Makale

Hiç kimse demokrat degil!

Ömrümüzü kavga ederek geçiremeyiz.

Birbirimize laf sokmakla, üstünlük taslamakla, hakli çikmakla, ideolojik zaferler kazanmakla ülke olarak bir mesafe kat edemeyiz.

Bu nedenle oturup sakin kafayla meselelerimizi konusmamiz gerekiyor.

Çogumuz, ülkemizdeki demokrasinin eksik oldugunu söylüyoruz.

Bundan dert yaniyor, tüm sorunlari bu eksiklige bagliyoruz.

Peki hangimiz gerçekte demokratiz?

Içimizde kaç kisi kendini demokrat olarak tanimliyor?

Kimler kendi hayatinda gerçekten demokratik bir iliski düzeni kurabilmis?

Çocuklariyla, komsulariyla, arkadaslariyla, yasadigi sehirle demokratik iliskiler gelistirebilmis?

Türkiye’de Kemalistler var. Islamcilar var. Aleviler var. Solcular var. Kürtçüler var. Türkçüler var.

Peki bu unsurlarin demokratlari nerede?

Baskalarinin düsüncelerine ilgi ve saygi duyanlar nerede?

Itirazlari ciddiye alanlar, elestirilere açik olanlar, katkilari, katilimi bekleyenler nerede?

Hepimiz bir partinin, bir ideolojinin, bir inancin fanatik taraftarlariyiz.

Fanatigiz, çünkü degisime kapaliyiz.

Degismiyoruz ve böylece gelismiyoruz.

‘Ben en basindan beri ayni fikirdeyim”Dogustan bilmem neyim’ diyerek böbürleniyoruz.

***

Yani en ilimlimiz bile aslinda bagnaz.

Bagnaz Ak Partili, Bagnaz CHP’li, bagnaz solcu, bagnaz Islamci, bagnaz Kemalist olarak demokratik tutumu baskalarindan bekliyoruz

Kendi taraftarligimizdan en küçük taviz vermeden karsimizdakinin taraftarlik yapmamasini istiyoruz.

Kemalistler AK Parti’nin Islamciliktan vazgeçip demokrat olmasini istiyor.

Aleviler Islamcilarin ideolojilerinden vazgeçip demokrat, hosgörülü, özgürlükçü olmasini istiyor.

CHP’liliginden taviz vermeyenler AK Partililerin yandasliktan vazgeçip demokrat olmasini bekliyor.

***

Mesela geçtigimiz günlerde Ertugrul Özkök Hürriyet’teki basörtülü yazari tanitti.

Hürriyet’in blog sayfasinda basörtülü bir hanimefendinin yazisi yayinlanmis.

Özkök, bunu bize büyük bir kazanç ve lütuf olarak sunma derdinde.

Bir gazetede bile demokratik bir yaklasim, bir demokrasi ruhu yasatilamiyor.

Herkes demokrasiyi baskasindan bekliyor.

Peki niçin kendimiz demokrat olmuyoruz, olamiyoruz?

Çünkü hepimiz içinden geldigimiz ideolojilerin esiri olmusuz. Ülkemizin huzuru, refahi, deger kazanmasi derdinde degil, ideolojik zaferler pesindeyiz.

***

40 yillik Islamci, kendine demokrat demekten imtina ediyor.

Dikkat edin, ‘muhafazakar demokrat’ kimligin demokrat kismi hiç anilmiyor. ‘Muhafazakar demokratiz’ deyip ‘militan muhafazakar’lik yapiyorlar.

Kimse, ‘demokrat’ kelimesini ön ad olarak koruyamiyor, tasiyamiyor.

Halbuki sen, ben, herkes gögsümüzü gere gere demokratiz diyebilmeliydik. Ama diyemedik. Diyemiyoruz.

21. Yüzyila geldik ama hepimiz hâlâ birer bagnaz taraftar olarak sandiga gidiyoruz.

Demokrat diyebilecegimiz bir topluluk, bir kurum, bir cemaat, bir medya yok.

Peki demokrat insanlar, kurumlar, yapilar olmadan bir ülkeye demokrasi gelir mi?

