Makale

Kiz kardesim Zarife’yi kaybettim

1968 Dogumlu kizkardesim Zarife’yi, son iki yildir bogustugu ilet; kanser hastaligi sonucu, 28 Kasim 2023 tarihinde Devr-i alemini fiziken degistirip aramizdan ayrildi. On kardesin yedinci numarasi olan Zarife’miz, ilk dogdugu günden itibaren, gidinceye kadar hep iyilik yapmaktan, fedakâr, kendinden çok sevdiklerini dostlarini, ailesini dogadaki tüm canlilara karsi hep hassas ve yardim severdin. Kendini çogu zaman unutacak kadar baskasini düsünen, sevdiklerine karsi çok hassastin. Her düsünce, inanç ve kimliklerdeki arkadasiyla iyi geçinen, Kürt alevi inancina bagli kirklar kapisinda yürüyüp yasamini 54 yasinda tamamlayan Zarife bacim bizden fiziken ayrildi.

Yasami boyunca çalisan, köyüne topraklarina gittiginde adeta yeniden dogan Zarifem. Son yolculugunu da planlayarak; Sirf kimse zahmet çekmesin, yollara kendisi için düsmesin ve bir tek oglu yasam kaynagi olan, oglu Ozan’in gidip gelecegi Mersin’de topraga verildi.

Son yolculugu Kürt Alevi gelenek göreneklerine göre yapildi. Kendisinin arkasinda hiç agitlar yakilmasini istemese de, ablalari ve bacilari olarak bizler bulundugumuz yerde o matemi yasadik, onun yasadiklari sevinçleri üzüntüleri birlikte yasanmisliklarimiz anilarimiz bir bir canlandi. Gülüsleri, agrili anlari, çaresiz kaldigi ama sizilarini dahi gizlemeye çalissa da dirençli olsa da yüzünün her mimigine yansiyan acilari gözlerimin önünde, çigligi yakarisi annemizi çagirisi ve biraz rahatlayinca, dünyanin en mutlu insaniydi.

Oglu ve gelin-kizi Ekin, sevdigi dostlari, hayat arkadasi ve her an yani basindaki Pakize ve Sebile ablalari can dostlariyla vakit geçirmek için direndi, direndi. Etrafinda olup biten duyarsizliklara, yasamin maddi yönüne kargasasinda ömür törpüleyen zavallilara hiç takilmadan. Nezaketle sadece dinler gibi olsa da yillardir etrafinda kendisine bir sey katmamislari görse de bagimlilik haline dönmüs iliskilere hiç isyan etmedi. O kendi büyük ve çekirdek ailesine sahip çikmaktan hastalikli döneminde de hiç vazgeçmedi.

Kendini unuturcasina yasamina dokunan her insana kostu. Kendini adeta adadi.

Evet, Zarifem;

Zarifemi kendi gözümde az da olsa anlatmaya gayret gösterecegim. Seni anlatabilmek zor olmasa gerek. Çünkü her zaman mütevazi ve sah sahadan uzak sürekli kendi dogdugu topraklarda yasam arzusu olan hep iyi arkadasliklar ve biriktirmisliklerin kalabalik geçen son yolculugunda da kendini hissettirdi.

Güzel insanlar; güzel dostluklar biriktirdin. Para pul, mal mülk pesine araba, ev pesine düsmeden yasadin. Kendine yapacagin yatirimi bogazindan kesip, otuz yillik emegini bir çirpida harcayacak kadar ucuz olanlarla kahirlandin paylasmasan da yüregindekileri ben dahil olmak üzre gözlerindeki o isilti hayat dolu kadin gitmis baska biri olmustun son alti ay içinde buna ragmen, en sizili döneminde dahi isyan etmedin.

Kahirlarini, sizilarini içine attin. Ve o topraklardaki aci kahir çekmeyen her kadin gibi senin de yaralarin kendinden degildi sadece, en güzeli de insanliga el uzatacak yardim edecek meslegi seçmis henüz 18 yasindayken hemsirelik meslek hayatina baslamistin.

Hatirliyorum bugünkü gibi mutlu oldugun anlari; Ozan’inla geçirdigin vakitlerdi. Ve bacin Songül-Ferhat ve Jinda ile geçirdigin son yillardaki güzel günler ve oglunun yasam dayanaginin sana bir gelin kizin Ekin’i de katinca artmisti. Yasam nefesin nesen olmus. Dostlarinla ve bacilarinin varligiyla hayatin keyfini çikardin son nefesine kadar. Pakize ablanla son arzularini dilendirmen ve son nefesinde ‘ben çok huzurluyum’. Deyisin. Yüregimizi acimizi azaltiyor olsa da senin gidisine alismak zaman alacaktir.

Caninin agrisiyla bogusurken etrafinda tekrardan ibaret konusulanlar her gün her ayni tekrarlar artik kulaklarini da agirlastirmisti. Ruhun ve bedenin yorgun düsürmüstü.

