Jestler dönemi geride kalmis olmaliydi
Yüzüne karsi söyledigim için, bu kösede de rahatça yazabilirim: Hayal kirikligi içindeyim…
Ben Basbakan’dan Dersim’de sembolik adimlar ve jestler degil, esasli açilimlar bekliyordum.
O ugursuz Dersim Harekati’nin karargahi olan askeri kislanin Dersim Müzesi yapilmasi simgesel olarak çok önemli bir karardi süphesiz… Aleviler için kutsal su sayilan Munzur’un adinin üniversiteye verilmesi, dini ziyaret yerlerinin restore edilmesi, dini olarak kutsal sayilan yerlerin HES’ler gibi imar çalismalari yüzünden yok olmamasi için gereken dikkatin gösterileceginin beyan edilmesi, Basbakan’in konusmasinda Tunceli yerine Dersim demeye özen göstermesi, ‘artik devletin resmi ideolojisi olmayacak’ demesi, ‘Simdiye kadar herkes bir seyler sakladi; artik saklanma vakti degil’ cümlesi, ‘Gelin bu devleti beraber bir daha tanimlayalim, birlikte yeni bir toplumsal sözlesme yazalim’ çagrisi, bütün bunlar bundan on yil önce duysak kulaklarimiza inanamayacagimiz seylerdi.
Eger bir basbakan böyle bir konusmayi bundan 5-10 yil önce yapmis olsaydi Türkiye’de yer yerinden oynardi.
Ama 12 yildir iktidarda olan ve 7 tane Alevi Çalistayi toplamis, bu toplanti için büyük beklenti yaratmis bir iktidar için yetersizdi. 2014 yilinda, simgesel adimlar ve jestler dönemi çoktan geride kalmis olmaliydi.
‘Ben hiçbir yerde, Dersim’de açilim paketini açiklayacagim demedim’ diyordu Basbakan. Kendisi dememisti belki ama günlerdir yaratilan hava oydu ve eger yanlis bir beklenti olusmussa, bu beklentinin düsürülmesi için de hiçbir sey yapilmamisti.
‘Psikolojik esigin asilmasi’
Tabii asil soru, yillardir ‘açildik, açilacagiz’ denmesine ragmen bu açilimin neden bir türlü yapilmamasiydi…
Bu sorumuza ‘Öncelikle psikolojik esigin asilmasina ihtiyacimiz var’ diye karsilik veriyor Davutoglu. ‘Yapmaya çalistigimiz sey esas itibariyla bir zihniyet dönüsümü… Yasal ve siyasi etki yaratacak bir hamlelik bir paketten daha ziyade, var olan zihniyeti dönüstürmek…’
Gereken zihniyet dönüsümünün ana fikrini ise söyle anlatiyor: ‘Alevilerin Sünnilerle bir problemi olmamistir, Osmanli’da da olmadi… Bana bir tane Sünni-Alevi çatismasi gösterin; sehirlerde veya daglarda; yoktur. Kimle oldu; devletle Aleviler arasinda, devletin yanlis uygulamalari yüzünden oldu. iki kere oldu, birincisinde baska bir devletle isbirligi oldugu düsüncesiyle Osmanli Devleti’nin ‘ bakin Bektasi kitlesine degil-Anadolu Alevilerine bir baskisi oldu. Ikincisi, 2. Mahmut çagdaslik adina orduyu tanzim ederken Bektasi Ocagi’ni kapatti. Sadece merkezilestirmedi, topa tuttu Bektasi Ocaklari’ni ve yikti.
Peki bunu Sünniler mi talep etti, hayir…
Üçüncüsü de tek parti dönemidir. Tekkeleri, dergâhlari biz mi kapattik, simdi bize tekkeleri dergâhlari açin diyorlar.
Cumhuriyet döneminde devlet Sünnilere de baski yapti. Imam Hatip niye açildi biliyor musunuz; cenaze kilacak imam bulunamadigi için… 20 sene önce seriatla hükmedilen bir ülkede 20 sene sonra cemaate namaz kildiracak, imam bulunamadi! CHP imam hatiplerin kurulusunu böyle izah etti.
Simdi benim dedigim sey su; probleminiz Sünnilerle degil, probleminiz yanlis devlet uygulamalariyla. Gelin bu devleti beraber bir daha tanimlayalim; anayasayi bir daha yazalim.’ Aslina bakilirsa, Alevilerin bekledikleri de de farkli bir sey degil; Bütün inançlara esit mesafede duracak yeni bir devlet ve bunu güvenceye alacak yeni bir toplumsal sözlesme… Benim görebildigim, AK Parti iktidari sonunda Alevilerin siraladigi bütün o talepleri karsilayacak. Sorun büyük ölçüde zamanlamadan kaynaklaniyor. Ama unutulmamasi gerekir ki, zamanlama hatalari bazen yapilan reformlarin kiymetini öylesine azaltir ki, vaktinde yapilsa büyük bir toplumsal heyecan yaratacak olan degisiklikler gecikerek yapildiginda hiçbir etki yapmadan geçip gider…
Ayrimciliga sifir tolerans
Bana kalirsa, Basbakan’in Dersim’de verdigi en can alici mesaj devlette ayrimciligin önlenmesine iliskin olarak söyledikleriydi. Davutoglu bu konuda çok net konustu, bir bakima teminat verdi: ‘Talimat verdim, herhangi bir Alevi sadece kimligi dolayisiyla negatif bir ayrimciliga tabi tutulursa takibini ben yapacagim. Basbakanlik Müstesari’na da söyledim, bir Alevi, Alevi olmasi nedeniyle bir yere atanmadiysa bizzat siz takip edeceksiniz diye. Dese ki ben suraya adaydim, su veya bu sebeple ehliyetim oldugu halde mülakatta elendim, bunu bizzat ben takip edecegim’ dedi.
Simdi sira, yillardir devletten dislandiklari sikâyetini yapan Alevilerde ve tabii demokratik kamuoyunda. Yillardir süren bu genel sikâyeti somut- bireysel sikâyetler haline getirmenin ve pesini kovalamanin zamanidir. Bundan on yil önce, ‘poliste iskenceye sifir tolerans’ vaadinin birkaç yil içinde gerçek olacagini tahmin edebilir miydik?
Ama oldu…
Bu defa niye olmasin?
———————————————
Aksaam-25 Kasim
Gülay Göktürk