***

Kemalistler yillarca bu ülkeyi demokrasinin nimetlerinden faydalanarak yönettiler.

Fakat demokrasiden faydalandiklari halde demokrasinin yücelmesi, deger kazanmasi, köklesmesi için hiçbir sey yapmadilar.

Simdi ayni durum Islamcilar için geçerli

Islamcilar, dindarlar, elde ettikleri bütün kazanimlari, makamlari demokrasiye borçlular.

Milli irade vurgusu, sandigin önemine dikkat çekme… hepsi demokrasinin enstrümanlari.

Demokrasi sayesinde iktidara geliyorlar, demokrasi sayesinde önemli kazanimlar elde ediyorlar fakat demokrat olamiyorlar?!

Dindarlar son 13 yilda Türkiye’de demokrasiyi güçlendirebilir, içsellestirebilir, yüceltebilirlerdi.

Fakat yapmadilar.

Bu kadar faydasini gördükleri halde ne ‘ben demokratim’ deme lütfunda bulundular, ne de demokrasiye bulasan kirden, pastan, lekeden rahatsiz oldular.

Demokrasiyi, ideolojilerine ve kendilerine yükselme imkani saglayan bir araç olarak gördüler. Hepsi bu.

Demokrasiyi güçlendirmeye, zenginlestirmeye asla yanasmadilar.

Demokrasinin tahrip olmasindan da zerre kadar rahatsizlik duymadilar.

Hiçbir AK Partili ‘Ben demokratim’ diyemiyor. En fazla söyledikleri ‘Baskalarinin yasam tarzina saygiliyiz’

‘Ben demokratim’ diyemiyorlar çünkü demokrasiye inanmiyorlar. Demokrasiyi içsellestirmis degiller.

Demokrat degilsen, beni dinleme geregi duymuyorsun.

Yeni yaklasimlara, sorulara açik degilsin.

Zaferlerle yasiyorsun

Anlasma, uzlasma kültürü olusturamiyorsun.

‘Ben demokratim’ demek, ‘Herkesin söz hakkini, yönetime katlima, karar hakkini, her asamada savunuyorum’ demektir. ‘Elestirileri dikkate aliyorum, barisçi, özgürlükçü yaklasimlara açigim’ demektir.

‘Azinliklarin ezilmesine razi degilim’ demektir.

‘Sanatta, bilimde, sehirlesmede, ticarette, egitimde, … Tüm alanlarda toplumun bütün kesimlerine huzur getirecek yaklasimlardan yanayim’ demektir.

Bir Alevi’nin Cem evinde ibadetini yapmasi, demokrat olmasina engel degil.

Bir Sünni’nin sabaha kadar namaz kilmasi, kendi inanci dogrultusunda bir yasam tarzi benimsemesi, demokrat olmasina engel degil.

Bir Kemalist’in Atatürk’ü sevmesi, saymasi, önemsemesi demokrat olmasina engel degil.

En büyük sinavimiz demokrasiyi özümsemek, anlamak ona bir içerik kazandirmak ve onu yüceltmektir.

Türkiye’de bugüne kadar demokrasi son derece yüzeysel ve aperatif yemek olarak görüldü.

Halbuki ana yemek, temel gida haline getirmemiz gerekirdi.

Dikkat edin, gelismis ülkeler, gelismisliklerini; iç barisi ve ekonomik kazanimlari, demokratik standartlarina borçlular.

1950’lerde Churchill, demokrasi hakkinda ‘Elimizdekilerin en iyisi bu’ diyordu.

Zamanla, Batili ülkeler, demokrasiyi gelistirdiler, siyasetin temeli ve vazgeçilmez unsuru haline getirdiler.

Bizim de asil önceligimiz, demokrasi olmalidir.

Gelin, hepimiz demokrat olalim.

Birey olarak bizler demokrat olmadigimizda, Fransiz sairin dedigi gibi ‘Demokrasi, kitlelerin diktatörlügü’ne dönüsüyor.

Demokrat olmadan, baskalarindan demokratlik beklemeye hakkimiz yok.

Demokrasiyi sömürmeye hiç hakkimiz yok.

———————————————

Internet Haber-31 Agustos

Levent Gültekin

Back to top button