INSANLAR VE TARIH 3. Bölüm – ÜLKENIN YÜZYÜZE OLDUGU SORUNLAR VE ÇÖZÜM YOLLARI

Birinci bölümün basinda Marks’in ünlü bir sözünü vermistim: ‘Insanlar kendi tarihlerini kendileri yapar.’
Fazla ötelere gitmeden su anda yasadigimiz ülkeden söz edelim. Olup bitenler, ülkenin yüz yüze oldugu sorunlar kimin eseri?
Küçüklü büyüklü bir dizi sorunla bogusuyoruz.
Bunlarin basta gelenlerinden biri ekonomik sorun. Ülke halkinin önemli bir bölümü için Issizlik, yoksulluk Elbet herkes için degil; üç-bes isi olan, yedi sülalesine yetecek kadar yükünü tutan da var. Demek ki sorunlardan biri de gelir dagilimi sorunu.
Su pandemi döneminde ekonomik sorunun önemi bir kat daha hissedilir oldu. Pek çok isyeri is yapamaz oldu ya da kapandi, issizlerin sayisi kat kat artti. Fiyatlar yükseldi, yoksulluk artti.
Bu dönemde ekonomik durumu iyi olan ve görece olarak tedbirlerini almis olan ülkeler zor duruma düsen yurttaslarina destek oldular. Ötekilerse bir bakima onlari kendi hallerine biraktilar. Türkiye bu alanda iyi bir sinav veremedi.
Bu dönemde bir de ülkeyi saran yanginlar, yasanan zor duruma tuz biber ekti.
Peki Türkiye’nin bu zorluklarla basa çikacak olanaklari yok mu? Besbelli var. Eger basa çikilamiyorsa, ekonomik durum iyi degilse bunun bas sorumlusu dünden bugüne süregelen kötü yönetimdir ve adil olmayan gelir dagilimidir.
Örnegin Türkiye Cumhuriyeti kuruldugu günden beri bir ‘Kürt sorunu’ yasiyor ve kaynaklarin önemlice bir bölümü bu ise gidiyor. Imparatorlugun son yüzyilini da dahil edersek bu iki yüzyili asan bir sorun.
Bu sorun zamaninda çözülemez miydi? Bugüne kadar sürüp gelmesi kaçinilmaz miydi? Besbelli degil.
Osmanli imparatorlugunun da Çarlik Rusyasi gibi sinirlari içinde farkli diller konusan, farkli inançta birçok halk vardi. Bu halklarin özgür oldugu elbet söylenemezdi. Ikisi de 20. Yüzyil baslarinda çöktüler. Ama çöküs süreçleri farkli oldu.
Çarlik Rusyasi’nda, 1917 Ekiminde Lenin’in önderliginde yasanan sosyalist devrimin ardindan milletler sorunu barisçi ve adil biçimde çözüldü. Yeni olusan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birligi (SSCB) sinirlari içinde 16 cumhuriyet, pek çok otonom bölge ve eyalet barindiriyordu. Bu cumhuriyetlerin, otonom bölgelerin halki kendi kendilerini yönetiyorlardi. Kendi parlamentolari ve hükümetleri vardi. Dilleri resmi dil ve egitim dili idi. Öyle ki kendi dillerinde alfabeleri, yani yazili dilleri olmayan kabile halklar için alfabe bile yapildi.
Bu federal çözümdü ve dünyanin baska ülkelerinde, örnegin Isviçre’de de örnegi vardi. Daha sonra da birçok ülkede benzer çözüm yollari bulundu. Örnegin Belçika üç cumhuriyetli federal bir ülkedir. Kanada’da, Fransizca konusan Kebek bölgesi güçlü bir otonomiye sahiptir, kendi yerel parlamentosu ve hükümeti vardir, Fransizca Ingilizcenin yani sira resmi dildir.
Sovyetler Birligi’nde 1980’li yillarin sonunda sistem çöküp SSCB dagildiktan sonra da yeni olusan Rusya Federasyonu, sinirlari içinde bu sistemi sürdürmektedir ve 20 kadar federe cumhuriyetle pek çok otonom bölgeden olusmaktadir.
Osmanli imparatorlugunda ise süreç farkli sekilde yasandi ve milletler meselesi çözülmeden Cumhuriyet döneminde de sürüp bugünlere kadar geldi. Bundan da bir sonraki bölümde söz edecegim.
9 Agustos 2021
Kemal Burkay