Kemal Burkay: Federal çözüm her iki halkin da yararina

Istanbul Aydin Üniversitesi (IAÜ) Siyaset Akademisi ve Genç Liderler Dernegi tarafindan düzenlenen ve konularinda uzman olan kisilerin sundugu gençlere yönelik seri konferanslardan dördü 15 Aralik günü Ankara Hilton’un konferans salonunda yapildi. Toplantinin ögleden önceki bölümünde konusmaci HAK-PAR Genel Baskani Kemal Burkay’di. Konu ‘Kürt sorunu: dünü, bugünü ve çözüm yollari’ idi. IAÜ Türkiye Arastirmalari Merkezi Baskani Zeynep Banu Dalaman’in moderatörlügünü yaptigi toplanti 1,5 saat sürdü. Burkay, Kürt sorunu ile ilgili 40 dakika süren bir sunum yapti ve daha sonra gençlerin sorularini cevaplandirdi.
Burkay konusmasinda Kürt sorununun 19. Yüzyil baslarinda Osmanli ve Iran devletlerinin merkezilesme egilimi ile birlikte basladigini söyledi. Daha önce Osmanli ve Iran sinirlari içinde özerk biçimde yasayan Kürt beylerinin buna tepki gösterdiklerini ve yasanan çatisma ve direnisler sonunda Kürt beyliklerinin ortadan kalktigini, bunu din adamlarinin, seyhlerin öncülügündeki direnislerin izledigini, Cumhuriyet döneminde de Kürtlerin haklari taninmadigi için sorunun agirlasarak devam ettigini ve bugüne kadar geldigini anlatti.
Burkay konusmasinda Kurtulus Savasi dönemiyle ilgili olarak söyle dedi: ‘Kürtler kendi bölgelerinde, örnegin Maras, Antep ve Süleymaniye’de daha bastan yabanci isgaline karsi direndiler. Sivas ve Erzurum kongrelerinde agirlikli olarak yer aldilar. Mustafa Kemal ve arkadaslari da Kürtlerle ittifak politikasina büyük önem verdiler. Osmanli devletinin çöküse ve dagilmaya ugradigi bu asamada yeni devletin sinirlarini, ‘Türkler ve Kürtlerin çogunlugu olusturdugu topraklar’ olarak nitelediler ve buna ‘Misak-i Milli’ adini verdiler. 22 Ekim 1919 tarihinde Istanbul Hükümeti ile Mustafa Kemal’in basinda oldugu Heyet-i Temsiliye arasinda yapilan protokolle Kürtlerin haklarinin taninacaginin kendilerine duyurulmasi kararlastirildi. 16 Ocak 1923’te Iznik’te yapilan basin toplantisinda ise Mustafa Kemal bir soru üzerine, ‘Hangi livalarin nüfus çogunlugu Kürt ise onlarin kendilerini özerk olarak yöneteceklerini’ söyledi. Ama Lozan’dan sonra Kürtlere verilen sözler tutulmadi. Bu Kürtlerle iliskilerin gerilmesine yol açti ve 1925 Seyh Sait Ayaklanmasi patlak verdi. Bunun ardindan Ankara hükümetinin politikasi daha da sertlesti ve Kürtlere yönelik inkar ve asimilasyon politikasi devreye kondu. Bu da bir dizi yeni ayaklanmaya yol açti.’
Burkay, 1938 Dersim direnisinin bastirilmasinin ardindan Kürdistan’da görece olarak bir sükunet saglandigini, ancak 1950’li yillarin sonlarindan itibaren Kürtlerde hak taleplerinin yeniden canlandigini ve devletin baski mekanizmasinin da buna karsi harekete geçtigini anlatarak ’49’lar Davasi’ni, 12 Mart ve 12 Eylül darbelerini örnek verdi. Ayni dönemde Kürt hareketiyle birlikte canlanan sol hareketin ve bir bütün olarak ülkenin demokrasi güçlerinin de ezildigini; ancak hem Kürt halkina hem de Türk halkina büyük bedellere mal olan bu politikanin bir sonuç vermedigini, Kürtlerin mesru hak isteklerinin siddetle bastirilmasinin karsi siddete yol açtigini ve ülkenin bir siddet sarmalina girdigini söyledi.
Burkay, Gelinen asamada sorunun çözümü için degisik yöntemlere gerek oldugu düsüncesinin her iki tarafta da ortaya çiktigini dile getirdi ve söyle dedi: ‘Adil bir çözüm ancak esitlik temelinde olabilir. Bize göre bu federal bir çözümdür. Bunun dünyamizda çesitli örnekleri var. Biz de kendi ülkemizin kosullarina uygun bir biçim bulacagiz. Elbet bu bir anda olmayacaktir. Çözüm istemeyenler, savasa kosullanmis olanlar, yani baris karsitlari içerde de disarida da var ve bunlar direnecekler. Bu nedenle süreç inisli çikisli olacaktir. Ülkeyi barisa ve çözüme ulastirmak için sabirla çaba göstermek gerekir. Bunun için öncelikle silahlar karsilikli susmali. Devletin güven verici adimlariyla birlikte PKK silahlari tümden birakmali. Anadilde egitim, Kürt kimliginin taninmasi ve yerinden yönetim ilkesi yeni anayasada yer almali.’
Burkay daha sonra gençlerden gelen sorulari cevaplandirdi. Gençlerden birinin federal çözümle ilgili olarak, ‘Ben Atatürkçüyüm, ülkemin bölünmesini istemiyorum. Bana göre bu ülkede yasayan herkes Türktür ve böyle bir sey Türk halkinin yararina degil,’ tarzindaki sözlerine Burkay söyle cevap verdi: ‘Kürt halkinin özgürlesmesi Türk halkinin zararina degil, aksine yararina. Böylece Türkiye barisa ve demokrasiye ulasacak, ekonomik ve sosyal yönden hizla gelisecek. Adil ve esitlikçi bir çözüm her iki halkin da yararinadir. Federal çözüm bölünme degil, birlikte yasamanin biçimidir.’
Toplantinin bitiminde IAÜ Siyaset Akademisi adina Burkay’a tesekkür edildi ve bir plaket verildi.
15 Aralik 2012
Dengê Kurdistan


