Makale

Herkesin solu kendine

Geçen sali ‘Iste bunlarin hepsi seks’ baslikli yazima çok geri dönüs oldu.

Tabii ki elestirilerden bahsedecegim.

Ilk grupta ‘iste bunlarin hepsi sol’ dedigim kesimde yer alan ve kendilerini dün Silivri önündeki nümayisten de tanidigimiz ‘solculardan’ gelenler var. Yazida adini andigim gazetelerde de elestirel yorumlar yayimlandi.

Özetle diyorlar ki, ‘Ülkede ne kadar muhalefet varsa adini siralamissiniz ve elestirmissiniz. Içlerinde bir tek siz ve sizler gibi ‘azinliktakiler’ yok. O hâlde çogunluk degil, sizler solcu olmamalisiniz.’

Dogru, 12 Eylül darbecileri tarafindan yasi büyütülerek idam edilen Erdal Eren’in ölüm yil dönümünde, katillerin ‘silah’ arkadaslarinin yargilandigi bir davayi protesto eden çogunluktaki ‘solculardan’ degilim.

Çünkü darbe çagricisi provokatörlere, sokak ortasinda Kürt ve Türk gençlerini infaz ettiren JITEM’cilere, Hrant’in katillerine, gayrimüslim vatandaslarimizin bogazini kestirenlere, mahkeme salonlarinda aydinlari tehdit edenlere karsi muhabbet beslemeyi solculugun degil, fasistligin alâmetifarikasi sayiyorum.

Bu topraklarda askerî-sivil bürokratik elit her dönem dokunulmazlik zirhina sahip oldugu için, Ergenekon ve Balyoz davalarini yalnizca Cumhuriyet’in degil yüzyillarin ‘vaka-i hayriye’si sayiyorum.

Ülkedeki yargi sisteminin hepimizin yillardir mustarip oldugu ve elestirdigi arizalarini, bu davalara özel bir durummus gibi lanse etmenin, Ergenekon’u, Balyoz’u aklama girisimlerinin kilifi oldugu kanaatindeyim.

Bu nedenle siyasal iktidara elestirilerimi, cami, ya da Muhtesem Yüzyil konusundaki katilmadigim çikislari üzerinden degil, bu davalardaki kararligi tavsadikça ya da askerî vesayetin geriletilmesi noktasinda ürkeklestikçe yogunlastiriyorum.

Yani zarfla degil mazrufla ugrasiyorum.

Zira biliyorum ki, Basbakan’in, bir baraja yasayan üstelik de ‘iyi yasayan’ bir kurmayinin ismini vermesi tolere edilebilir bir ‘komikliktir’. Ama yarali askerî vesayete pansuman yapmak anlamina gelen agirkanliliklari, yapisal dönüsüm adimlarini geciktirmeleri trajiktir; hayatidir.

Evet, arkadaslar, ‘sizlerin solundan’ degilim. Ama haklisiniz, bu, Türkiye solu içerisinde çogunluk olma iddianizi bosa çikartmaz.

Gelelim yazima gelen ikinci grup elestirilere. Aslinda bu gruptaki okurlarimiz da çogunluk mantigi üzerinden gidiyorlar. Ve solun tarihî pratiklerinin yani sira, teorisinin alt metinlerine de göndermeler yapiyorlar.

Özetle ‘Sol biraz da böyle bir sey’ diyorlar. Demokratik ikna süreçlerini, siyaseti, ‘kendiligindenciligi’ reddettigi için, tanimladigim durumun ‘anormal’ degil, normal oldugunu söylüyorlar.

Bildiginiz üzere ‘Bir sol var solda soldan daha içerü’ siarinin iyi bir müridi falan degilim.

Aksine neredeyse her yazimda Türkiye’deki sol söylemin amentülerini, gevelemeden sorgulamaya çalisiyorum.

Ne var ki bu durum, Türkiye’nin su son birkaç ‘altin yilinda’ ideolojik zincirlerinden kurtulup askerî vesayetin geriletilmesi, demokratiklesme, sivillesme ve seffaflasma iradesine, nereden geldigine bakmaksizin destek veren pek çok kisinin kendini hâlâ ‘solda’ tanimladigi gerçegini degistirmiyor.

O hâlde, ‘Sol biraz da bu’ tesbitinin de bireysel algilari-deneyimleri dislayan ve hatta ‘ideal sol’ tanimlamalarinda oldugu gibi sekter bir yani oldugu gerçegi üzerine de düsünmeliyiz bence.

Tarihî mirasin yükünden kurtulma hakkimizi da cesurca kullanarak pekâlâ buradan yeni bir sol söyleme ulasilabilir.

Herkesin solu kendine; ama bu sefer de isin kolayina kaçmadan.

————————————————–

Taraf-14 Aralik

Melih Altinok

Back to top button