Isik Okçu: ‘Edebiyat eserini okuyan okur sinemadan önce kendi zihninde filmi çeker’

30 Nisan 2012/19:00
Diyarbakir ÇIRA Kültür ve Sanat Dernegi’nden düzenlenen ‘Türler Arasi Etkilesim’ konulu söylesiyi sunan yazar Isik Okçu realizmden modernizme geçiste bütün sanat anlayislari arasinda bir etkilesimin yasandigini bunun böyle olusunun sebebi olarak da toplumun zevke yönelisiyle alakali bir durum oldugunu söyledi.
Dengê Azad/Amed
29 Nisan Pazar günü Diyarbakir ÇIRA Kültür ve Sanat Dernegi binasinda Ava Yayinlari arasinda çikan ikinci romani ‘Kis Denizleri’nin imza gününde konusan Isik Okçu; ‘Sanatçi roman yaziyorsa diger sanat dallarina ait bazi ilgi alanlarini ve bazi yetenekleri içinde barindirir mutlaka. Sinema ile ilgilenen özellikle de yönetmen olanlarin geçmiste fotografçilikla, resimle ilgilendiklerini ve bu alanlarda ürün verdiklerini görürüz. Hakeza edebiyatçilarin müzikle yakin ilgilerinin oldugu düsünülür.’ dedi.
Isik Okçu, sanatçilarin tür olarak birbirlerinden etkilendigini belirterek Rodin’in ‘Düsünen Adam’ heykelinin birçok sanatçida, sairde, romancida uyandirdigi imaj ve imgeden dolayi farkli etkiler yapip ilham kaynagi oldugunu söyledi. Okçu, Michalegelo’nun Davut heykelini de örnek vererek bu eserin de birçok kisiye ilham kaynagi oldugunu belirterek Michalengelo’nun da Incil’den ilhamini aldigina vurgu yapti.
Modern toplumlarda yasanan degisime deginen Okçu, realizmden modernizme geçerken türlerin kaliplarinda da bir degisim ve esnemenin yasandigini, artik tek bir türü kendi içinde degerlendirmenin güçlestigini söyledi. Okçu konusmasina söyle devam etti; ‘Aradaki farklar eridi. Bunun sebebi artik toplumun ‘ani yasamasi’, an içerisinde kisa duygular yasamasi, yani yogunlasamama, bilgi toplumundan teknoloji toplumuna dogru hizla gidilmesi bireyleri farklilastirdi. Nitekim postmodern bir sanat anlayisi insanlari, kitleleri etkiliyor. Postmodern sanatta da zaten yaklasim bu biraz. Bütün gelenekleri içinde barindirip, bütün gelenekleri reddetmeden ama kismen suiistimal ederek ve biraz da dokularini bozarak kendi içerisinde barindirabiliyor.’ dedi. Romanla sinema arasindaki çakismaya da deginen Okçu, sinema için romanin ekonomik bir hammadde olarak degerlendirildigini zira romanin kostümü, kahramani, karakteri, mekani ile sinemaya hazir bir materyal sundugunu dile getirdi. Özellikle 19. yüzyilin sonlarindan itibaren birçok roman sinemaya aktarildigini belirten Isik Okçu; ‘Bunun böyle olusunda ticari kaygi çok büyük. Çünkü hazir bir kitlesi var romanin. Okunulmus, begenilmis, sevilmis, kitlelere ulasmis. Bu durumda gise basarisi da olacaktir diye düsünülmüs.’
Sinemaya gitmeden önce edebiyat eserini okuyan okurun aslinda önceden zihninde kendi dünya görüsü, kendi alt benligi, kendi imaj ve imgeleriyle filmi çektigini ve bundan dolayi romandan biraz daha zevk aldigimizi söyledi.
Isik Okçu son olarak müzik-sinema, roman-müzik ve sinema arasindaki etkilesim hakkinda çesitli örnekler verdi.
Roni War; ‘Kürtçeyi günümüze ulastirdiklarindan dolayi Kadinlara, Çîrokbêj ve Dengbêjlere Minnettarim’
Isik Okçu’dan sonra söz alan yazar ve yayinci Roni War ise yaklasik 15 yildir Kürt öykü ve masallari üzerine çalistigini ve bu süreçte kadin, çîrokbêj ve dengbêjlerin dil üzerindeki etkilerini gördügünü ve bundan dolayi da onlara kendini minnettar hissettigini söyledi. Çîrokbêj ve dengbêjlerin yok edilmeye çalisilan ve yasaklanan bir dili günümüze ulastirmada önemli bir rol üstlendiklerini belirterek; ‘Ben onlari anlamaya çalistim. Çîrokbêj ve dengbêjlere, onlarin öykü-masal ve stranlarina baktiginizda bir halki oldugu gibi görürsünüz. Onlarin eserlerinde bir bütün olarak halkin kültürünü görürsünüz. Kürtçe bir öyküde adi Ahmet olan bir kahramanin Michael gibi olmasini istemiyorsaniz bir Kürdün tepkilerini, sevincini, üzüntüsünü bilmek gerekecek. Bunu da çîrokbêj ve dengbêjlerin eserlerinde görebiliriz.’ dedi.
Söylesinin ardindan iki yazar kitaplarini okurlarina imzaladi.
Dengê Kurdistan


