Insan haklari ve demokratik degerler oyuldukça
Siyaset ortamindan insana insan olarak bakmakla, insana siyasi amaçla kullanilacak faktör olarak bakmak arasindaki farki algilamanin, bireysel sorunlarla toplumsal sorunlara ayni duyarlilikla yaklasmanin adinin demokratik siyaset oldugu, darbeye karsi durus sergileyen kitleler kararlilikla hatirlatmis. Düsündürücü olan, kitlelerin canini hiçe sayarak demokrasiyi sahiplenme ve güçlendirme kararliligini, darbe kalkismasi sonrasi siyaset cephesinin okuyup okumadigidir.
Öncelikle darbe girisimine muhattap olmus siyaset mantiginin kör bir cepheden bakmakla, ülkenin temel sorunu demokraside, hukukta açilmis gedikleri, yakiciligi her kapiya dayanmis Kürt sorununa insan haklari çerçevesinde bakilmadigi için nasil kroniklestigini, darbeye karsi durustan ders alip ayikmasi bekleniyordu. Ancak beklenen olmadi. Kitlelerin demokrasiyi sahiplenme ve güçlendirme kararliligi okunmadan at izi it izine, tilki izi kurt izine karistirilarak yapilan tutuklamalar ve görevden uzaklastirmalarla milyonlarca insan da huzursuz ve güvencesiz bir bekleyise sürüklenmis durumda. Bunun en çarpici örnegi, siddetle alakali olmayan, sadece sendika üyesi olduklari bahanesiyle on bini askin ögretmenin ekmeginden, emeginden edilmis olmasidir.
Oysa insanlari darbe girisimine karsi sokaklara çikaran refleks, kisiye veya herhangi bir siyasi anlayisa ederinden fazla deger verme istenci degildi. Insanlarin bireysel demokrasi ihtiyaci ve duygularinin toplumsal talebe dönüsmesiyle, milliyet ve inanç farki gözetilmeden, avuçtan kaymaya yol almis, aksak yürüyen demokrasiye bir ihtimal bile olsa ulasip sahiplenme ve güçlendirme kararliligiydi.
Gizli kodlarin biçimlendirdigi özel savas konseptin üst akintilarinin, en son hiyerarsik düzenle Kürt kentlerini hendeklere toslatarak yarattigi yikimi okuyanlar, girdaba dönüsmüs alt akintilarin Türkiye’yi nasil bir felakete toslatabilecegini pekala görmüsler. Bunu okumak için ne medyum ne de sihirbaz olmaya gerek yoktu.
Bu girdabin bakteri üreten en radikal kötülügü silahli kabileligin, sorgulanmak yerine sanki gizli kodlarin gücüyle görüsme sürecinde bile varligini sürdürmesiydi. Süreci anlamlandiracak demokratik taleplerin önünün açilmamasi, zaten Kürt sorununun çözümü baglaminda görüsen taraflarin bir projelerinin, yol haritalarinin olmadigini gösteriyordu. Hatta savasin bittigi görüntüsü çagristiran kisa aralar, Kürtlerde de Türklerde de sürecin onurlu bir barisla sonuçlanacagi umutlarini yeserttikçe, barisma duygusunu güçlendirici demokratik taleplere açilacak yol ve yöntemlerin nasil tikandigi, iki tarafin yoksul kapilarina cenazelerin, med-cezir örnegi nasil dayandigi hala açiklik kazanmis degil.
Kürtlerin bastirilan sessizliginin çigliga dönüserek adaletin hem toplumsal hem hukuki anlamda cezalandirici ve onarici adalete dönüsmesi, elbette önce hasim gördügü veya menfaat karsiligi masumlarin girtlagina vahsice dislerini geçiren, sapik ve bozuk bir firka gibi varligini sürdüren kimi silahli kabile beslemesi çetelerden sahislar üstünde durularak teshiri anlamina gelecek. O zaman hiçbir dinin, hiçbir vicdanin kabul etmedigi faili meshuller, Kürtlerin de Türklerin de tarihinden çikarilip bu tarihi kabahate son verilecek. Su an, Kürt sorununun önündeki en büyük paranoyayi sona erdirici mazlumlarin haysiyetini sahiplenecek böyle adil, onurlu durustan suçlular ve FE-GÜnün’ gizli kodlari disinda kim rahatsizlik duyabilir? sorusu her kapiya dayanmis bulunuyor.
