Makale

Kendini ‘bir sey’ zannetmek

‘Siz kendinizi ne saniyorsunuz!’ hitabi, güç ve iktidarin bünyesine dair çok ciddi sorunlarin isareti.

Ayrica politik-psikolojisi kat kat derinlerde isleyen çok sarsici bir laf. Herkes yolunu sasirabilir, haddini yani siniri asabilir. Bu laf bir kükreme gibi muhatabina yapisir: ‘Sen kendini ne saniyorsun!’ Bir soru cümlesi gibi ama degil: ‘Hop, orda dur bakalim!’ O kadar sik ve yaygin kullanilmasi hiyerarsinin aksamasindan, iliskilerin laçkalasmasindan. Herkes haddini-hududunu bilse, ait oldugu yerde dursa, güç ve otoriteye beklendigi sekilde boyun egse bu kadar sik kullanilir mi? Sonrasi var mi? Gücünüz yetiyorsa elinize sopayi alip, ‘Allah yaratti’ demeden girismekten baska?

Erdogan kocaman sarayiyla, bulundugu makamin mehabetiyle, çevresinde hazirolda duran erkâniyla iktidar sahibi gibi görünüyor; ancak çagimizin mesrutî monarsilerinin krallari gibi bir türlü muktedir olamiyor. Parlamenter sistemi ‘bekleme odasi’na alsaniz da, fiilen anayasada yer almayan baskanlik yetkileri kullansaniz da, her gün medyada magazin sanatçilari gibi yüksek performansli gündemler olustursaniz da sözünüz geçmiyor, hükmünüz yürümüyor. Cumhurbaskani, o kadar iddiasina ve havasina ragmen hükmedemiyor, kararlari ve talimatlari dönüp duran siyaset çarklarinin ne istikametini ne de isleyisini degistiremiyor. Iktidar tekerlegi, avara kasnak gibi boslukta dönüyor.

Cumhurbaskanini görünürdeki onca iddiasina ragmen kusatan, etkisizlestiren, bu yüzden de hiddetlendiren bir ‘muktedir olamama’ sorunu var. Erdogan, dogrudan kendisine bagli medya gücüne ve tapuya kayitli partisine ragmen güç ve iktidar üretemiyor; dolayisiyla yönetemiyor.

Hiç hükmünü yürüten bir güç, ekonomi biçak sirtinda sallanirken Patronlar Kulübü’nün baskani hanimi, düpedüz eski hesaplari hatirlatip alenen ‘defterini dürmekle’ tehdit eder mi? Genelkurmay’in ‘takdirlerini sundugu’ Içisleri Bakani’nin küçümseyerek de olsa kabul ettigi bir ‘yarali asker tasima’ olayini toptan yok sayar mi? HDP’yi ve Demirtas’i bir kenara birakin, hakikatin ve devletin tek oldugunu kabul edin: Devletin kurumlarindan gelen rivayet tam üç tane; hangisine inanacaksiniz? Genelkurmay’a mi, Içisleri Bakanligi’na mi, Cumhurbaskani’na mi?

‘Kabatas yalani’na, bu yalani söyleyenler de dahil Erdogan’dan baska sahip çikan kaldi mi? Çaglayan saldirisini, Erdogan’in bize sundugu gibi ‘mezhep dayanakli bir örgütün isi’ olarak gören kimse var mi? Agri olayina hepimiz onun gibi baksak, memleketin hali nice olur? Hizmet Hareketi’ni ‘terör örgütü’ olarak yaftalayinca, yillanmis amansiz düsmanlari bile ‘hani silah, hani terör örgütü?’ diye sormuyor mu? Yeni Safak’in yayimladigi ve toplumun mizah ihtiyacini büyük ölçüde karsilayan sahte belgeleri referans gösterip ‘gerçek’ muamelesi yapan Erdogan’dan baska ‘devlet yetkilisi’ gördünüz mü? Siraladigimiz her esasli soru, basli basina bir iktidarsizlik sebebi: Inandiriciligini tamamen tüketmis bir güç nasil muktedir olabilir? Evet nasil?

‘Kontrol kaybi’ tabiri, geçici bir durumu ifade ettigi için hafif kaçiyor, karsimizda düpedüz temmuz günesi görmüs gibi eriyen, buzdan yapilma bir iktidar gökdeleni var. Bu iktidar Davutoglu’na sira gelmedigi için dogrudan Erdogan’in elinde tükeniyor. Bütün yollar tüketilmis, yerine yeni bir sey koymak, yeni iktidar üretimine girmek de mümkün görünmüyor.

Erdogan’i o kadar öfkelendiren, TÜSIAD Baskani’nin çizdigi Saray’in içi bosalmis ve sahiciligini kaybetmis iktidarinin ülkeyi sürükledigi istikrarsizlik ve kaos tablosu olmali. Gerçek olup olmadigini anlamak için, Türkiye’nin istikrarsizlik endisesini tetikleyen bütün gündemlerinden Erdogan’in terazinin ‘kriz’ kefesine koydugu agirligi kaldirmayi deneyin. Geriye istikrarsizlik ihtimali kaliyor mu?

Iktidar yetkisini elinde tutanlarin muktedir olamama ve iktidar üretememe sorunu var. Sebep, son iki yildir iktidarin kendini yenileyecegi mesrûiyet çemberini seri cinayet gibi pes pese islenen hukuksuzluklarla daraltmasi. Bu kadar hukuksuzluk, iktidar üretmeyi ve yönetmeyi de imkânsiz hale getiriyor; dolayisiyla herkes kendini ‘bir sey’ zannetmeye basliyor, sözün bir degeri ve iktidarin üstünlügü kalmiyor.

——————————————-

Zaman-16 Nisan

Mümtazer Türköne

Back to top button