Makale

Hirsizlarla darbeciler kol kola; darbe planlarini ben yayimladim, ne konusacaksaniz benimle konusun!

Hirsizlarla darbeciler kol kola; darbe planlarini ben yayimladim, ne konusacaksaniz benimle konusun!

Bizim Mehmet Baransu’nun evini basmislar, on saat aramislar, gözaltina almislar sonrada mahkemeye sevk edip tutuklamislar.

Niye yapmislar bütün bunlari, neymis suçu?

‘Suç islemek amaciyla örgüt kurmak, devletin güvenligine iliskin belgeleri yok etmek, devletin güvenligine iliskin belgeleri temin etmek, devletin gizli kalmasi gerek bilgileri açiklamak.’

Örgüt kurmus ama simdilik ‘örgütün diger üyelerini’ simdilik saptayamamislar.

Bir bavul dolusu belgesi savciliga teslim ettigi halde, ‘devletin güvenligine iliskin belgeleri’ yok ettigini söylüyorlar, ne kadar belge vardi ki Baransu yok etti?

En çok da Balyoz darbe planindan ‘devletin güvenligine iliskin bilgi’ ve ‘devletin gizli kalmasi gereken belgeleri’ diye söz etmelerine bayildim.

Ne zamandan beri darbe planlari ‘devletin güvenligine iliskin belge’ ve ‘devletin gizli kalmasi gereken bilgileri’ olarak niteleniyor?

Ne zamandan beri olacak, hirsizlarla darbeciler hukuktan kurtulmak için kol kola girdiginden beri…

Hirsizlik yaparken yakalanan bir iktidar paçasini kurtarabilmek için, hirsizliktan daha büyük suçlar islemeye baslayinca, gidip darbecilere siginmaya karar verdi.

Ellerinde planlariyla ortaya çikan darbecilerde, dizleri korkudan titreye titreye, hirsiz olduklarini açikça bildikleri adamlarin arkasina utanmadan saklandilar.

Birlikte onlarin suçlarini ortaya çikaranlari suçlu ilan etmeye çalisiyorlar.

‘Çoluk çocugu birakin’

Önce isi bir netlestirelim.

Ben Taraf gazetesinin kurucularindan biriyim, o gazeteyi bes yil yönettim, Balyoz darbe planlarinin basilmasina ben izin verdim.

O planlari bin defa önüme getirseler bin defa basarim.

Darbecilerin zorbaligindan da, hirsizlarin zorbaligindan da nefret ederim.

Bu duygum hiç degismedi, hiç degismeyecek.

Onun için çesitli insanlarin isimlerini ortada dolastirarak, Baransu’yu tutuklayarak meselenin etrafinda dolasmaktan vazgeçin.

Yasemin Çongar’i, Baransu’yu, simdi itirafçi olmus çoluk çocugu bir kenara birakin.

O itirafçilar kendilerinin ‘kullanisli aptal’ olduklarini söyledikten sonra bizim de ‘kullanisli aptal’ oldugumuzu söylüyorlarmis…

O zavalli çocuklar, birkaç kurus için bir hirsiz çetesinin oda hizmetçiligine soyunduklari için hayat onlara alçaklikla aptalliktan baska seçenek birakmadi.

Daha yaslari kirka varmadan, alçakliklarini itiraf etmemek için aptal olduklarini söylemek zorunda kaldilar.

Aptal olduklarini kabul etmezlerse, alçak olduklarini söylemek zorunda kalacaklar çünkü.

Zavalli çocuklar.

Onlarla ugrasmayin, onlar zaten sizin adaminiz olmus.

O haberi basan, o haberi basmaya karar veren, Balyoz’un bir darbe hazirligi oldugundan bir an bile kusku duymayan adam benim.

Hadi gelin bir konusalim bakalim. Balyoz planlari ‘devletin gizli kalmasi gereken’ bilgisi miymis?

‘Donanmadaki belge ayni’

Bana gelirken ugramaniz gereken bir yer var.

Genelkurmay Baskanligi.

Yayinladigimiz belgeler Gölcük Donanma Komutanligi Istihbarat Dairesi Baskanligi’ndan çikti.

Birebir ayni belgeler.

Simdi o belgelerin ‘sahte’ oldugunu söyleyen hiç kimse gidip de Genelkurmay Baskanligi’na ‘O belgeler sizin Donanma istihbarati merkezinden nasil çikti’ diye sormuyor.

Resmi bir kurulusta bulunan, resmi belgeler onlar.

O belgelerin sahte oldugunu mu söylüyorsunuz?

O zaman o ‘sahte’ belgeler Donanma’nin istihbarat merkezinde ne ariyordu diye soracaksiniz.

Bütün subaylarin sicil numaralarini, görev yerlerini gösteren bavul dolusu belgeyi Donanma Istihbarat Merkezine kim yerlestirdi?

Istihbarat merkezi bu halk plaji degil.

Parolasi, sifresi, kamerasi, muhafizi, kayit defteri olmasi gerek.

Nerede kayitlar? Nerede kamera görüntüleri?

Kim koydu onlari oraya?

Neden Genelkurmay bes yildan beri bu konuda tek bir açiklama yapmiyor?

Neden ‘sahte’ oldugu iddia edilen ‘resmi’ belgeleri istihbarat merkezine koyanlari açiklamiyor, yakalamiyor, suçlamiyor?

