Hidir Mak abime Mektup

Degerli abimiz, sevgili arkadasim ablam Mine Mak’in esi, Silan, Dilan ve Baran’in babasi, Hidir Mak, bizi ve binlerce sevenini, yoldasini, arkadasini fiziken birakip 28 Nisan 2020 yilinda hak yoluna yürüdü. Aciniz aile olarak derin biliyorum, ama bu yasadiginiz aciyi tüm dostlari, yoldaslari, arkadaslari olarak bizlerde derinden yasadik, yasiyoruz. Dilan, Silan ve Baran ne mutlu size, böyle binlerin gönlünde taht kurmus bir babanin evlatlarisiniz. Abim ne kadar sansliydi. Mine ablam gibi, sevgi dolu, sabirli, birikimli hosgörülü, misafirperver ve alçak gönüllü bir esi, yol arkadasi, hayat arkadasi vardi. Aciniz büyük, ama biz büyük bir aileyiz, acilari birkez daha birlikte uzakta olsak birbirimize dayanisarak atlatacagiz. Sabir diliyorum. Abim için yazdigim bu mektubu siz okuyucularimla paylasmak istedim.
Can abim,
can yoldasim,
can kandasim,
Bizimleyken de haktan, halktan, hukuktan, adaletten, esitlikten, özgürlükten ve güzelliklerden yana olan, bu dünyanin degerlerinden birini daha Hidir Mak abim, bugün Hak yoluna yürüdün.
Hidir Mak abim, sana bu gün, bu karalik ve hiç isik yokmus gibi kendini hissettiren zaman diliminde , birçok degerli abimi, Yavuz Koçoglu, Nurettin Basut, Bozan Erdem, Fehmi Demir, Azad Acar, Esref Kaygalak, Ziya Erdogan ve ismini burada sayamacagim o kadar güzel insanlar atlara binip gittiler. Simdi ne demeli nasil basamali bilmiyorum. ilk defa bu leptopun tuslarina basarken kendimi, tükenmis hisediyorum ve üzüntüden gözlerimi açamaz haldeyim.
Abim! Bu aciyi yasamak kadar dogal birsey olabilirmi diyebilirsin? Haklisin da, bizim topraklarda doganlar, hep aciya alistirilir. Hatta genlerine o aci yerlesir, degilmiydi senin öz dedelerin, atalarimizin o yasadigi Dersim zulmünü bizler hala içimizde yasamiyormuyduk. Ruhumuz o acilarla donatilmadimi. Dersim’den, haktan ve halkindan, memleketinden söz ederken o gözlerindeki parilti. Milletimizin yasadigi acilarin azalmasi için son üç yildir o hasta halinle bile gösterdigin özverili çalismalari ne Avrupa’daki yurtsever duygulara sahip Kürtler. Ne de kim olursa olsun yoksul olana el uzatan insanligin, düskün olana hiç bir haberi olmadan el uzattigin insanlar senin için bu gün agliyor.
Biz aglamayalim da kimler aglasin? Birak bugüne de biz senin için aglayalim.
Candan olan, can abim,
Iyiki, seni tanimisim, iyiki sen o kadar yürekten sevmisim. Hani deseler ki kime asik olunur iste tam da, senin gibi yüregi, gerçek olan abilere asik olunur. Her genç kiz mutlaka bir abisine asik olur. Benim asik oldugum abilerimin ilk siralarinda yer alanlardandin. Seni yürekten sevdim. Tüm hastaligina o yasadigin içsel ve fiziksel agrilara ragmen, her zaman dostlarinla, arkadaslarinla birlikte olmaktan uzak durmadin.
Sen onlara, onlar sana nefesti. O kanserin, kötü misafirin senin basina yayildigini duyunca, gelip kafana dokunup, öptügümde, o tüm güzel dedelerimizin ceddiyle, o dünyada var olan tüm güzel duygularla agrilarinin sancilarin geçmesi için içimden güzel dileklerde bulundum. Sen bir nebzede olsa rahat olunca, senin yoldaslarin sevenlerinde rahatliyorlardi.
Senin kafanin sicakligi, yüreginin sicakligini yansitiyordu. Ne çok insani o yüregine sigdirdin. En basta dünyada tanidigim ve hayran kaldigim canlarin basinda gelen ülkene, davana ve o davanin liderine olan askin. sevgili esin , candan olan Mine’den ve o üç güzel dünyalar tatlisi çocugun, biz seni seven bacilarin, sana askla bagli olan yoldaslarin, abilerin ablalarin seni hiç mi hiçbir zaman unutmayacak. Ve hepimiz bugün bir kez daha çok üzgünüz.
Abim, süslü cümlelere gerek yok. Bu yorgun kederli kafamin içinden bu sayfaya dökülen sözcüklerdir. Sözcükler sihirlidir. O sihirli cümlelerle içimdeki aciyi ve kederi az da olsa bugün yanina gelemedigim için, bu sekilde seni ugurlamak istedim.
Bu dünyayi kirteleten çekilmez hale getirenler yüzünden ne yazik ki, seni istedigimiz gibi ugurlayamadik. Ama biz ailece seninle ve Mine ve kizlarinla ve oglunla birlikte oldugumuzu ve benim gibi bugün senin ugurlamaya gelemeyen tüm es, dost, arkadas, akraba ve yoldaslarin için bu sanal alemde bir araya geldik. Ve seni sevgiyle, saygiyla, askla ugurlamak istedim.
Seni kültürümüzün, halkimizin o agitlariyla ugurlamak isterdim. Bahar ayidir. Tam da daglarimizda, yaylalarimizda, her yer simdi, sümbül, çigdem, lale, binbir çesit kokuya bürünmüs topragimiza ugurlamak isterdik.
Gidisin bizi kocaman bir aciya bogdu. Bogazlarimiz dügümlenmis, elimiz kolumuz bir süre daha is göremeyecek duruma geldi. Biliyorum, sen de istemezdin aglayip sizlanmamizi,
Yasama kalinan yerde, en layigiyla en onurluca devam etmeli insan derdin. Seni üzenler, bugün üzülecek, ama sen üzülme artik.
Felegin gözü kör olsun desem de ne yazar, sen ve senin gibi onlarca sevdigimizi canimizi bizden genç yasta alip götürmedi mi? Felek evin yikilsin. Zalimler eviniz yikilsin. Bizi bu gurbet elde kendi topragimizdan uzaklasmamiza, sürgün edilisimize sebep olanlar bizi memleketimizin topraginda gömülmeyi çok gören zalimler, ne bu dünyada, varsa diger dünya o dünya da da rahat yüzü görmesinler.
Bu günden sonra, acilarinin dindigi için, artik huzurla yatacagin için az da olsa kendimize teselli veriyoruz. Ama bazi gidisler beraberinde gül bahçesi birakip gidiyorlar. Sen o gül bahçesinin en güzel kokan, en nadide güllerindeydin.
Yilmaz amca, Aryan, ben ve etrafimizdaki tüm dostlarin ayni aci ve keder içinde olduklarini hissediyorsun biliyorum.
Gittigin yerde, tüm güzel insanlara selam söyle. Seni çok özleyecegiz.
Halkin için, ailen için, insanlara yaptigin iyilikler, Kirklar ceminde, erenlerin dergahinda, yaptigin tüm güzellikler yoluna gül çiçek iyilik olarak serpilsin. Ruhun sad, devrin daim olsun.
Güle güle. Seni unutmayacagiz.
Necla Çamlibel