Makale

IRAK KDP’NIN GÖLGESINE SIGINANLAR

Bazilari da Güney Kürdistan yönetiminin, özellikle Barzani ailesinin ve Irak KDP’nin gölgesine siginip Kürt sosyalistlerine kara çaliyorlar. Oysa Barzani ailesi Kürt ulusal mücadelesinde geçmisten bu yana büyük rol oynamis, büyük bedeller ödemis saygin bir ailedir. KDP yönetimi ne sosyalizme düsmanlik yapti, ne de demokrasiye karsidir.

Irak KDP’nin slogani 1990’lara kadar ‘!rak’a demokrasi, Kürdistan’a otonomi’ idi. Birinci Körfez Savasi’nin (1990) ardindan, otonomi hayata geçirildi. Kisa süre sonra da tek yanli federasyon ilan edildi.

Geçmiste, partizan savasi döneminde daglarda Irak KDP’nin kamplariyla Irak Kürdistani Sosyalist Partisi’nin ve Irak Komünist Partisi’nin kamplari yan yana idi ve iliskileri son derece dostça idi.

Daha birkaç yil önce Sayin Mesut Barzani, Irak Komünist Partisi’nin eski Genel Sekreteri Aziz Muhammed’e, ‘Irak ve Kürdistan Halkinin devrimci davasina verdigi emekten dolayi’ Ölümsüz Barzani Madalyasi’ni takti.

Bana da, 2012 yilinda Güney Kürdistan’a yaptigim gezide, Kürdistan Parlamentosu’na yaptigim ziyaret sirasinda, Kürt Halkinin özgürlük mücadelesine ve Kürt kültürüne yaptigim hizmetlerden dolayi bir plaket hediye edildi.

Simdi de KDP ve YNK’nin paylastigi yönetim altinda (bu iki örgütün iliskileri zaman zaman çok kötülesse de) Güney Kürdistan’da oldukça demokratik bir yönetim var. Hiçbir milliyetin, azinligin dili yasakli degil; Kürtçeyle birlikte bes resmi dil var (Arapça, Türkmence, Süryanice ve Ermenice). Tüm milliyetlerin siyasi partileri, okullari var. Tüm inançlar özgür. Tüm bu nedenlerle Güney Kürdistan Ortadogu batakliginda adeta bir özgürlük adasi gibi.

Görüldügü üzere bu baylarin, söz konusu sosyalizm ve demokrasi karsiti yanlis görüslerini Irak KDP’ye ve onun liderlerine mal etmeleri için hiçbir hakli neden yok.

SON SÖZ

Iste biz geçmiste de bir dönem yaygin biçimde ileri sürülen bu türden yanlis görüs ve tezleri etkisiz kildik. Kimse bu görüslerin avukatligini yapmasin. Yanlis görüslerin etkisiz kilinmasi Kürt halkinin hakli davasina zarar vermez, aksine bu hareketin saglikli bir kanalda yürümesi ve hedefe ulasmasi için gereklidir. Yanlis yollardan zafere ulasmak mümkün degildir.

Yine kimse söz konusu yanlis görüslerle Kürt ulusal mücadelesini ya da Kürt milliyetçiligini ayni kefeye koymasin, ayni sey gibi göstermesin. Biz kendimiz, yani Kürt sosyalistleri de ulusal mücadelenin içinde, hatta ön saflarindayiz. Ayrica sosyalist olmayan Kürt milliyetçileriyle her zaman iyi, dostça iliskilerimiz oldu. ‘Niye sosyalist degilsiniz!’ diye kimseyi suçlamadik. Zaman zaman birlikte, omuz omuza mücadele ettik. Daha önceki bölümlerde anlattigim üzere onlarla ortak bir cephe kurmak için, hatta legal, demokratik bir partide bir araya gelmek için çok çaba gösterdik. HAK-PAR bunun son örnegidir, onun kurulusuna öncülük ettik, hatta bu amaçla, var olan ve arkadaslarimizin yönetimindeki Demokrasi ve Baris Partisi’ni bile birlik hatirina feshettik.

HAK-PAR Türkiye’de federal çözüme programinda yer veren tek legal partidir. Talepleri arasinda Kürtçenin de Türkçenin yani sira resmi dil olmasi, ilkokuldan üniversiteye kadar anadilde egitim var. HAK-PAR ayni zamanda demokrasi mücadelesi veren bir partidir. Kürt halkinin temel haklarina kavusmasini ve ülkede demokratik bir sistem kurulmasini isteyen sosyalistler de, diger Kürt yurtseverleri de (liberaller, sosyal demokratlar, muhafazakârlar) böyle bir partide bir arada çalisabilirler. Bunun için kimsenin dünya görüsünü ya da inançlarini terk etmesi gerekmez. Bu basarildiktan sonra yollar ayrilir. Çogulcu, demokratik bir sistemde herkes kendi dünya görüsüne uygun bagimsiz bir siyasi parti olusturup barisçi ve demokratik bir rekabet ortaminda, o yolda yürüyebilir.

Sunu da eklemeliyim ki bizim geçmiste elestirdigimiz yanlis görüsler yalnizca bazi Kürt çevrelerinden gelmedi. Çesitli konularda bazi Türk sol kesimleriyle de tartistik, onlarla da aramizda polemikler yasandi. Bu tür tartismalar dogaldir, kadrolarin dogru ile yanlisi ayirt etmeleri için gereklidir.

Bazilari da yazdiklarim ve elestirilere verdigim cevaplar karsisinda söyleyecek söz bulamayinca ‘Bu tartisma neden simdi?’ diyerek, onu zamansiz buluyorlar.

Elbet söz konusu yazilari kaleme almam durup dururken degildi. Daha bastan belirttigim gibi, sosyal medyada sosyalizme ve demokrasiye karsi bir takim yanlis görüsler, Kürt milliyetçiligi perdesi altinda almis yürümüs ve bir salgin gibi pek çok insani enfekte etmekte idi. Buna karsi sessiz kalamazdim. Sorumluluk duydum ve yaban arisi yuvasina çomak sokmak gibi de olsa, sonuçlarini göze alip uyari görevimi yaptim.

16 Eylül 2021

Kemal Burkay

Back to top button