Katil asçi mi, ev sahibi mi?
Suriye, iç savasin üçüncü yilinda ve hiç beklenmedik bir anda, Sam’dan gelen haberlerle bir anda dünya gündeminin birincisi sirasina oturdu.
Sam’in dis mahallelerinden Guta’da geçen hafta kimyasal silah saldirisinda ölenlerle ilgili verilen rakamlar, 100 ile 1500 arasinda degisiyor. Her durumda katliam büyük. Görgü taniklari hastanelerde insanlarin, titreyerek ve agzindan köpükler saçarak can verdigini söylüyor.
Aslinda zaten olayin, bir kimyasal silah saldirisi olduguna süphe yok. Bütün mesele, kim yapti bu vahseti? Rejim mi yoksa Rusya’nin iddia ettigi gibi muhalifler mi?
Ankara’nin düsüncesi
Ankara, elinde somut toprak örnekleri olmasa da saldiriyi rejimin yaptigini düsünüyor. Bu inanis, Basbakan’in hafta sonu Rize’deki demeçlerine de yansidi.
Türkiye’nin böyle düsünmesindeki temel neden, Esad rejiminin geçmiste bazi bölgelerde muhaliflere karsi kimyasal silah kullanmis olmasi. Ankara da Washington da Esad rejiminin birkaç yerde kimyasal silah kullandigini biliyor; ancak cüzi ve Suriye’de askeri bir hamle konusunda son derece isteksiz olan Obama hükümetinin ‘görmezden gelmesine’ imkân verecek kadar kisitli miktarda. (Bes ay önce Suriye konusunda görüstügüm bir ABD’li yetkilinin agzindan ‘Kullanildi ama az miktarda. Biz su anda açiklamiyoruz’ cümlesini isitmisligim var.)
Iki güçlü argüman
Fakat tabii daha önce kullanilmis olmasi, bu saldirinin da Esad rejimi tarafindan yapildigi anlamina gelmiyor. Ya sahiden muhalifler bir dis müdahaleye zemin saglamak için kimyasal silah kullandiysa?
Saldiriyi Esad güçlerinin yapmadigina inananlarin iki güçlü argümani var: Birincisi, rejim tam sahada üstünlük elde etmis, savasi kazaniyorken, neden böyle bir saldiri yapsin? Ikincisi, BM denetçileri Suriye’deyken neden böyle bir risk alsin?
Dün, bazi yetkilileri arayip, aynen bu sorulari yönelttim. Esad rejimi, ahlaken ve askeri anlamda böyle bir saldiri yapma kabiliyetinde mi? Kuskusuz evet. Ancak sahi, neden simdi?
Suriye’yi yakindan izleyen bir yetkili, öncelikle sorumun ‘Esad tam kazanirken…’ bölümüne itiraz etti. ‘Rejimin kazandigi algisi var ancak gerçekte durum bu degil. Evet Kuseyr gibi yerlerde ve simdi Humus’ta rejim güçleri kazaniyor. Ancak Sam’da hâlâ sikismis olduklari yerler var.’ Anladigim kadariyla, sahadaki dehset dengesi hâlâ sürüyor. Ancak muhalefet son haftalarda gelen yeni mühimmat yardimiyla eskisinden daha iyi durumda.
Bir baska yetkili ise, ‘Neden dünyanin gözü önünde yapsin ve kendi sonunu hazirlasin? Irrasyonel bir davranis degil mi bu?’ soruma su yaniti verdi: ‘Bu tarz rejimlerde, sizin bildiginiz anlamda bir rasyonalite yok. Geçmiste neden kullandi? Bazen korkutmak için, bazen de dünyanin bir sey yapmayacagini düsündügü için yapiyor. Bazen de rejim içinde farkli güçler farkli seyler yapiyor.’
Ayni yetkili, muhaliflerin elinde bu ölçekte bir saldiriyi yapabilecek cinsten (örnegin sarin ya da vx) kimyasal silah olmadigini da ekledi.
Örnekler kiyaslanacak
Ankara’nin elinde, Guta’yla ilgili toprak örnegi yok. Ancak bazi cenazeler Suriye disina çikarilmis. Oradan gelen bulgular, BM denetçilerinin Guta’dan alacaklari örneklerle kiyaslanacak…
Amerikalilar Türk mevkidaslarina kimyasal silah kullanildigini dogrulamis, ancak ne yapacaklarina karar vermeden çikip ‘Rejim kullandi’ demek konusunda hâlâ temkinliler.
Ankara’nin nerede durdugu ise net: Türkiye, uluslararasi camianin bu insanlik suçuna karsi ‘daha aktif’ bir pozisyon almasini istiyor. BM karari çikmayacagi için, bu fiiliyatta ‘gönüllüler koalisyonu’ demek. Önümüzdeki günlerde çesitli ülkelerden üst düzey askeri yetkililer, önce Ürdün, ardindan Türkiye’de bir araya gelecek.
Kisacasi Esad rejimine yönelik ‘Kosova usulü’ sinirli hava saldirisi ihtimali, ilk kez ciddi anlamda masada.
Ancak yine de gaza gelmemek, faka basmamak, katilin kim oldugunu dogru tespit etmek sart…
—————————————————–
Milliyet-26 Agustos
Asli Aydintasbas

