Makale

Hint dügünleri, Antalya ve sosyalizm üzerine…

Gazetede kocaman bir baslik: Antalya Hint dügünlerine hazir!..

Bunu okuyunca bir süre önce Antalya’da yapilan bir Hint dügünü haberini hatirladim. Satafatli, bol masrafli bir dügündü. Lüks bir oteli kiralamislar, su gibi para akitmislardi.

Elbet bunu yapanlar, Hindistan’in biraz da görgüsüz burjuvalariydi. Esi dostu toplamis, kalabalik bir kafile halinde Antalya’ya hücum etmislerdi.

Anlasilan bu dügünün tadi Antalya otellerinin damaginda kalmis, yeni dügünlere hazir bekliyorlar…

Bir milyar nüfuslu Hindistan’da yoksulluk ve sefalet içinde yüzen yüzmilyonlari düsündüm… Bu büyük ülke bir deri bir kemik Gandi’si ve yoksullariyla ünlüdür. Ama belli ki orada, sayilari görece az da olsa yükünü tutanlar, milyonlari, milyarlari istif edenler de var.

Böyledir, bazilarinin zenginligi çoklarinin yoksullugu sayesindedir.

Ve Hindistan’in yiginla yoksulu sokaklarda yatip kalkip ekmek pesinde sürünedursun, görgüsüz burjuvalari da dügünlerini uzak ülkelerin kiyi kentlerindeki lüks otellerde yapar, su gibi para harcayarak gösteris tutkularini tatmin ederler.

Biz solcular böyle seylere tanik olunca dilimizin uçuna hemen su gelir: ‘Iste kapitalizmin marifetleri! Sosyalizm olsa böyle olmazdi…’

Dogrudur da. Bizi ve her vicdan sahibi insani öfkelendiren bu çeliskiler kapitalist sistemin ürünleridir, onun dogasi geregidir.

Ne var ki sosyalizmin hayata geçmesinin kolay olmadigini da görüp yasadik. 1917 Ekim devrimiyle baslayan, daha sonra genisleyen sosyalist sistem, yüzyilin sonlarina dogru çözülüp dagildi. Sevgili emekçiler ilk firsatta, bulduklari açik kapilardan kitleler halinde kapitalizme kostular…

Böylece umutlarimiz baska bahara kaldi…

Hindistan’a sosyalist devrim gelse, bu ülkenin o namli yoksullarinin da bir süre sonra kapitalizme kosturacaklarindan kuskum yok.

Çünkü sosyalizm onu hayata geçirecek, esitlikçi bilince sahip, kendi hakki ve payi ile yetinen, gerçekten uygar denmeye layik bir insan nesli gerektiriyor. O da hemencecik olusmuyor. Yillar önce olup bitenlere bakip yazdigim bir rubaide söyle demistim:

Dostum, has gül her zaman açmaz, günü demi dolmali
Derde göre derman, yaranin merhemi olmali
Sen güzel bir dünya istedin, özgür ve barissever
Ama o yeni insan nerde? Denize uygun gemi olmali

Kürtçe orjinali:

Hevalo, gula xas tim venabe, jê ra dem divê
Li gor derdî derman, gor birînê melem divê
Te dinyayek delal xwast, azad û astîxwaz
Lê ka ew merivên nu? Gor behrê belem divê

20 Eylül 2016

Kemal Burkay

Back to top button