Makale

Iki ates arasinda

Ilkin su meseleyi bir hâlledelim istiyorum:

Bu ülkenin uzun yillar kisla ile cami arasinda sikisip kalmasi ve o nedenle de bocalamasi yüzünden, ey baska seçenek düsünemeyenler, bikmadiniz mi hâlâ bu ikisi arasinda gidip gelmekten?

Birbirleri için ayni fotograf karesinin negatifi olan ve birbirlerini besleyip üreten bu kesimler bakimindan okuma- yazma problemi çözülmüsse de, okudugunu anlama hususu korkarim henüz oldugu gibi duruyor yerli yerinde.

Ister darbeci generalleri elestirmis olayim, ister dincilerin içyüzüne degineyim, ne zaman kisla- cami ikilemine dair bir seyler yazsam, hemen kulaklari dikiliyor bu düsman kardeslerin ve aralarinda ülesiyorlar beni o günlük, yazinin durumuna göre.

‘Geldin mi lâfimiza nihayet’ diyor meselâ Kemalistler, eger Erdogan’a yüklenmissem.

Yahut bu berikilerin vermissem agizlarinin payini, bir sevinç, bir sevinç ki görmeyin, digerlerinde.

Oysa jakoben mühendisliklerle veya dinsel metotlarla toplum biçimlendirmeye kalkisan bu iki cenahin her ikisini de reddedecegimi hiç mi kesmiyor akillari, bilmem ki?

Kendilerinden degilsem, diger taraftanim öyleyse, onlara göre.

Hayir arkadas!

Ne sizden yanayim, ne de sizden.

Degistirin artik bu kafayi.

Terbiyesizden mümin olur mu

Bir de, küfrün, hakaretin, hattâ iftiranin ve hedef göstermenin girla gittigi kimi internet haber siteleri ve sosyal medya alanlari var ki, benim için aklin alacagi isler degil bunlar.

Nihayet bütün yaptigim, düsüncelerimi yazmak, söylemek alt tarafi.

Begenirsiniz begenmezsiniz, çikar karsi fikirler söylersiniz, olur biter. Düsmanlik da neyin nesi?

Sözüm ona, bir de dinibütün degerlere ve yüce duygulara dayandirmiyor musunuz tüm o edepsizliklerinizi, ahlâksizliklarinizi, zorbaliklarinizi; yanarim ona yanarim.

Yaziklar olsun, hiç utanmaniz da yok sizin!

O taraklarda bezim olmadigi hâlde, sizden daha saygiliyim ben dine.

Politik çikarlara, tutkulara ve bu düzeyin kaçinilmaz çirkefliklerine alet edilen dinin, böyle hâllerde terbiye edemedigi görülüyor insanlari.

Siyasetle iç içe geçmis inanca dayali degerlerin, bu kosullarda toplumu iyiye dogru biçimlendiremedigine en esasli örnek ise, sizlersiniz.

Zaten benim de anlatmaya çalistigim bu degil mi?

Halktan mi yanasin, devletten mi

Günümüz dünyasi, statükolarin degil, bireysel ve toplumsal bazdaki özgürlük taleplerinin daha da yogunlasacagi ve genlesecegi bir çagdir.

Bu akisin önünde durmaya yeltenen siyasalar, kaybetmeye mahkûmdurlar.

Halk adina devleti ele geçirenler, halk adamligindan vazgeçip devlet adamligina heveslenirlerse, yok olacaklardir.

Buna en iyi örnek ‘Halkçi Ecevit’ olup, güç aldigi halk yerine devlet adamligi baskin geldigi için, bir zamanlar Merve Kavakçi’ya Meclis’te ‘Burasi devlete meydan okunacak yer degildir’ demis, fos çiktigi için de yok olup gitmisti.

Hâlbuki meclis, halk temsilcilerinin tam da o devlete meydan okuyacaklari yegâne yerdir.

Iste simdilerde de, halkin büyük teveccühü ile isbasina gelmis bulunan Erdogan, basta polis teskilâti olmak üzere devlet bürokrasisine övgüler yagdirmakta; böylece o da tipki Titanik gibi, ayni kaderin buz dagina dogru hizla yol almaktadir.

Zira devleti koruma güdüsüyle ne Kürt sorunu çözülür, ne de halkin ekmegi büyütülür.

Her iki alana da sadece seçkinler yerlesirler.

Bütün problemlerin hâlli, eninde sonunda ancak bireyin ve toplumun özgürlesmesi ve zenginlesmesiyle gerçeklesecektir.

Tohumlari buna gebe kalmayan, tomurcuklari o renkte açmayan hiçbir politikanin kiymet-i harbiyesi olamaz.

————————————-

Taraf-26 Temmuz

Namik Çinar

Balkêş e ?
Close
Back to top button