orkestrasi’nin basina gelmeden önce Vahdettin’in orkestrasinin basinda olan Zeki Üngör’ün bu marsi önce Vahdettin’e sunup sunmadigini, marsin orkestrasyonunu da ‘Ermeni milletinden [Edgar] Manas Efendi’nin yapip yapmadigini da sordu.

Hasan Ali Yücel iddiayi Meclis’te dogrulayan bir cevap verdi;

“Demek isteniyor ki bizim bestekarlarimiz, kompozitörlerimiz yoktur, baska milletlerin bestelemis olduklari sarkiyi alip sözlerini degistiriyor ve bu nagmeleri alip kendi çocuklarimiza veriyoruz. Üstelik de bunlari nereden aldigimizi söylemiyoruz. Arkadasimizin bunda hakki vardir. Çünkü hakikaten bir kisim sarkilarda ve marslarda böyle iktibaslar, intihaller yapilmis ve bunu yapanlar da kemali cesaretle kendi adlarini altina koymuslardir. Mütehassislarin bendenize söylediklerine göre bu bize Karmen operasindan bir kisim degil de Karmen Silva diye bir vals varmis, revaçta imis, onun bilmem kaç batutasi benziyormus. Zeki Bey bunun orkestrasyonunu Ermeni bir zata yaptirmistir.”

Hasan Ali Yücel’in ‘sözlerini degistirip çocuklarimiza verdigimiz baska milletlerin sarkilarindan’ yapilmis marslardan biri de Dag Basini Duman almis olarak bilinen Gençlik Marsi’ydi. 20 Haziran 1938’de resmi mars olarak kabul edilen marsin tarihi daha eskiydi.

Mars, Ittihatçilarin kurdugu ilk izci derneklerindeki genç izciler için yazilan bir marsti, ilk adi da Kessaf Marsi’ydi. Marsin gerçek hikayesini 1957’de Peyami Safa, ‘Milli Hava ve Mars Zügürtlügü’ yazisinda güftesini yazan Ali Ulvi Elöve’nin agzindan söyle anlatti:

‘Birinci Dünya Harbi’nde ben Muallim Mektebi’nin Türkçe hocasi ve tatbikat kisminin müdür muavaniydim. Viyolanist Zeki Bey de (Istiklal Marsinin bestekari) musiki ögretmeniydi. Avrupa’dan aldigi bir çok bestelerin güftelerini bana yazdirdi…Beden terbiyesi muallimi Selim Sirri Bey merhum da Isveç’te ögrendigi bir türkü için benden sekiz hecelik bir güfte istedi.’

Gerçekten de müzik egitimi için Stockholm’e giden Selim Sirri, Isveç’te çok popüler olan bu ormanci sarkisini çok begenmisti. Felix Körling’e ait sarkinin adi “Tre Trallade Jantor”du. Yani “Sakiyan 3 kiz”. Sarkinin sözleriyse biraz müstehcendi:

‘Üç sirfinti çikti günesli bir günde

Lindane Le’ye giden yola

eteklerini süpüre savura

üçü birden sinanay diyerek

Ve askerler gibi uygun adim’

Izmir Marsi’nin hikayesi ise daha karisik. Ilk Izmir Marsi 1908-1912 arasinda kaydedilmis olan Osmanli Sarayi’nin ilk bando sefi olan Mehmet Ali Bey’e aittir ve hala çalinmaktadir.

Bu Izmir Marsi’na Yunanlilar da sahip çikmaktadir. Onlara göre bu anonim bir kasap havasidir.

Bir baska Izmir Marsi daha vardir. 1923 yilinda Saksonya Devlet Orkestrasi Sefi Kurt Striegler bestelenen bu marsin tam adi. Türk Izmir Marsi’ydi. Atatürk’e sunulan marsin, Mustafa Nermi tarafindan yazilan sözleri söyleydi:

Izmir artik hürsün bu degil rüya
Türklük dirildi kurtuluyor Asya
Türk Izmir san gör ebediyen yasa

Ama bu mars daha sonra unutuldu. Son olarak Almanya’da bulundu ve bugün Izmir Sehir Müzesi’nde sergileniyor.

