ISID vahseti ve uyarilar…
Yeni bir vahset ve aci yasiyoruz. Atatürk Havalimaninda üç canli bomba, 40’in üzerinde insanin ölümüne yol açti.
Türkiye’nin durumu bu tür terör eylemleri açisindan belki Irak, Suriye, Lübnan kadar vahim degil, ama ne yazik ki, basta ISID olmak üzere terör gruplarinin eylem merkezi haline getirdigi ülkelerden birisine dönüsüyoruz.
Bununla ve nedenleriyle ilgili sonsuz varsayim yapilabilir. Herkes siyasi egilimine göre mantik yürütebilir. Öfkesini söze vurabilir.
Ne var ki, sonuç degismez, degismiyor.
Son bir yil içinde yapilan, sivilleri hedefleyen 16 canli ve hareketli bomba saldirisinda Türkiye’de hayatini kaybeden insan sayisi yaklasik 300. Yarali sayisi 1000’in üzerinde.
TAK ve PKK’nin yaptigi bombali saldirilarin, yillik ‘ölüm bilançosu’ 100, ISID’inki ise 200 civarinda.
Atatürk Havalimani’nda ISID bir kez daha boy gösterdi.
Diger saldirilar gibi bu saldiriyla ilgili olarak da, istihbarat zaafi, siyasi tavir hatalari gibi hususlar gündeme getirilecektir. Ancak kabul etmek gerekir ki, bu sorun dissal nedenlerin ötesinde bir yere isaret ediyor.
ISID, Türkiye için iki yönlü bir bela…
Hem disaridan gelen terör ve siddet riski olarak, hem Türkiye içinde kuluçkalanan bir yapi olarak karsimizda.
ISID, epey zamandir Türkiye’den önemli bir katilim sagladigi gibi, Türkiye’nin kimi bölge ve sehirlerinde hücreler halinde etkili bir sekilde örgütlenen, dini radikalizme yatkin kisi ve kesimler için bir cazibe merkezi olusturan, camileriyle, kahveleriyle, toplanti yerleriyle kamusal alanda kismen görünür olan bir yapi.
Güvenlik uzmani Metin Gürcan’in son derece isabetli teshis ve deyisiyle ‘Türkiye, ISID için, bir ana rahmi…’
Ve Türkiye’nin maruz kaldigi
her ISID saldirisi isin bu boyutunu tekrar akla getiriyor.
Nasil?
Sorunun temelinde ‘radikalizm’ var.
ISID radikalizmi farkli deger sistemlerine açtigi savasla soluk aliyor, ‘kutsal-kimlik-öfke iliskisi’ndan besleniyor. Bu çerçevede hedefinde sadece ‘öteki’ deger sistemi, örnegin Musevi ve Hristiyan deger sistemleri, kötülük ve zulümle özdes kildiklari Bati yok. Ayni zamanda kendi deger alanlari var. Meydan okumalari Islami alanin içine yöneliyor. Hedefleri bu alani dönüstürme degil, imha etmek. Bu örgütün her seyden önce kendisi gibi olmayan Müslümanlari küfre nispet eden bir tekfir hareketi oldugunu unutmamak gerek.
ISID için Türkiye Müslüman ve hedef bir ülke.
Bu tür radikal hareketlerin öldürdükçe, basari elde ettikçe, meydan okudukça cazibelerini arttirdigini, bir kimlik olusturma alani haline dönüstügünü, siddet-inanç iliskisini kendi basina bir deger sistemi kildigini görmek gerek.
Bati’daki radikal ve öfkeli Müslüman gençleri de Dogu’daki ve Güney’deki ezilmis ve kizgin Müslüman gençleri de, Türkiye’dekileri de kendisine
çeken bu siddet, bu siddetin hedefine ulasmasi
Bu durum kendi basina bir alarm halidir.
Bir disisleri brifingden aklimda kalan, ‘ISID bölgede geçici bir dalgadir, Kürt tehlikesi ise kalici’, formülün bugün en azindan birinci ayagi itibariyle ne denli yanlis oldugunu görüyoruz.
Kürt meselesi diplomasi ve siyasetle çözülebilir bir meseledir.
Bölgede, ülkede köklesecek, türlü uluslararasi kullanimlara açik ISID tarzi selefi cihat hareketleri ise, gelecek için, pimi çekilmis ülkenin her yerine saçilmis el bombalarina benzerler.
Bu konuda güvenlik sahasindan dini alana kadar uzanan tam seferberlik gerektiren bir belayla karsi karsiya oldugumuzu hiçbir zaman unutmamaliyiz.
—————————————————
Yeni Safak-30 Haziran
Ali Bayramoglu