“Iyi Geceler, Iyi Sanslar”
Baslik bir filmden alinma. George Clooney´in ayni zamanda yönetmenligini de yaptigi, 1950´lerin ABD´sinin medya-siyaset dünyasini irdeleyen belgesel agirlikli, kendi kategorisinde bas yapit sayilacak filmlerden biri.
Romantik filmlerin demirbas jönü George Clooney, yönettigi 2005 yapimi siyah-beyaz filmde, gerek üstlendigi görsellikten uzak’ yardimci rolü, gerekse seçtigi sikici’ konusuyla bu kez hayranlari olan orta yas modern kadinlari büyük bir hayal kirikligina ugratiyor.
Dogrusu beni de çok sasirtti.
Iyi Geceler, Iyi Sanslar’ komünizme karsi mücadele’ adi altinda tam bir korku imparatorluguna dönüsen ABD´de, TV programcisi Edward R. Murrow´un, döneme damgasini vuran Senatör McCarthy´ye karsi mücadelesini anlatiyor.
McCarthycilik olarak anilan dönem, Birlesik Devletler tarihinin en karanlik dönemidir. Senatör McCarthy´in komünistlerle savasi’ tam bir cadi avina dönüsmüstür. McCarthy, FBI ve emrindeki basin-yayin kuruluslariyla dönemin sanatçilarina, yazarlarina, aydinlarina, müzisyenlerine yönelik bir surek avi baslatir. Ülkeyi terkedenler, isini kaybedenler, intihar edenler olur. Insanlar polisle isbirligine zorlanir ve en yakinlarini bile ihbar etmek zorunda birakilirlar. Bertolt Brecht, Charlie Chaplin, Arthur Miller, Orson Welles, Pete Seeger, McCarthy´in gazabina ugrayanlar arasindadir ve magdurlarin büyük çogunlugunun da komünistlikle hiçbir ilgisi yoktur.
Edward R. Murrow, yaptigi yayinlarla tanik oldugu entrikalari açiga çikarmaya, sahte belgelerle söndürülen ocaklari anlatmaya çalismakta, ari kovanina çomak sokmaktadir. Elbette bunun bir bedeli de olacaktir.
Murrow, kendisini Amerika tarihinin gizli kahramanlarindan biri yapan TV yayinlarini baslatmadan, ekiptekiler program yapimcisi (George Clooney) tarafindan uyarilir: Gelecek programimiz Senatör McCarthy hakkinda olacak; ona dogrudan saldiracagiz. Ne kadar dikkatli olmamiz gerektigini söylememe gerek yok. Haberin iyiligi için herhangi bir gezeteye üye oldunuz mu, bir partiye katildiniz mi, ya da buna benzer, durumumuzu tehlikeye sokacak birseyler yaptiniz mi’, sorusuna ekipten biri sanirim ben izninizi istemeliyim’ der ve devam eder. eski karim… Komünistti diyemem ama birkaç toplantiyiya katilmis, biz evlenmeden önce olmus. Üstelik bosanincaya kadar benim bundan haberim bile yoktu. Ama bunu ögrenecekler ve bununla da canimizi yakarlar’ der.
Murrow´un buna verdigi cevap, ABD gazetecilik ve hukuk mücadelesinin bir özeti gibidir: Hiç birimiz tehlikeli bir kitap okumasaydi ya da hiç birimizin farkli bir arkadasi olmasaydi ya da degisikligi savunan bir örgüte katilmasaydi hepimiz McCarthy´in istedigi türden biri olurduk. Bu hikayeyi yapacagiz, çünkü bu odaya bile korku hakim.’
Sonunda o hikayeyi’ yaparlar. Ve bu hikaye, tipki ‘tehlikeli bir kitap’ farkli bir arkadas’ degisikligi savunan bir örgüt’ gibi, ABD tarihini degistiren günah’ lardan biri olur
Tam 60 yil sonra evet, McCarthy gibi bir utancimiz var ama tarihimizde Murrow gibi gazetecilerimiz de var’ dedirten günahlar
Film sadece bunu degil, ayni zamanda 1950´lerin Birlesik Devletler´inde henüz emekleme dönemindeyken 2000´lerin Türkiye´sinde yabancisi oldugumuz bir meslegin, gazeteciligin; özellikle de TV-gazeteciliginin ne oldugunu da anlatiyor bize.
Bütün bunlari neden mi yazdim?
McCarthycilik bütün devletlerin ortak tarihi oldugu için
Keske sadece tarih olsaydi.
