Makale

KAYGAN ZEMINE DÜSENLER

Degerli arkadaslar, dostlar,

Olup bitenlerle, gündeme gelen konularla ilgili olarak sik sik, ‘bu konuda bir seyler yazsam mi?’ derim. Elbet eskisi kadar sik olmasa da sitemde bu türden yeni yazilarim çikiyor. Ama zaman zaman da yenisini yazacagima eski yazilarimi paylasiyorum. Çünkü konularin bir bölümü hiç de yeni degil. Olup biten pek çok sey de öyle.

Ben de bugüne dek çesitli konularda o kadar çok yazdim ki…Ressam olsaydim ‘resmini çizmedigim sey kalmadi,’ derdim. Bir rubaimde de söyle demistim: ‘Dostum söylenmeyen, yazilmayan sey mi var?’

Öyle olunca da zaman zaman, tekrar ayni veya benzer seyler yazacagima konuya uygun düsen, hiç de eskimemis olan eski yazilarimdan birini paylasiyorum.

Uzun siyasi hayatim boyunca tanik oldugum olaylardan biri de kaygan zemine düsen tiplerdir. Siyaset, özellikle de tutarli, ilkeli olmayi gerektiren devrimci siyaset, uzun soluk ister. Ama herkes bunu basaramaz. Bazi insanlar kisa ya da uzun bir dönem mücadele saflarinda yürürken, mücadeleye olumlu katkilar yaparken, su ya da bu nedenle kaygan zemine düserler. Yanlis yaparlar ve yanlislarini görüp düzelteceklerine onu savunmaya kalkar, böylece daha derin yanlislara yol açarlar. Diger bir deyisle, içine düstükleri batak onlari çeker.

Ben buna, ‘kaygan zemine düsmek’ diyorum. Kaygan zeminde çirpindikça asagi dogru sürüklenip giderler.

Beraber çalistigim, yola birlikte çiktigimiz veya sonradan katilan insanlar arasinda da ne yazik ki böylelerine çok rastladim. Böyle durumlar benim için de, yürüttügümüz dava için de elbet üzücü idi. Ama üzülseniz de, bunu önlemek için çaba gösterseniz de birçok durumda önleyemezsiniz. Siyaset böyle istir. Bir dava için yola çikilmis olsa da yorulan olur, posta-paraya tamah eden olur, bilerek ya da bilmeyerek yanlisa düsen ve ondan kurtulmayi basaramayan olur.

Geçmiste kaygan zemine düsenlerle ilgili olarak da yazmisimdir.

Yanlis yapanlar, kaygan zemine düsenler, bunu söylediginiz zaman birçok durumda öfkeye kapilir, saldirganlasir, giderek düzeysizlesir, sizi suçlarlar…

Bu asamadan sonra onlari ciddiye almanin bir yarari yoktur. Böyleleri için benim 31 yil önce, 1991’de kaleme aldigim didaktik türden bir siirim var.

Son günlerde yeniden ve yaygin biçimde arz-i endam eden bu türlere karsi söz konusu siiri asagiya aliyorum:

PANZEHIR

Baris ve özgürlük kavgasinda
Basi dik, onurlu, direngen
Bir ersen
Dostun da çok olur, düsmanin da
Kimi de sözde senin kampinda
Oklari sana çevriktir
Kiskanç cüceler, dönekler, serefsizler ordusu
Ama sen çetin ceviz ol
Daha da hirsla saril ise
Tarlani ek-biç, donat ürünlerle
Tüm kötülüklerin panzehiri odur

Mayis 1991

Kemal Burkay

Back to top button