Makale

Hem vahsisiniz, hem de geri zekali

Bu yazimda, geride biraktigimiz seçimle ilgili bir yaziyla çikmaya karar vermistim. Yazimi bitirmek üzereyken, Diyarbakir pravakasyonu gerçeklesti. Bunun üzerine fikrimi degistirip, bu yaziyi kaleme aldim.

Seçim süresi boyunca tezgahlanan pravakasyonlarin sonuncusu, beni hem çok üzdü, hem de çok kizdirdi. Inanin beynim zonkluyor, kalbim sikisiyor, canim yaniyor. Bagirmak, çagirmak, küfür etmek istiyorum. Ama, kendimi kontrol altinda tutuyorum. Eeeee! Nede olsa, seksen yasinda bir pir-i faniyim. Bu konuda antramanliyim.

Bu Türklerle gerçekten basimiz belada. Düsman olani baska bir bela, dost olani baska. Kürtlerin dedigi gibi ‘Ava me, di cewek da naçe.’ Türklerle suyumuz, bir dereden akmiyor vesselam. Ensemize sülük gibi yapismislar, at atamazsin, sat satamazsin.

TC’nin kurulus sürecinde Kürtlere, ‘Gelin iki Müslüman halk olarak el ele verelim, padisahimizi gavurlarin elinden kurtaralim, ortak bir devlet kuralim.’ Teklifinde bulundular. Dedelerimiz, bu öneriye sicak baktilar, Türklere destek oldular.

Lozan Antlasmasinin kabul edilmesinden hemen sonra, Kürtlerin varligini red ve inkar ettiler. Kürtleri yok saydilar ve yok etmeye kalktilar. Bu, inanilmaz ve kabul edilmez bir ihanetti.

Kürtler, bu ihaneti kabul etmediler. Türk devletine karsi tam 28 kez bas kaldirdilar. 29. isyan hala devam ediyor. Eger bunu da bastirirsaniz, otuzuncusunun gündeme geleceginden asla süpheniz olmasin.

Bir asra yakin süredir, Türklerle sürekli olarak bir, tartisma, didisme, sürtüsme ve kavga içinde yasiyoruz. Bu süre zarfinda, onlar bize bas egdirmeye çalistilar. Biz ise aksine hep bas kaldirdik.

Türk devlet yöneticileri, bu süre zarfinda köylerimizi, evlerimizi, tarlalarimizi, ormanlarimizi yakip yiktilar.

Kürt toplumunun önder ailelerini kökünden koparip, sürgüne yolladilar.

Kürt halkinin özgürlügü ve mutlulugu için mücadele eden 300 civarinda yurtsever Kürt önderini idam ettiler.

Yurtsever yazar, sanatçi, siyasetçi ve aydinlarimizi tutukladilar, iskence ettiler ve zindanlarda çürüttüler.

Gözaltina aldiklari gerçlerimizi katlettiler.

Kadinlarimizin, kizlarimizin namusuna el uzattilar.

Partilerimizi, sivil kurumlarimizi kapattilar.

Evlerimizi, is yerlerimizi, kurumlarimizi bastilar. Kitaplarimizi, dergilerimizi, bildirilerimizi, pankartlarimizi götürüp yaktilar.

Aramiza sizdirdiklari ajanlari araciligiyla bizleri, siddete ve teröre yönlendirdiler.

Ulusal bazda birlik olmayalim diye, toplumumuzda var olan, laik-dindar, Alevi- Sunni, Kurmanç-Zaza ve asiretler arasindaki çeliskileri tahrik ederek bizleri birbirimize karsi kiskirtarak ve vurusturarak düsman hale getirdiler.

Dilimizi, dinimizi, töremizi, kültürümüzü yasakliyarak, bizleri kökümüzden kopardilar ve kendimize yabancilastirdilar.

Okularda, kislalarda, sokaklarda, camilerde, derneklerte, partilerde çevirdikleri sistematik propagandalarla, bizleri asimile etmeye çalistilar.

Özel olarak egitilmis ajanlastirilmis solcuyu, dinciyi, Aleviyi, tarikatçiyi, feministi dost görümünde içimize sizdirarak bizi yönetme yoluna gittiler.

Listeyi daha fazla uzatmak istemiyorum. Bizi Türklestirip yok etmek için, akil almaz entrikalar çevirdiler. Etrafimiza sayisiz tuzaklar kurdular. Bizleri provakasyonlarina alet ettiler. Bizi kullandilar. Sag gösterip sol vurdular.

Ama, yine de amaçlarina ulasamadilar. Tüm engellemelerine, hedef sasirtmalarina karsin, Kürt ulusal mücadelesi Kürdistan’in ve Ortadogu’nun bas aktörü olma yolunda hizla ilerliyor. Hiç kimsenin gücü bu gidisi durduramaz.

Bir asra yakin süre içinde, çok yanlisliklar yaptik, hatalara düstük, kandirildik, kendimize zarar veren isler yaptik. Ama bu arada, epey sey de ögrendik ve ustalastik. Yani yenile yenile yenmesini ögrendik.

Kürt halki, ulusal duygulari önde olan; köylüsü kentlisiyle, Kurmanci Zazasiyla, Alevisi Sunnisiyle, sagcisi solcusuyla, laiki ve dindariyla kaderini tayin etmek amaciyla ayaga kalkmis bulunuyor. Bu halki kandiracak, oyaliyacak ve durduracak bir güç söz konusu olamaz.

Türk yöneticileri hala klasik Kürt politikalariyla halkimizi oyalamaya çalisiyorlar. Bu politikalarinin iflas ettigini, bir getirisinin olamayacagini göremiyorlar. Bu yöneticiler gerçekten hem zalim, hem de kafayi siyirmislar.

Onlar, ne yaparlarsa yapsinlar sunu bilsinler ki, tüm mazlum halklar gibi Kürt halki da özgürlügüne kavusacaktir. Bu çilgin ve kafayi yemislerin elinden kurtulacaktir.

Yilmaz Çamlibel

Back to top button