Bugün Izmir Marsi olarak bilinen, tribünlerde okunan mars ise aslinda Kafkasya Marsi’dir. 1914’de Enver Pasa’nin Kafkasya seferi sirasinda yazildigi düsünülen mars ‘Kafkasya daglarinda çiçekler açar’ diye basliyordu. Bestecisi belirsizdi. 1966 yilinda Etem Üngör’ün ‘Türk Marslari’ kitabinda

Besteci Izzeddin Hümayi Elçioglu’na ait oldugu yazildi ama mars hala Kafkasya Marsi diye geçiyordu. Marsin ne zaman ve niye ‘Izmir’in daglarinda çiçekler açar’a döndügü de belirsiz.

Yine Kafkasya seferinde Enver Pasa için yazilip söylenen ‘Hos gelisler ola kahraman Enver Pasa’ marsi da 1926’da Mustafa Kemal’in Kars’i ziyareti sirasinda ‘Hos gelisler ola Mustafa Kemal Pasa’ ya dönüsüvermisti.

‘Ankara’nin tasi bak’ olarak bildigimiz türkünün de çok sahibi ve trajik bir hikayesi var. Resmi kayitlara marsin bestesi Ali Cihat Taskin ve tarihi de 1968. Ilk duyuldugu yer ise 1966 yilinda çekilmis, hala daha Kurtulus Savasi ile ilgili siyah beyaz görüntülerin çogunun alindigi Bir Millet Uyaniyor filmi.

Türküyü meshur edense 1970’lerde Ruhi Su oldu.

Fakat türkünün mazisi çok daha eskilere dayaniyor.

1930’larda radyo kayitlarina anonim olarak giren türkünün 1920’li yillarda Ankara’ya siginmis Ermenilere ait bir agit oldugu söyleniyor. Bu agitin Kürtçesini bir Hrant Dink anmasinda Rakel Dink’ten dinleyelim.

Ayni türkü 1936 ise Said Axaye Ciziri tarafindan ‘Ew milka Kurda’ (O Kürt Vatani) adiyla bir Kürt marsi olarak söylendi.

1947’de bu kez Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin yikilmasindan sonra Hesen Zîrek tarafindan agit formunda ‘Ey Nistiman’ adiyla bir kere daha okundu.

1960’larda sol-sag çatismalari sirasinda Ülkücülerin dilinden düsmeyen etkileyici bir marsti ‘Çirpinirdi Karedeniz.’

‘Çirpinirdi Karadeniz, bakip Türk’ün bayragina. Ah ölmeden bir görseydim düsebilsem topragina’ sözlerini yazan Ahmet Cevat Ahundzade, Azerbaycan’in Milli Marsi’nin da güftekariydi. 1914’te Gence’de bu etkileyici sözleri Kafkas Ordusu’nu Azerbaycan’a çagirmak için yazmisti. Enver Pasa’nin kardesi Nuri Pasa komutasindaki Kafkas Islam Ordusu, bu sözlerden dört yil sonra Gence’ye girdi. Kisa ömürlü olacak Azerbaycan kuruldu. Ahunzade, Azerbaycan’in da milli marsini yazdi. 1937’de ise Stalin’in askerleri tarafindan kursuna dizildi.

Aslinda Ahunzade’nin üzerine ‘Çirpinirdi Karadeniz’in sözlerini yazdigi beste ise 300 yillikti. 1712’de Tiflis’te dogmus Ermeni besteci Sayat Nova’nin, Kamança’sina ithafen yazdigi bir ask sarkisiydi bu.

Aslinda Sayat Nova, bizdeki asiklar gibi bir Ermeni asuguydu. O yillarin Tiflis’inde Ermeniler ve Azeriler birlikte yasiyordu ve Sayat Nova’nin siirlerinin çogu da Azericeydi.

