Makale

Hürriyet sadece bir gazete degil

Cumhurbaskanligi seçimlerinin iktidar degisimlerinden daha sancili ve gerilimli geçtigini yakin tarihimizden biliyoruz.

O makam sistemin merkezi… Onun için degismesi istenmiyor. Ama ilk kez degisme olasiligi oldugu için kavga çok daha büyütülerek sürdürülüyor. Içeriden ve disaridan her türlü saldiri yapiliyor. Bu yüzden “milat” bu seçim.

Ilginçtir böyle zamanlarda Hürriyet gazetesi özel bir misyon üstleniyor. Eskilerin deyimiyle zarfa degil mazrufa bakinca bu misyonun ne anlama geldigini görmek mümkün. Patron veya genel yayin yönetmeni degisse de Hürriyet’in bu misyonu degismiyor.

Ne zaman siyaset, Türkiye’nin temel bir sorununa dokunsa veya sistemde köklü bir degisim öngörse o gazete devreye giriyor ve “basin özgürlügü” havarisi kesilerek amansiz bir mücadele baslatiyor.

Oysa o gazetenin tarihi derin devletin tarihinden, misyonu da o derin yapinin siyasetinden ayri düsünülemez. Geçmiste, derin yapilarin sola, dindarlara, Kürt siyasetine, azinliklara yönelik kirli politikalari agirlikla onun üzerinden hayata geçirildi. Darbelerin makullesmesinde de katkisi büyüktü.

Son 60 yillik tarihimizin önemli olaylarini hatirlayin, 6-7 Eylül olaylarindan, Ahmet Kaya’nin maruz kaldigi linç girisimine, “Hayata Dönüs” operasyonundan, 17 Aralik darbe sürecine, hepsinde misyonunun geregini yapti.

Bunlar birer manset hatasi degil, düpedüz derin siyasetti. Simdi biraz geriye, rahmetli Turgut Özal dönemine gidelim ve bugünle kiyaslayalim. Yil 1988. Cumhurbaskanligi seçimlerine bir yil var. Özal’in önemsedigi konulara bakin; sivil cumhurbaskani, sivil MIT ve Kürt meselesinin çözülmesi… Tipki bugünkü gibi.

Bir de olanlara bakin: Fazla bilinmeyen tuzaklari bir yana birakiyorum, en önemlisi 18 Haziran 1988’de Anavatan kongresinde Özal’a düzenlenen suikastti. Özal, suikasttan kurtulduktan sonra olayi Savci Ugur Tonik’in arastirmasini ister. Daha önce de yazdim, Tonik arastirmayi sürdürürken kizi kaçirilir ve Ortaköy’de bir binaya çagrilir.

Ulastigi sonuç ilginçtir, suikastin arkasinda bir isadami, bir gazete patronu ve bir general var.

Sonradan yazildi, gazete patronu Hürriyet’in o zamanki sahibi Erol Simavi, general de Özel Harpçi Sabri Yirmibesoglu’ydu… O olay hâlâ yargi açisindan bir sonuca ulastirilmis degil ama su biliniyor: 1988 suikasti öncesi gazete patronu Erol Simavi, Özal’a savas açmis, hatta Hürriyet’in mansetinden yayinlanan hakaret ve tehdit içeren mektubunda Özal’a “çomar” diyecek kadar pervasizlasmisti.

Gazete, bu çizgisini hiç degistirmedi. Farkli gerekçelerle de olsa 90’larda da 2007 öncesinde de hep siyasilere karsi tavir aldi, onlari itibarsizlastirmak için elinden geleni yapti. Ve hiçbir zaman dönüp, mesela savci Ugur Tonik’in basina gelenlerin ve yazdiklarinin üzerine gitmedi.

Simdi de ayni misyonunu sürdürüyor. Yine bir cumhurbaskanligi seçimine gidiyoruz, yine Kürt barisi önemini koruyor ve yine MIT’in sivillesme çabasi sürüyor. O günleri analiz eden Prof. Dr. Cevdet Akbay, Hürhaber.com’daki yazisinda söyle diyor:

“Bugün sunu çok net olarak görebiliyoruz artik; renkleri, kimlikleri, bahaneleri farkli olsa da, Baris Süreci’ni sürdüren Erdogan’i bugün hedef alanlarla dün Özal’i hedef alanlar; dün Hiram Abas’i ortadan kaldiranlar ile bugün Hakan Fidan’i hedef alanlar aslinda ayni merkezden (ulusal ve uluslararasi Derin Devletler) yönetiliyorlar, yönlendiriliyorlar.”

———————————————–

Sabah-24 Mayis

Mahmut Övür

Back to top button