Iki uzun kara saçli örgülü fedakâr bacimi yormustu. Ruhunun yorgunlugunda bedenindeki degisimi hissetmekte geciktirmisti seni. Her kadinin yasadigi cografyamizin fedakâr kadinlarindan yasamak isteyene hep yardim eli uzatan bir hemsireydin gerçek bir baci ve dosttun.

Kendine ait sirlarin, düsüncelerin ve sevgi öfkelerinle çikip gittin. Güle güle. Ruhun bedenin gittigin yerde toprak basta olmak üzere, bundan böyle hiçbir sey seni incitmesin. Gidisinde ve yoklugunu yasadiklarimiz birlikte yaptigimiz sohbetleri hatirlayarak teselli ediyorum kendimi.

Günlerce elim klavyeye gitmedi. Beynim kilitlenmis, aldigim yatistiricilarla yasama ve senin gidisinle her sabah uyandigimda günaydin ve günün isigini görmeni dileyen yüregim. On gün sonra yokluguna alismayacaktir. Ancak ruhum ve bedenim seni içimde hissederek birlikteligimizi sürdürüyorum. Bu bir oyun gibi ama iyi bir oyun olmadigini da bilincindeyim. Yasam da kendi basina bir oyun ve bizler de figüranlariydik. Yasamin yazi kisi, iyi kötü günü mutlu ve acili günler hep vardi olmaya devam edecek. Yani basimdaki doksanlik bilgeye sordum. Acilarin üstesinden nasil gelinir. O da yasamin akan bir nehir oldugunu, o nehir içinde birer balik isek, o halde bizler sabaha dogacak günese bakarak. Kendini egiterek. Aciyla kayiplari da ögretir insan kendinse. Evet yasam içinde fiziken aramdan ayrilan senin yokluguna anilarda yasatmayi ögretecek gücü bulmaya çalistim. Zor, zaman alacak bir durum. Ama yasam sürüyor. Sensiz bu yasam nehrinde bogulmadan devam etmek için kulaç atmaya devam.

Sahi neden senin Hasret Ismini kim koymustu. Candan olan canim, caninin bir parçasi annede olur derler. Bizde canin yarisi yetisme tarzimizdan mi? Genis büyük bir aileye sahip olmaktan midir? Onun üstünde çok durmuyorum. Ancak, biliyorum senin caninin yarisi bacilarinlaydi hep.

Baci ve sevdiklerinle, o canlar mutlu olunca bendeki can da mutlu ve huzurluydu diyordun. O canlar acidikça, senin can onlardan katlarca fazla acir ve sizlardi. Tipki simdi biz bacilarin cani senin için acidigi gibi.

Bu kardes olmanin birlikte yasanmislik güzel ve zor günlerin ürünü bir duygunun sonucundandi.

Soguk kis günlerinde, tüm evlerimizin karla kapatildigi, bir tek salonda olan sobanin tüm evi isitmaya çalistigi bu çocukluk günlerinde, bir kedi yavrusu gibi birbirlerinin koynuna girip birbirinin nefesiyle ve vücudunun sicakligiyla disardan pencere araliklarindan gelen buz gibi rüzgara karsi karakis gecelerinde sabahin zifiri karanliginda uyanip, elini yüzünü buz tutmus musluklarin akmasini bekleyen ve akan buz gibi suda, uzun kara saçlarini tarayip iki örügüyle ve don lastigi ve bulunmussa kaytan beyaz veya kirmizi kurdelesiyle baglanan saçlarin vardi.

Oh! ne harikaydi, nasil bir mutluluk, buharlasmis sirmasi çikmis aynadan o parildayan yüzündeki bir çift parlayan gözlerindeki çapagi silmek ve dünyayi aydinlik görmek ve o sabahin sicakliginda, ‘waqê urce ‘ ‘ diyen ablanin sesi.

O buz kesmis gecenin ardinda, ocakta kaynayan demlikteki çayin buhari ve atesin sicakliginda; çökelik postundan çökelek, peynir küpünden peynirleri çikaran, tüplü ocakta çaylar kaynatilmis, killer ve mutfak olan içinde sömüne-bugünlerde romantik bir araç olan, ocagin atesinin yandigi mutfakta yer sofrasinda toplanip sabaha mutlu ve heyecanla basladik hep.

Deri postan çikan çökelek ve sonbahardan bütün yaz boyunca çalisilip, sagilan koyun keçi sütünden elde edilmis ve özenle kisa hazirlanan tomast yogurt ve kaymak karisimi tomasti yemek mutlulugun ve o karakisin en direnç veren seyleriydi.

Bir de, kan kirmizisi koca çaydanlikta kaynayan onlarca çocugu doyuran yer sofrasi üzerinde indirilen tahtadan Xonçe ve büyük bakir sininin üzerine indirilen çay bardaklari, disardaki havanin soguklukla içerde kaynayan çayin buhariyla buharlasmis bardaklar kirilmasin diye, bir bardaga doldurulan sicak suyun tüm bardaklardan geçirildikten sonra özenle çatlayip kirilmasin diye doldurulan çayin sicakligi ve okula kavusmanin telasiyla yenilen sabah kahvaltisi bir ailece ortak meditasyon yoga alaniydi.