Kürt siyasal hareketlere bakildigi zaman basta güçlü kanatta olmak üzere, sol-sosyalist olmakla alakali olmayan sasi sol profiller kadar, gizli kodlarin biçimlendirdigi oy baronu süsü verilmis, ihtiyacina göre siyaset begenen bu tür silahli kabileligin etkin rol aldigi görülüyor. Tezat ve tuhaf görünen ortakligin derinligi, görüsmelerin barisa dogru ivme kazanip sosyal ve hukuki bir zemine oturtulabilecegi telasiyla, çatismalarin durulandigi kisa aralarda baris zeminini dinamitleyici söylem ve hareketlerden anlasiliyor. Yasananlarin analizi ve tanimindan anlasilacagi gibi gizli kodlarin hesabi, otuz yildir faili meçhuller, köy yakmalar, göçertmeler, en son kent yerinde bile sosyal, barinma ve ekonomik alanlari tahrip edici hendeklerle güçten, takattan yoksun birakilmis Kürtleri, çift yönlü siddet ekseninde tutmak üzerine kurgulanmis görülüyor. Bunun yolu da hiç kuskusuz, yoksul kapilarina cenazeleri getirtecek yol ve yöntemlerle baris duygusunu dinamitlemekten geçmekte. Çünkü amaçsiz ölüm oyunu, barisa giden yollari tikayacak en önemli araçtir.
Hazin olan, bu kaostik ortama son verecek bir baris konseptinin olusturulmuyor olmasidir. Siddeti ret eden kelli felli siyasetmedarlar, kendi saiklerini birakmasi halinde böyle bir konsept niye mümkün olmasin?Kolay görünen ve reel olmayan ütopik jargonlar öne çikarip siyaset oyunu oynuyor görünmek ise siyaset yoksulu Kürtlerle yoksul Türkler, kör siddete yakit olmaya devem edecek demektir.
Oysa darbe girisiminin yarim günü asmayan bir zaman diliminde, gizli kodlarin biçimlendirdigi özel savas konseptinin su yüzüne çikan alt girdabin yakip yikiciligiyla falan filan parti degil, kitleler yüzlesti. Inanç ve milliyet farki gözetmeyen kitlelerin refleksi, darbe harekatina tarihi bir darbe vurdugu kadar, hukuk karsisinda seffaf bir sorgulanmayi bekleyen yolsuzluklara, haksizliklara, devletin derinine tünemis ergenekon ve türevi Kürt ergenekonunun isledigi cürümlere ve kör siddete karsi da tarihi bir durustur.
Bugün demokrasiyi koruma ve güçlendirme kararliligin tarihi durusu, siyasetin her kanadindan kendi açmazlariyla, kendi çeliskileriyle yüzlesmeyi bekliyor. Örnegin Kürtlere kör bir cepheden bakmaya devam etmek, kader birligi ve Islam kardesligiyle tam bir tezat olusturuyor. Medeni ve ilahi hukuka göre kardeslik, tartismasiz adaleti ve esitligi emrediyor.
Bu tarihi durusu okumak yerine, radikal/sirki keskin ülkücü bakisi sopa haline dönüstürmeler, demokrasinin mihenk tasi akademisyenlere, aydinlara, ögretmenlere yönelik kirim, insan haklari ve demokratik siyasetten uzaklasmalar, her elestiriye köpürüp tehdit savurmalar siddetin bileskesi FE-GÜ ve gizli kodlarini geriletir mi hiç
ALI KIZILAY
Emekli Ögretmen-YAZAR
Ali Kizilay