‘Izin verilemez’
Çözüm sürecinin ilk gününden, hatta ta Oslo’nun desifre olmasindan bu yana, AK Parti’yi ‘Türkiye’yi bölmekle’ suçlayanlar…
Erdogan’in PKK’ya kapali kapilar ardinda özerk bölge ya da federasyon (hatta bagimsiz devlet) sözü verdigini iddia edenler…
Simdi utanmalilar…
Çünkü su son dönemde yasanan kriz, bütün bu suçlamalarin insafsiz iftiralar oldugunu; hükümetin bu görüsmelerde hiçbir sekilde statü pazarligina girismedigini ortaya koyuyor.
***
Görüsmelerin baslamasindan bu yana, benim kafamda hükümetin PKK’yla neyi görüsebilecegi-neyi görüsemeyecegi konusunda çok net çizgiler vardi.
2012 Haziran’inda yazdigim yazilarda soruna iliskin meseleleri üç grupta toplamistim:
1. Kürtlerin temel haklari: Bu konu ne PKK’yla ne de baska biriyle müzakere edilebilirdi. Süreçten bagimsiz olarak re’sen verilmesi gerekirdi.
2. Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti ile nasil bir idari iliski içinde yasayacagi: Bu konu da kesinlikle PKK’yla müzakere edilemezdi. Bu mesele, özgür bir ortamda ve demokratik siyaset içinde Kürtlerin çogunlugunun verecegi bir karardi.
3. Siddetin son bulmasi: PKK’yla müzakereyle çözülebilecek tek konu buydu. Çatismanin durmasi, siddetin son bulmasi, dagdakilerin indirilmesi ve rehabilitasyonu, Öcalan’in ve örgütün lider kadrosunun durumu, silah birakilmasinin yol ve yordami gibi konular elbette PKK’yla pazarlik edilecek ve sonuç olarak PKK’nin silahli bir örgütten siyasi bir örgüte dönüstürülmesi hedeflenecekti.
Simdi ortaya çikan bilgilere ve Yol Haritasi’na baktigimizda Imrali bulusmalarinda ne temel haklarin ne de statü meselesinin masada oldugunu; müzakerelerin mesru sinirlar içinde kaldigini görüyoruz.
Bu isin olumlu ve basarili yani… Ama meselenin bir yani daha var.
Mademki su anda, 6-7 Ekim’de komaya giren süreci diriltmeye ve yeni bir sayfa açmaya çalisiyoruz; meselenin bir baska boyutunu daha konusmamiz gerekiyor.
Malum, PKK için görüsmelerin tikandigi nokta statü konusunda bir söz alamamis olmasi. Ama söz vermemek, bastan yasaklamak, kapilari kapamak anlami da tasimamali.
Devletin PKK ile sanki bütün Kürtlerin temsilcisi imis gibi ‘ statü pazarligi yapmasi ne kadar yanlissa, ‘suna suna izin verilemez’ gibi kesin hükümlü cümleler kurmasi da o kadar yanlistir.
Eger siz, demokratik siyasetin yolunu açacaginizi ve sorunlarin bundan böyle bu platforma tasinacagini vaat ediyorsaniz; bu vaadin hemen arkasindan, bazi konularda kirmizi çizgi çizip ‘izin verilenler ve verilmeyenler’ ayrimi yapmaniz da dogru olmaz. Kirmizi çizgiler sadece vesayet kurumlari tarafindan siyasetçilerin önüne çizildiginde degil; yönetenler tarafindan yönetilenlerin iradelerine karsi çizildigi zaman da yanlistir.
Elbette hiçbirimiz su anda hükümetin siyasi bir süreç içinde sekillenecek olan gelecekle ilgili yorumlar yapmasini, öngörülerde bulunmasini beklemiyoruz; sadece, ‘izin verilemez’ üslubunun hem ilke olarak hem de siyaseten dogru olmadigini söylüyoruz.
Bugünden görmemiz gereken sey, eger bu iki halk birlikte yasayacaksa, bunun mutlaka gönüllü bir birlik olmasi gerektigi ve siyasetin, bu gönüllü birligin hangi temellerde olusacagini belirlemek için elimizdeki tek araç oldugudur
————————————————–
Aksam-15 Kasim
Gülay Göktürk