Eger Genelkurmay, kendi donanma istihbaratina ‘bir bavul dolusu’ belgeyi koyani bulmaktan acizse, siz zaten o orduyu lagvedin gitsin… Ordu falan degil o.

Ya da o belgeler gerçek ve bizzat askerler tarafindan oraya saklandi.

Simdi bana bunu bir açiklayim önce.

Darbeci kayinpederini aklayabilmek için kivranip duran damada da, ‘askeri vesayetin’ yikilmasinda onurlu bir rolü bulunanlardan nefret eden ‘askerci’ gazetecilere su soruyu sormak isterim:

Neden akliniza bu soruyu Genelkurmaya sormak hiç gelmedi?

Neden hiç gelmiyor?

Neden o belgelerin Donanma Istihbarat Merkezi’nden çiktigindan bir kere bile söz etmiyorsunuz?

Çünkü darbeciligin ortaya çikmasindan ödünüz patliyor.

Hirsiz bir iktidarin zaaflarindan yararlanarak darbeciligi aklamaya çalisiyorsunuz.

Tabi ki darbecilerle ve hirsizlarla isim böyle bir soruyla bitmiyor.

Bir adam var, adi Yalçin Akdogan, simdiki isi Basbakan Yardimciligi.

Bu rezilligi, ‘Ordumuza kumpas kuruldu’ diyerek o baslatti.

Bugüne kadar da hiçbir savci ona ‘Bu kumpas hakkinda ne biliyorsun’ diye sormadi.

Eger bir kumpas varsa, Basbakan Yardimcisi bunun bilgilerine ve belgelerine sahipse, bunu derhal adalete ulastirmak zorunda.

Açiklasin bakalim su kumpas belgelerini.

Eger elinde bir belge yoksa o zaman da bir davanin seyrini degistirmekten muradinin ne oldugunu, neden yalan söyledigini, iftira attigini bir anlatsin.

‘Askerci’ gazetecilerin aklina bu konu da hiç gelmiyor nedense.

Simdi gelelim su Balyoz darbe planlarina.

Bir kere sunu söyleyeyim, baska hiçbir belge olmasaydi bile sadece oradaki generallerin ‘resmi’ konusma bantlarini dinleseydim, gene onlari ‘darbe’ hazirligi olarak yayinlardim.

Herkese soruyorum, bizzat darbe komutaninin emriyle kayda alinan o konusmalari dinlediniz mi?

‘Yalçin Akdogan’a soru’

Yalçin Akdogan’a da soruyorum, dinledin mi o konusmalari?

Adamlar neyi hazirladiklarini zaten o konusmalarda açikça anlatiyorlar.

Simdi o konusmalari tümüyle unutup, bulunan diger belgelerle ilgili olarak ‘belgeler sahte’ diye ortada dolasanlar var.

Araya sahte belge karisti mi karismadi mi o sorunun cevabini verecek bir yazilim uzmanligina sahip degilim.

Ama Namik Çinar’in defalarca sordugu bir soruyu, ‘belgeler sahte’ diyenlere bir daha sormak istiyorum.

O belgeler ‘sahte’ ise ‘gerçekleri’ nerede?

Nerede gerçek belgeler?

‘Zaten hiç belge yoktu’ demeye hazirlanan kurnaz hirsizlarla kurnaz darbeciler ve kurnaz ‘askercilere’ de cevap vermeleri gereken bir soru soracagim.

‘Engin Alan’in sözleri’

Korgeneral Engin Alan’in o seminerdeki konusmasini dinlediniz mi ya da okudunuz mu?

Ben size konusmanin bir bölümünü hatirlatayim:

‘Birlikler tamam. Istanbul’un üzerine çöküyoruz. Yönetime el koyuyoruz. Belediye baskanlari, kamu kurumlarinda çalisanlar degistirilecek, tutuklanacaklar.

Sert müdahale olacak. Acima bilmem ne yapmak yok, tepeleme var. Israil örneginde oldugu gibi sert müdahale olacak.

Rejim aleyhtari dernek, gazete, yurtlar, kuruluslarin listesi dosyada ve perdede.’

Simdi söyleyin bakalim, ‘sahte’ olmayan listedeki ‘rejim aleyhtari’ kimler?

Nerede o gerçek liste?

Benim gördügüm listenin tepesinde kardesimin adi yaziyordu.

Sizin ‘gerçek’ listenizin üstünde kimlerin adi vardi?

Kimleri tutuklayacak, vuracak, öldürecektiniz?

O spor salonlarina, futbol sahalarina kimleri dolduracaktiniz?

Bütün hirsizlara, darbecilere, askercilere söylüyorum.

Bunlara cevap verin, sonra isterseniz size daha baska sorular da sorarim.

‘Balyoz darbe plani degildi’ ha, ‘Ordumuza kumpas kurudu’ ha…

‘Devletin gizli kalmasi gereken belgele’ ha

Bütün suçlari isleyip simdi bir de devletin gücünü elinize geçirdiniz diye, o suçlari ortaya çikaranlari suçlamaya kalkiyorsunuz.

Balyoz bir darbe planiydi.

O planlari ben yayinladim.

Ben buradayim.

Ne konusacaksaniz benimle konusun.

Ve bana sorular sormadan önce, benim sordugum sorulara cevap verin.

Verebilirseniz tabi…

Cumhuriyet

——————————————————-

3 Mart 2015

Ahmet Altan

Back to top button