Ülkücülerin en meshur marsinin bestekarinin bir Ermeni oldugunu ilk 2000’li yillarda MHP’li Sevket Bülent Yahnici kesfetti: “Ankara’da bir mekândaydik. Erivanli bir müzisyen sahnede Ermenice sarkilar söylüyordu. Bir ara söylemeye basladigi sarki çok tanidik geldi. Dinledigimiz, Çirpinirdi Karadeniz’in müzigiydi ama sözler Ermenice’ydi. Baronyan, o gece o sarkinin asirlardir söylenen bir halk türküsü oldugunu söyledi.”

Solcularin en meshur marsi olan Gündogdu ise aslinda askeri geçit törenler için yazilmis, milliyetçi bir marsti. Onun da bestekari ve ne zaman bestelendigi meçhul. Grup Yorum’dan önceki askeri versiyonu söyleydi:

‘Sandilar Türk uyudu,
Ata cenge buyurdu,
Türkün asker oldugunu,
Dünyalara duyurdu’

1960 darbesine dogru giden sokak olaylari sirasinda sözleri degistirilen Plevne Marsi’nin hikayesi de benzer. 1910 yilinda 1877’de Gazi Osman Pasa’nin Plevne Müdafaasi için yazilan, dünyanin belki yenilgi için yazilmis tek minor marsinin bestecisi hakkinda da rivayetler muhtelif. En güçlü tez Mehmet Ali Bey’e ait oldugu. Baska bir rivayete göre de Abdülhamit için Hamidiye Marsi’ni besteleyen Osmanli’nin en önde gelen bestecilerinden Dikran Çuhaciyan’a ait oldugudur. Marsin ilk versiyonunda neden bu sözlerin oldugu ise bilinmiyor:

‘Olur mu böyle olur mu?
Evlât babayi vurur mu?
Sizi millet hainleri,
Bu dünya size kalir mi?’

Ama bu sözler 28 Nisan 1960’da Ankara’da DP iktidarina karsi baslayan ögrenci olaylari sirasinda söyle degistirilmisti:

‘Olur mu böyle olur mu?
Kardes kardesi vurur mu?
Kahrolasi diktatörler,
Bu vatan size kalir mi?’

Ve 1974’e geliyoruz. Kibris Harekati sirasinda TRT’de sik sik bir Ayten Alpman sarkisi çalinmaktadir: ‘Havasina suyuna, tasina topragina’ diye baslayan sarkinin adi ‘Bir baskadir benim memleketim’. Aslinda sarki 1970’lerde çikmisti ama esas havasini Kibris Harekati’yla bulmustu.

Hala bütün ülkenin birlikte söyledigi sarkinin da bestesi aslinda yerli ve milli degildi. Bu Rabbi Elimelekh adli bir Yahudi halk sarkisiydi ve 1935 yilinda Moyse Nadir tarafindan Yidis dilinde üzerine sözler yazilmis ve söylenmisti.

Sarkiyi 1960’li yillarda Israilli pop sarkicisi Ilanit meshur etmis, Fransizlarin ünlü sarkicisi Mireille Mathieu de söyleyerek dünyaya tanitmisti. Tabii ki Türkiye’ye de.

Fikret Senes’in yazdigi sözler ve Ayten Alpman’in muhtesem yorumuyla sarki milli bir marsa döndü.

1980 darbesiyle bu güzel sarkinin yerini sözleri Mahmut Tezcan’a, bestesi esi Müserref Tezcan’a ait baska bir sarki alana kadar:

‘Kahraman irkima sizmis ihanet/ Bütün yüreklerde aci ve nefret/Düsmanlarim mert degil hepsi de namert/Türk’e Türk’den baska yoktur dost nimet’

Darbeci pasalarin siparis ettigi ‘Türkiyem’ adli sarkinin hikayesini bestecisi olan, bilinen adiyla Müserref Akay’dan dinleyelim:

‘Ilk etapta seçilen sanatçi rahmetli Baris Manço oluyor. Ama diyorlar ki, ‘Bunu genç ve düzgün yasantisi olan bir hanim sanatçimizin yapmasi lazim.’ Ve ben Ankara’ya çagrildim çocuklarimin babasiyla birlikte. Çok kiymetli bir pasamizla görüstük, ‘Müserref Hanim beste yapabiliyor musunuz?’ dedi. ‘Evet ama amatörce’ dedim. ‘Türkiyem adli bir sarki istiyoruz sizden’ dedi. ‘New York New York’ diye bir sarki var ama Türkiye’nin bir sarkisi yok. Bunu yapabilir misiniz’ diye rica etti. Ben çok milliyetçi bir çocuktum zaten. Çok duygulandim. ‘Pasam beste yapmak enteresan bir seydir ama bu duyguyla bir haftada mi olur, on günde mi olur bilemem’ dedim. ‘Bize bir haftada lazim’ dedi. Çok motive olmustum. Oradan ayrildik, biz Ankara’dan Bolu’ya gelene kadar sarki bitmisti.’

O yillarda bu sarkiyi evinde televizyondaki bayrakli kostümlü Müserref Akay’dan dinleyenler sansli sayilirdi.

Çünkü sarki, 12 Eylül’ün hapishanelerinde iskence için mahkumlara defalarca ve yüksek sesle dinletiliyordu. Bu iskenceye Metris cezaevinde maruz kalanlardan biri de tek tip kiyafete karsi eylemlere de katilmis olan Cem Yilmaz’di. (Isim benzerligi)

Hapishaneden çiktiktan sonra, Unkkapani’nda kasetçilik yapmaya baslayan Yilmaz’a bir gün kapatan bir plakçi elindeki sarkilarin haklarini satmak istedi. Ve sürpriz; Sarkilarin içinde Müserref Akay’in Türkiyem’i de vardi. Yilmaz 3.500 TL vererek, bu ise girmesine neden olan sarkinin bütün haklarini satin aldi. Bir daha da kimsenin bu sarkiyi okumasina izin vermedi.

Son iddiaya göre 90’larda milliyetçiligin en meshur türküsü haline gelen ve hala meydanlarda söylenen ‘Ölürüm Türkiyem de, ‘Daye Daye’ (Anne, anne) adli bir bir Kürtçe türküden esinlenilmis. Bestecisi Mustafa Yildizdogan ve yapim sirketi bu iddiayi kessn bir dille reddetti. Simdilik, birden ortadan kaybolan iddia sahibinin daha güçlü delillerle ortaya çikmasini beklemekten yapacak bir sey yok.

Kültürlerin, medeniyetlerin içiçe geçtigi bu kavsakta, sarkilarin, marslarin bazen esinlenerek, bazen üzerine söz yazilarak bazen de el çabukluguyla çalinarak el degistirmesi hiç sürpriz degil. Ermenilerden ülkücülere, Isveçlilerden ittihatçilara, askerlerden devrimcilere… Ama ilginçtir bütün bunlar ortaya çiktiktan sonra da kimse hiç mesele etmeden onlari çoskuyla söylemeye devam etti

Belki de bu yüzden irmaginin akisina ölüp, bir baskadir benim memleketim diyoruz. Ya da son dönemde sosyal medyadaki moda tabirle; Baska yerde yasayamam!

Kaynaklar:

https://m.bianet.org/bianet/kultur/106558-devsirme-marslarla- http://www.sabah.com.tr/gundem/2010/03/26/iskencecisini_3500_liraya_esir_aldi milliyetcilik

https://www.evrensel.net/haber/303095/bir-ermeni-ilahisinden-kahramanlik-marsina

http://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/1380237-izmir-marsi-muammasi

http://www.duzceyerelhaber.com/Yildiray-OGUR/8064-Ciktik-acik-alinla-Jean-Jacques-Rousseaudan

——————————————————-

Karar-

Yildiray Ogur

Back to top button