Makale

Kim oldugumuzun bilincinde miyiz ki, sikâyet edelim

Daha birlikte yasamanin nasil olacagini bile halledememisiz.

Daha nasil adaletli olacagimizi, birbirimize.

Insan gibi üretmeyi, insan gibi ülesmeyi de.

Biz ne düsünüyorsak, dogru oymus meger.

Biz ne biliyorsak, o kadarmis bilgi de.

Her seyin ölçüsü kendimizmisiz sadece.

Su devletçiligimize, su kraldan çok kralciligimiza da bakin hele!

Çagdas insan hiç devletten yana olur mu? Bunu bile henüz kavrayamamisiz.

Kendilerini devletle özdes tutan insanlar, sosyopolitik bilinçleri sorunlu olan kimselerdir.

‘Allah devleti basimizdan eksik etmesin’ demek, kölenin efendisine duydugu bagliligin kul kültürü refleksinden sizagelen bir kalintisidir.

Devlet, kendisinden panzehir üretecegimiz zehirli bir yilan gibidir sadece.

Toplum olarak denetimimiz altinda tutmazsak, gün gelir bizi sokar.

Bu yüzden insanlik, ‘Fransiz Sosyal Devrimi’ ile ‘Ingiliz Sanayi Devrimi’nin bileskesinden dogan ve paydasinda ‘aydinlanma’ bulunan ‘demokrasi’yi, buna bir çare olsun diye icat etmistir.

Örnegin, degisimin tezgâhlarinda ilmik ilmik dokunarak sekillenen Bati kültürü, tarihsel olarak ‘özgürlük, esitlik, kardeslik’ esaslariyla yogrularak, bir yüzyil içinde ‘cadi yakmak’tan ‘köleligin reddolunacagi’ bir çagdasliga dogru evrilecek ve insani baz alan bugünkü demokratik dünyanin temellerini atacaktir.

Ama biz onu da kendimize benzeterek, devlet erkinin emrine ve önceligine tahsis etmisiz.

Özne, birey ve onlarin özgür birlikteliginden dogan toplum degil, gene devlet gene devlet olmus, dönüp dolasip.

Türkiye, çagdaslasma adina iddiali oldugu koskoca 20.yy’da, yazik ki nal toplamaktan öteye gidememistir.

Aydinlanmanin ve demokrasinin biricik amaci bütün herkesin özgür olmasi iken; bizde çagdas geçinenler, konjonktüre göre hangi grubun eline geçmisse onun borusunun öttügü bir devleti yüceltmeyi marifet saymislardir.

Örnegin, Cumhuriyet ideolojisi olarak ortaya konan Kemalist Baticilik, bu ölçülerde hüsrana ugramasaydi; bugün itibariyle devleti ele geçiren yeni dindar nesiller, belki de Dogu’ya simdiki gibi bir tepkimeyle bu denli yönelmeyebilirlerdi.

Çünkü Kemalist- militarist devletçiler, Gaudi’nin bitmeyen ‘La Sagrada Familia Katedrali’nin insasindaki gibi yürüttükleri sürekli devlet erkini güçlendiren bir ideolojik anlayisla, Atatürk’ü sömürmeyi tercih ederek, onu dahi despotik Dogululuklarini örten bir aparat gibi kullanmislardir.

Yere göge koyamadiginiz devlet artik Erdogan’in kollarindadir ve ondan medet ummak, Erdogan’dan medet ummakla esdegerdedir.

Eger zamaninda demokrasiyi ölçü alsaydiniz, bireyin ve sivil toplumun gelismesini ve haklarini her seyin üstünde tutsaydiniz; siyasal iktidara kim gelirse gelsin, bu ifratlarda bir güç tekelinin sahibi olamayacagini da görürdünüz.

Oysa simdi Erdogan;

‘hukuku engelliyor’ ama Yasama, halkin degil devletin bir organi olmaktan öteye gidemedigi için onu seyretmekle yetiniyor;

‘adaleti engelliyor’ ama Yargi, kararlarini halktan degil devletten yana verdigi için onun agzinin içine bakmaktan baska bir sey yapmiyor;

‘hükümetin kurulmasini engelliyor’, lâkin Yürütme’yi halk degil o tayin ettigi için bakanlar, tören mangasi erleri gibi göz ucuyla ondan hiza aliyorlar;

‘sandiktan çikan halkin iradesini engelliyor’, fakat sözde seçilmis görünen 550 vekilden hiçbirisi iki aydan fazla zaman geçtigi hâlde ortalikta gözükmüyorlar, çünkü güç aldiklari kaynak halk degil, devlet;

‘hepimizin ensesinde boza pisiriyor, babasinin çiftligindeymis gibi at oynatiyor’, çünkü demokrasi bilinci yesermemis, sivil toplum olusmamis.

Sadece çesitli etnik, dinî ve mezhebî kamplara bölünmüs, kul kültürü aliskanliklari serdeden, çogu yurttaslik bilincinden yoksun bir karakalabaliklar sürüsü sözkonusu.

Ama zebanilerle isbirligi yaparak bu cehennemi savunan devletçi kafa, hâlâ yerli yerinde duruyor ve o fasaryadan sayginligini hiç sektirmeden koruyor.

Yahu ne zaman akillanacagiz be!

——————————————-

Taraf-10 Agustos

Namik Çinar

Back to top button