Idris Naim Sahin: Inciler mi, itiraflar mi?
Idris Naim Sahin: Inciler mi, itiraflar mi?
Birkaç ay önce, Uludere’de askeri uçaklarin yagdirdigi bombalar sonucu 34 sivil insan öldü.
Bu tür olaylarin, bu tür ölümlerin bahanesi, gerekçesi, tartismasi olmaz.
Biz de oluyor…
Hükümetin tutuk bakisini, ardindan gelen “sorusturuyoruz bekleyin” tavrini, “tazminat verilecek” açiklamasina gizlenmis “silik hata” vurgusunu, bunlari takip eden uzun ve garip sessizligi, zamana havale edilme, geçistirme halini hatirlayin…
ABD’de WSJ’da yayinlanan bir haber olmasa bu böyle devam edecekti.
O haber, “istihbaratin Amerikalilardan geldigini, bunun yaninda kafilenin kimlerden olustugunun incelenmesi uyarisinin yaptigini, Türk ordusunun bu uyariyi dinlemeden hedefi vurdugunu” söylüyordu.
Genelkurmay haberi yalanladi.
Ama tortu kaldi, akis degisti, konu tekrar gündeme geldi.
Ancak bu gündeme gelis, tarzi ve içerigiyle, “adalet” ve “vicdan” açisindan daha da rahatsiz edici oldu.
Nitekim Basbakan Tayyip Erdogan Pakistan’da konuyla ilgili sunlari söylüyordu:
“Bizim Silahli Kuvvetlerimiz bu görevi samimi bir sekilde yapmistir. Hata da olabilir. Hatayi da açikladik, özrü de açikladik. Tazminati da açikladik. Allah askina tazminatsa tazminat… Ille de terör örgütünün istedigini mi söyleyecegiz. Kusura bakmasinlar…”
Cengiz Çandar, basbakanin bu sözlerinin, “Gereginden fazla da para verdik; otursunlar oturduklari yerde” seklinde yorumlanmaya açik oldugunu söylüyordu son yazisinda…
Haksiz mi?
Adalet, açiklik ve yaptirim, her seyden önce sorumlularin ortaya çikarilmasini, cezalandirilmasini, devletin resmi olarak ve açik bir sekilde özür dilemesini gerektirmez mi?
Siyasilere açik ve cesur bir özür bile fazla geliyorsa, özür ve yaptirim terör örgütünün istegi olarak yorumlaniyorsa, en azindan Kürt meselesi açisindan eski mantik, eski düzen, eski ideoloji yeniden ürüyor demektir.
Kanit öyle çok ki…
Içisleri Bakani Idris Naim Sahin’in “soguk savas” ruhunu, “Komünizmle Mücadele Dernekleri” dönemini animsatan zihniyetiyle, hükümet için yanlis bir seçim oldugunu sik söylerim.
Ancak zaman zaman bu tespitin dogrulugundan süpheye düsüyorum.
Tersine Sahin’in en azindan Kürt sorunu baglaminda hükümetin derin ruhunu yansittigi kanisina kapiliyorum.
Nitekim daha dün, Içisleri Bakani Uludere konusunda inanilmaz sözler sarfedebiliyordu…
Diyordu ki:
“Bu hayatini kaybeden insanlarimiz kaçakçilik yaparken hayatlarini kaybettiler. Sag ele geçirilmis olsalardi, kaçakçilik suçundan yargilaniyor olacaklardi…”
Diyordu ki:
“Orada 34 insanimiz ki çogu yasi küçük insanlar, gençlerimiz, bunlar, bu olayin sadece figüranlaridir. Esas filmin büyügüne bakmak lazim. Filmin senaristi var, filmin bas oyunculari var. Orada biz figüranlara takilip kaliyoruz. Büyük film, bölücü terör örgütünün yönettigi kaçakçilik olayidir. Bu gençler de oraya götürülmüslerdir, kaçakçilik yaptirilmislardir…”
Diyordu ki:
“Bu, özür dilenecek mahiyete dönüsmüs bir olay degildir henüz. Arka plani vardir. Filmin bütününe bakildiginda özür dilenecek bir yani yoktur…”
Degerlendirme, hüküm, eylem…
Hepsi bir arada…
Ister inanin, ister inanmayin, ister sindirin, ister sindirmeyin, iste, böyle…
Bu açiklamalari nasil ele almali?
Bakanin yeni incileri olarak mi yoksa, “bunlar PKK kaçakçisiydi, imha ederek devlet dogru is yapmistir, özüre ne gerek var…” seklinde bilinçsiz bir itiraf olarak mi?
Yanit sizin…
Beni kaplayan ise sadece “dehset duygusu…”
Bakanin sözlerinin bir ilerisi sudur zira:
“Onlar zaten Kürt’tü…”
———————————————
Yeni Safak-26 Mayis
Ali Bayramoglu