Makale

Hendeklere gömülen hayaller

Demirtas’in DTK kongresi öncesinde yaptigi konusmadan sonra dönüp yeniden baktim; aralarinda benim de bulundugum bir grup demokrat yazar, PKK’nin devletlesme stratejisi üzerine biktiracak kadar yazmis durmuslar. ‘Çözüm oyununu’ birakip savas siyasetine geçisin PKK’ya ait bir seçim olduguna dair sayfalar dolusu emek harcanmis.

Buna karsi, Kürt sorununda siddete dönüsü, israrla Erdogan’in seçim kazanma taktigi olarak görme, gösterme yolunu tutturan liberal/sol kalemler vardi. Kandil’in sesini, attigi askeri adimlari duymayan, görmeyen, görmek istemeyenlerle; belki de bilerek perdeleyenlerden olusan bir aydin blokuydu bu. HDP’nin ‘Türkiye’lilesme’ siyasetine gerçeküstü anlamlar yüklemelerine yol açan AKP/Erdogan alerjileriyle, reel-politiker aktivistler gibi davraniyorlardi. HDP’nin bagimli degisken niteligini ne kadar kolay unuttuklarina; PKK’nin ideolojik/politik karakterini göz ardi etmelerine; Kandil’in öncelikleri üzerine düsünmeyi tamamen terk etmelerine sasirabilirdiniz.

Türkiye’nin gidisine agirligini koymus muhafazakâr sosyolojiye; ‘Islami otoriterlige’ karsi, HDP’yi, demokratik bir alternatif; iktidari sinirlandiracak etkin bir denge gücü olarak okudular. Kürtlere dayanan güçlü sosyolojik gövdesiyle güven veren; seküler ideolojik kimligiyle yeni toplumsal kesimlere açilabilme vaadi tasiyan, modern dünyaya ait bir hareketti HDP.

Müsterisi hazir feminist/ekolojist/hiyerarsi karsiti/dezavantajlilarin dostu söylemlerin genel siyasal dile monte edilmesi, ‘iste tam bizim gibi konusan bir parti/ lider’ illüzyonunu çok kolaylastirdi. Milletvekili aday listeleri, çogulcu/renkli/demokratik bir bulusmanin resmini yansitiyordu.

Kökü 80’lere kadar uzanan derin bir yenilmislik; disarida kalmislik ve umutsuzluk duygulari üzerine gelen bu çagri; en kiyida kalmislari; kabuguna çekilmisleri; koordinat aramaktan yorgun düsmüsleri bile sarsti, silkeledi.

Böyle durumlarda ne oluyorsa o oldu. Tartismalara; kuskuya yer açan akil ve tecrübe yerine; tatmin arayan öfke ve açligi duyulan cosku egemen oldu. Kürt siyasi hareketinin derin katlarinda olusturulan Orta Dogu gücü olma; ‘ulusal devletlesme’stratejisi sahneye sürülürken, iktidara karsi açilan sert cepheyi Türkiye’nin demokratiklesmesine ve barisa yönelen siyaset olarak yorumlamaya hazir bir sol iklim vardi. Mersin’de Adana’da bombalar patliyor ertesi gün Demirtas ‘mesajini aldik’sözüyle Erdogan’i fail ilan ediyor ‘demokrasi heyecaniyla HDP’yi kucaklayan’ çevreler bu ajitasyona alkis tutuyorlardi. Diyarbakir mitinginde provokasyon oldugu ayan beyan ortada olan bombalama gerçeklestiginde artik Demirtas’tan önce bu’demokrat/solcular’ katili ilan etme kivamina gelmislerdi sosyal medyada.

Öyle kör bir cosku olusmustu ki; Haziran seçimlerinden sonra, birakin PKK’nin ne yapmaya çalistigini anlamayi, AKP’yi disari iten bir MHP/CHP/Cemaat/HDP koalisyonunun Türkiye için en iyi yol oldugu açik açik savunulabiliyor; MHP’ye oyunbozan olarak dis bileniyordu…

Derken, önce baraj yol vs. vesilesiyle açik saldiri basladi. Sonra trafik polislerine bile ihbarli pusular, suikastlar… Bese Hozat’in ünlü ‘halk savasi’ yazisi… Cemil Bayik’in öz savunma çagrisi… Suruç Katliamindan da iktidari sorumlu tutma ve iki polisin katledilmesi… Hepimizin gözü önünde yasandi.

Ve artik saniyorum, hendek/ barikat siyasetleri, DTK kongresi ve Demirtas’in net siyasal tavir alisiyla bir hayalin sonuna gelindi.

Türkiye’nin demokratiklesmesini içtenlikle isteyenler ve HDP’nin varliginda sürükleyici aktörü buldugunu düsünenler aldatilmislik duygulariyla bas etmek zorunda kalacaklar.

Kimileri de var ki, demokrasi, baris umurunda degil. Iktidari çökertecekse Türkiye Suriyelesse de olur. Onlara söylenecek söz yok…

———————————————————

Yeni Yüzyil-29 Aralik

Gürbüz Özaltinli

Back to top button