Türkiye´de son aylardaki iktidar savasinda kullanilan yöntemler, McCarthy´in ruhuna rahmet okutacak nitelikte.
Sex kasetleri, dinlemeye takilan telefon görüsmeleri, ortalikta dolasan gerçek ve sahte belgeler, devlet yetkilileri ve yakinlarinin karistiklari skandallar
Savas hiçbir kural tanimadan siddetini arttirarak sürüyor. Ve siddeti arttikça kullandiklari araçlarin mesruiyeti daha da tartisilir hale geliyor.
Isi sonunda darbecilere siginmaya kadar vardirdilar.
Meger ne haksizliklar yapilmis Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy sahte belgelerle hazirlanmismis
Poyrazköy´de gömülü olarak bulunanlar lav silahi degil, boruymus…
Gazeteci andiçlari da olmadi bu ülkede Akin Birdal kendi kendisini vurmus, sadece meraktan Bu ülkede güvenlik zaafiyeti var mi diye?
Jitem mi, o de ne? Yeni çikan ciklet markasi mi?
Kürt isadamlari zaten Mafya! Kesin birbirlerini vurmuslardir.
Brifing falan da yok. Pasalarimiz dogum günü partisi düzenlemisler, bunu duyan hukukçularimiz’ hadi biz de gidelim uzun esek oynariz’ demisler
Zaten Mustafa Balbay da gazetecilik faaliyetinden ötürü haksizliga ugramisti. Neyse ki telafi edildi. nanmiyorsaniz kogusturma konusu olan gazetecilik faaliyetleri’nden birini aktarayim buraya, Yildiray Ogur yazmisti:
Tarih 31 Ekim 1999 Pazar, Kara Kuvvetleri Komutanligi. Saat 16:00-19:00 arasi. Iki orgeneral ve bir gazeteci. Orgeneralden biri: ‘Ne oluyor, nereye gidiyoruz . ne yapmak gerekir. Mesela 28 Subat benzeri bir girisim mi olmali?..’
Balbay: ’28 Subat devam ediyor deniyor ama… Durum da ortada… Bence irtica o günlerden daha fazla mesafe aldi.. 28 Subat benzeri durum diyorsunuz, ama bu kez atilacak adim sonuç alici olmali, süreye yayilinca görünen ortada.’
Benzeri daha onlarca toplanti ve görüsme notlari, öyle bilgisyarina virus yoluyla’ sonradan yüklenmis data´lardan da degil, bizzat gazetecinin’ kendi notlarindan
Simdi ondan bir Edward R. Murrow yaratilmaya çalisiliyor. Babasi bir Sirp gazetesi okudu diye ordudan atilan Irlandali teymenin davasini gündeme getirerek Hava Kuvvetlerine karsi bayrak açip McCarthy´in siyasi hayatini bitiren Murrow´a
Bir dakika Beyler, o kadar da degil!… Bizi aptallastirdiklarinizdan mi saniyorsunuz!
Bedenimizdeki iskence yaralari hala kaniyor
Binlerce insanin mezari bugün bile meçhul’! Birçogunun mezarlari bile yok! Yakinlarinin gözyaslari daha kurumadi bile.
Yakilan köylerden-kasabalardan hala duman çikiyor.
Karakol arsalarindan çikan dinazorlarin degil, yakinlarimizin kemikleri. Bir kelime-i saahadet bile getirmeden peygamber ocagi’nin timleri tarafindan vurulmus hiç sorgusuz, yargisiz ’
Odamiza çöken korku’ hala dagilmis degil. Bu yüzden bu hikayeyi yapacagiz.’ Anlayacaginiz anlatilacak daha çok seyimiz var.
Ekmegimizin ve gelecegimizin ayakkabi kutulari içerisinde çalinip götürülmesine elbette tahammülümüz yok! Ama hiçbir sey sokak ortasinda, güpegündüz ensemize sikilan kursun ya da çocuklarimizin elimizden çekip alinarak (hangi üniforma içinde olursa olsun) daglarda katledilmesi kadar canimizi yakmiyor!
Siz kime anlatiyorsunuz bütün bunlari?…
Orduya kumpas’ öyle mi?
Öyleyse size iyi geceler, iyi sanslar.’
Balbay yerden göge kadar hakli.
Siz 28 Subat benzeri’ bir müdahaleyi degil, çok daha fazlasini’ haketmissiniz
Ziya Laçin