Geriye dönüp o günleri düsününce. O yasanmisliklar hafizamdan silinmis saniyordum. Ama simdi sabah kalkip bu mektubu bacim Hasret’e yazmaya baslayinca o an içerdeki kokudan, seslerden disardaki soguk rüzgârin sesi, yagan karin, çatilardan sarkan buzlarin yere düsüsünde çikardigi ses. Oldugu kimi zihnimde canlandi.

Hep birlikte; öglen okuldan dönünce, günesin pariltisiyla karin üzerinde yarattigi isilti ve kokuyla birlikte, damdan sarkan sarkik buzlardan birini koparip dondurma yer gibi yemenin, o buzun dudaklarini uyusturmasindaki tatli sizi ve karin temiz ve su damlalarinin olusturdugu temiz buz parçalarinin tadi simdi üretilen genleriyle oynatilmis gidalardan daha lezzetli dondurma tadindaki buzun ve karin tadi.

Bacim Zarifem,

Yasam içinde mutlu ve caninin acidigi anlar çok oldu. Her kadin gibi. Ama bu son aci seni bizden ayirdi. Senden geriye kalan, bana her firsatta ondan baska dosta, kimseye ihtiyacim olmadigini hatirlatan… Canimin diger yarisi… Karsiliksiz, beklentisiz ve saf, temiz duygularla kalbimi açtigim… Karsiliginda bana kalbindeki sicak sevgiyi adayan… Ne kadar sansliyim ki dogdugum günden bu yana bir gün yalniz birakmadin. Ne kadar sansliyim ki sen hiç elimi birakmadin.

Güldügümde benimle gülen, agladigimda benden çok cani yanan, düstügümde benimle düsen ama benden önce kalkan, her karanligi aydinlatan canim ablam… Ne kadar güzel insanin hayatta senin gibi gel dedigimde sorgusuz sualsiz gelen, git dedigimde kalan ve gidiyorum dedigimde bende geliyorum diyen bir ablasi olmasi. Seni çok özlüyorum. Her kalp atisimda, her nefesimde var olmaya devam edeceksin. Bana derman oldun. Ama ben, senin yarana derman, agrilarina sizilarina çare bulamadim. Olmadim.

Üzgünüm. Çok üzgünüm. Gözyasim da seni kurtarmadi. Dualarimiz kurtarmadi derken. Bugün acilarin son buldugu için kendimi ikna etmeye çalisiyorum. Senin nasil aci çektigine en çok Pakize ve Sebile abla ve oglun, esin ve arkadaslarin sahit oldular. Onlara da sabir diliyorum. Biliyorum. Hepsinin yüregi sizliyor cani aciyacak bir süre daha. Ama güzel anilarin disinda o son kötü anlari hiç hatirlamak istemiyorum. Hatirlarsam senin de üzülecegini hissediyorum.

Birlikte yaptigimiz tatil ve köy hayallerini seni yanimda hissederek zor da olsa yerine getirmeye ve her zerkana, deste, merga memiye, kömeye, balkonumuzda oturup, karsida Heser baba’nin üstünde ayin dogusuna aydinligina senin içinde bakmaya ve sicak bir çay da senin için içmeyi sürdürecegim.

Köydeki çocukluk arkadaslarinla, seni seven tüm kardes ve bizi ziyaret eden kuzen yegen ve akrabalarla seni yad edecegiz. O güzel yüreginin sicakligini içimizde ve gözlerimizden asagiya akan yanagimizi yakan gözyaslariyla bir süre daha hasretlik çekerek sürdürecegiz.

Ve senin bize biraktigin en degerli hediye; Ozan ve Ekin’i hep sevmeye devam edecegim.

Sen de orada yani basindaki, anne, baba, dedelerin, Serdar, Erdal ve diger güzel canlarla bizim kulaklarimizi çinlatirsin. Bizlerin sizi özledigimizi bize katiklarinizla yasam yoluculugunu sürdürdügümüzü anlatirsin.

Bizden de selam söyle tüm canlarimiza.

Ruhunuz sad Devr-iniz daim yeriniz karêrin bereketli kutsal topraklarinda sana verdigi huzurdan daha fazla olsun. Rahat uyu. Seni hep özleyen kiz kardesin Necla.

Not: Degerli dostlar, büyüklerim beni bu acili zamanda yalniz birakmadiniz. Mesajla, Telefon ve bizzat evimi ziyaret ederek acimi benimle paylasan tüm akraba, dost ve arkadaslarima bir kez daha kalben tesekkür ediyorum. Sag olun var olun. Hepinize saglikli bir yasam diliyorum.10.12.2023

Necla Çamlibel

Back to top button