Makale

Kiyamet Yakindir

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulusuyla birlikte Türk yöneticileri, nevi sahsina münhasir -kendine özgü- bir insan tipi yaratma çabasi içine girdiler.

Malum, Osmanli toplumu yetmis iki buçuk miletten olusan dünyanin en renkli toplumlarindan birisiydi. Türkiye Cumhuriyeti de bu renklilik üzerine kuruldu. Türk yöneticileri bu çok renkli toplumu, tek renkli bir topluma dönüstürmek istediler, bir üniter devlet ve toplum kurdular. Yaratiklari bu yeni toplumu, Türklük, Müslümanlik, Hanefi Mezhepçiligi ve kapitalizm kimlikleri üzerine oturttular. Buna da Atatürkçülük adini verdiler.

Bu durum geregi her yurttas, Türk, Müslüman, Hanefi olmak, kapitalizmi savunmak ve bunun disinda kalan tüm kimliklere de karsi çikmak zorundaydi. Bunu saglamak için ülke genelinde akil durduran bir terör politikasi estirdiler.

Bu yeni siyaset esyanin tabiatina, diger bir deyisle, akla ve mantiga aykiriydi. Öyle ya! Ülkede bulunan Kürt, Arap, çerkez, Laz v.s. nasil Türke dönüsecekti? Hiristiyan ve Museviler nasil Müslümanlasacakti? Aleviler nasil Sunnilesecekti? Kiçinda donu olmayan isçiler, köylüler, emekçiler nasil kapitalist olacakti?

Kemalistler akla ve mantiga uygun olmayan bu anlayisi polisin jopu, askerin tüfegi, bürokrasinin sopasiyla insanlarin beynine kazdilar. Çogulcu toplumu tekil hale getirmek için yapmadik zulüm birakmadilar.

Çevrilen sistematik propagandalarla insanlarin beynini yikadilar, bilincini kararttilar, hedef sasirtmasi yasatilar, kendine yabancilastirdilar. Bu uygulamalar sonucunda Kürt Kürtlügünden, köylü salvarindan, isçi nasirli ellerinden, Alevi inancindan utanir hale geldi. Kendi kimliklerinden uzaklasip egemen ideolojinin kimligini savunmaya basladilar. Kimileri düzenin azili militani haline bile geldiler.

Bu irkçi, söven, fasist projeye karsi çikanlara, kimligini savunanlara karsi yasak, baski ve siddet uyguladilar. Zaman zaman kitlesel katliamlar yaptilar. Evler, köyler, ormanlar yakilip yikildi. Ezilen kimliklerin itirazlari, direnisleri ve savasmalari sonucunda bazi kazanimlar elde edildi. Ama isin özü hala degismis degil.

Yine de meydana gelen her degisikligin ciddi sonuçlar doguracagina inaniyorum. Bu arada, dindarlarin Kemalistlere karsi yaptigi son hamlenin beni çok etkiledigini itiraf etmeliyim.

Hepinizin bildigi gibi, türbanli kadinlarin ordu evlerine girmesi yasakti. Bir dügün, dernek, herhangi bir kutlama, bir ziyaret nedeniyle de olsa türbanli kadinlarin bu mekanlara girmesi kiyamet alameti sayiliyordu.

Bir kaç ay önce, ‘Türk Derin Devleti makas degistiriyor.’ isimli bir yazi yazmistim. Bu yazimda, Türk Derin Devletinin yüz yildan beri Kemalist kadrolar eliyle yönetildigini, AKP iktidarinin bu kadrolari atip, yerine dindar insanlari yerlestirmeye basladigini yazmistim. Eger mümkünse ve zamaniniz varsa o yaziya bir göz atmanizi öneririm.

Hele bir düsünün, bundan böyle isteyen her subay ve assubay kadin, resmi ve sivil tüm mekanlarda türban takabilecek. Hiç kimse onlari ikna odalarina götüremiyecek, asagilamayacak, sorguya çekemiyecek, ötelestiremiyecek, yargilamiyacak ve cezalandiramiyacak.

Kim ne derse desin, bu gelisme de bir kiyamet alametidir. Kanimca ilerde bu tip alametler daha da artacaktir.

Örnegin ilerki günlerde, Kara Kuvvetleri Genel Komutanliginda Regaip Kandilinin kutlandigini, Deniz Kuvvetleri Genel Komutanlignda hatim indirildigini, Türk Genel Kurmay merkezinde ise mevlud-i serif okundugudu, burada türbanli bir kurmay subayin elinde lokum tepsisiyle, diger bir kurmay subayin de elinde limon kolonyasiyla dolastigini bir düsünün. Korkmayin, korkmayin, bir sey söylemiyin ve yapmayin, sadece düsünün…

‘Böyle sey olmaz mi?’ diyorsunuz. Olur, hem de bal gibi olur. En iyisi gelin hep beraber bir fatiha okuyalim. ‘Kemalizmin ruhuna el fatiha. ‘ Allah kabul etsin. Amin…..

Yilmaz Çamlibel

Back to top button