Makale

Ihanet oyunlarinin oyunculari ve ertelenen özgürlükler

Ihanet kelimesini belki de en çok kulanan halk kürtlerdir. Yani hakli davalarina bu kadar sadik olmayan, toplumsal emegi, umudu ve özgürlükleri kendi bireysel, grupsal, örgütsel ve ailesel çikarlarina heder edenlerin agirligi, bu alanda mücadele edip bedel ödeyenlerin isini zoralastiriyor ve kürtlerin genel düsmanlarinin ihanet oyunlarini da oldukça kolaylastiyor. Bu da verilen mücadelenin basarisini engeliyerek halkimizin özgürlesmesini geçiktiriyor fakat engelliyemiyor. Iste umut burada, mücadeleye dünkünden daha siki sarilarak, rotayi kaybetmeden yola devam edilmelidir. Iç ve dis ihanetler her toplumda var olan günlük veya arada bir vuku bulan bireysel, örgütsel, toplumsal olaylar zinciridir. Kanimca bundan en çok nasibini alan da yine Kürtlerdir.

Iç ihaneti besliyen dis güçlere karsi uyanik olmak, provakasyonlara gelmeden, hedefi sasirmadan çok yönlü çalisilmalidir. Elbet iç ihanet teshir edilmeli, topluma anlatilmali hesabi sorulmalidir ama bunun iç çatismaya dönüsmesine de müsaade edilmemesi gerekiyor.

Kürtlere kendince zarar verdigini düsünen güçler de kendi toplumlarina karsi uzun vadede ihanet ettiklerinin farkindalar mi bilemem ama toplumlarini ne kadar kandirdiklarini, huzursuz etiklerini, ekonomilerini ziyan ederek toplumlarinin refah düzeyini gerileterek hirçinlastirip dahasi kültürel teklik fukaraligina sürüklediklerini Avrupalarda dahi görebiliyorsun.

Küresel güçler ekonomik çikarlari için dogaya ve insanliga verdigi zararla hem suç isliyorlar hem de gelecek nesillere ihanet ediyorlar. Bunun etkisini dogal afetlerde ve günümüzdeki savunma sanayisinin tirliyonluk silah satisindan ve var olan savaslardan gözlemliyebiliyoruz.

Ingiltere’nin Avrupa Birligi’nden çikmasi, sagci partilerin Avrupa ve Amerika’da iktidar olmalari, Çin ve Hindistan’in ekonomik güç olarak ilerlemesi, dünya nüfusunun artmasi, dogal kaynaklarin azalmasi sanki üçüncü dünya savasina dogru gidildiginin isaretlerini veriyor. Toplumsal çeliskileri kullanmasini iyi bilen güçlerde oyuncu bulmakta zorlanmiyorlar.

Bu oyuncularin bir kismini kandirabiliyorlar , bir kismini zorunlu kiliyorlar ve bir kismida gönüllüdür.

Bizde oyuncu sayisi diger halklara nazaran fazladir. Bu fazlaligin birincisi kandirilmadir ikincisi zorunluluktur, gönüllü olanlara söylenecek ne olabilir ki? Haramzedeler hep olacaktir.

Önemlisi bu oyunlara kanmamak ve çaresizlikten kaynakli zorunlu hale gelmekten kurtulabilmek, bu tuzaklardan uzaklastikça ulusal birlik önündeki engeller de ortadan kalkmis olur.

Bu oyuncular çok reklidirler: içlerinde müslümani, tarikatçisi, solcusu hemde çesit çesit, Türkiyelisi, Kürdistanisi, gazetecisi, yazari, sarjli aydin cisi, asiretçisi, kantoncusu, partilisi, hortumcusu vs… listeyi dahada uzatabiliriz. Bunlarin bir de kolayca manupule olabilecek taraftarlari vardir. Hedef bu taraftarlari dogru bilgilendirmek olmali.

Bazi sorular: Otuzun üzerinde müslüman devletin destegini alan Filistinlilerin, neden Kürt-Filistin platformu olusturmaya ihtiyaç duyuyorlar ?

Kendi iç sorularina çare bulamayanlar neden dis güçlerle dalasirlar?

Milliyonlarca insani açken, neden milliyarlik füzeler alinir?

Yanindaki baska düsünceye tahamülü olmayanlar, neden enternasyonal takilirlar?

Ulusal birlikle yatip kalkanlar, neden ayri örgütlenmeye gidiyorlar?

Hak ve adelet için yola çikanlar ellerine firsat geçtiginde, neden zalimlesiyorlar?

Evrim teorisine karsin, neden yaradilis teorisine önem veriliyor?

Namus kavrami bu kadar fazla olan diyarlarda, neden kadinlar dövülür ve öldürülür?

Dogru bilgiden korkanlar, neden büyüklük havasina girerler?

Emegi ile onurluca is normlarina göre çalisanlar, neden kendilerini emir kulu olarak görürler ve görülürler?

Türkler, neden Kürdlerin ve diger azinliklarin Türk olmasina ihtiyaç duyorlar?

Sorular bitmez ki bence bitmemelidir de, soru sormayanlar özgürlesemezler…

Metin Can

Back to top button